Takip et: Tüp Bebek Forum | Facebook | Twitter

Buradasınız: Anasayfa » Bebek, Gebelik » Hamilelikte 13 Problem ve Çözümü

HAMİLELİKTE 13 SORUN VE ÇÖZÜM,

Hamilelik Tüp bebek

Hamilelik Tüp bebek

Bir varlığın, küçücük bir insanın oluşma¬sında aracı olmak, 1 yıla yakın bir za¬man zarfında onu karınımızda sımsıkı muhafaza etmek ve ömrünüzün sonuna ka¬dar bu kopamayacak parçanızı sevgi¬nizle beslemek .. Anne olmak bu kelimelerin de yetersiz kaldığı, anlatılması çok güç bir duygu aslında.  Tüp bebek tedavisi ile artık bu mümkün…Bu duygular içerisinde çocuklu bir yaşama adım atmak, yani anne olmak bir kadın için hayatının en önemli deneyimle¬rinden ve görevlerinden biridir. Bu kutsal gö¬revin ilk aşaması olan hamilelikte, anne adayı çok özel duygular hissetmenin yanı sıra pek çok sorunla karşılaşabilir. Bu dönemde karşı¬laşılabilecek en önemli 13 sorunun neler oldu¬ğunu, nasıl geliştiğini ve nasıl önlemler alın¬ması gerektiğini uzman doktorumuz sizler için anlattı.


İDRAR KAÇIRMA

Nasıl gelişir?
İdrar kaçırma, idrarın kontrolsüz olarak dışarı çıkması şeklinde tarif edilebilir. Hamilelik ve hamilelik dışı idrar kaçırmalar temelde ya idrar çıkışını kontrol eden kas demetlerinin iyi çalışmamasına bağlı olarak öksürüp hapşırmakla ya da idrar torbasının aşırı imitasyonuna bağlı olarak sıkışma hissi ile birlikte tuvalete yetişme ihtiyacının ön planda olduğu şekilde gözlenebilir.
Tüp bebek merkezinde yapılan tedaviden sonra hamilelikte kan hacminin artması ve buna bağlı böbreklerden süzülen kan miktarının artış göstermesi nedeniyle saatlik idrar yapımı artar. Ancak hamilenin rahmi ile idrar torbası arasındaki yakın komşuluk rahim mesanesine yukarıdan bastırır. Hamilelik haftası arttıkça idrar torbasıda yukarı doğru çekilir. Bu gibi idrar torbası konumunun değiştiği durumlarda idrarın tam olarak boşaltılamamasına bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonları daha sık görülür. İdrar yolu enfeksiyonları mesane iç duvarını olumsuz etkileyerek mesane kaslarının is¬temsiz kasılmasına ve ani sıkışma hissi ile birlikte idrar tutulmasının kontrol edilememesi ile birlikte idrar kaçırmaya neden olur. Bazen me¬sanenin büyüyen rahim ile birlikte yukarı asıl¬ması idrar çıkışını kontrol eden kasların dizilimini etkileyebileceğinden etkili kasılmayı önleyerek öksürük hapşırık gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda idrar kaçışına sebep olabilir. Daha önceden normal doğum yapmış veya aşırı kilolu bayanlar, kas rahatsızlığı olanlar, sık idrar yolu enfeksiyonu olan hamilelerde de id¬rar kaçırma daha sık görülür. Hamileliğin ileri haftalannda ise artık bebek doğum kanalına girmeye başladığından idrar torbasına baskı yapar. İdrar torbası kapasitesi azalır. Sık idrara çıkma ve idrar kaçırma görülür.
Öneriler
Böyle bir durumun varlığı aslında çoğu za¬man tüp bebek tedavisini yapan doktordan gizlenir. Çünkü idrar kaçırma, toplumda ayıp olarak değerlendirilir ve çoğu hasta idkar kaçırdığını söylemek istemez. An¬cak hamilelik de  karşılaşılan bu durum, risk fak¬törleri ortadan kaldırıldığında çoğu zaman dü¬zelir. Basit bir idrar yolu enfeksiyonunun teda¬visi, çoğu irritasyona bağlı sıkışma hissini ve idrar kaçırma durumunu önleyebilir. Çoğu ha¬mile bu tür enfeksiyonların tedavisinde ilaç kullanmak istemez. Oysa bilinmelidir ki idrar yolu enfeksiyonu olduğu halde tedavi edilmezse erken doğum riski olabilir. Lokal enfeksi¬yonlar rahim içeriğini ve fetal yapıları etkileyebilecek derecede ciddi br hal alabilirler. Hatta ileri haftalarda amniyotik suyu gelmeye başla¬yan hamileler bunu fark etmeyip idrar kaçırdık¬larını zamedebilirler ve bu nedenle fetal yapıların enfeksiyonu ile beklenmeyen erken doğumlar gözlenebilir.
KABIZLIK
Nasıl gelişir?
Tüp bebek sonrasında hamilelik, kadının yapısının değiştiği yeni bir ortamın kurulduğu bir sistem olarak düşü¬nülmelidir. Bu değişiklikler içerisinde kabızlık çoğu hamilede sıkça karşılaşılan durumlardan birisidir. Temelinde değişen hormonal denge, tüketilen besinlerin değişmesi ya da kullanılan ilaçlar olabilir.
Hamilelikte artan progesteron hormonu düz kas üzerinde rahatlatıcı, kasılmayı önleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle düz kas hücrelerin¬den oluşan içi boşluklu organlarda örneğin bağırsaklar, safra kesesi, idrar taşıyan kanallar gibi yapılarda gevşeme söz konusudur. Ka-bızlıkla ilgili olarak gevşeyen ve hareketi azalan bağırsaklarda dışkı daha uzun süre kalır. Bu artan süre nedeniyle içerisindeki su miktarı vü¬cuda geri emildiğinden kıvamı sertleşir ve atıl-ması zorlaşır. Kullanılan bazı vitamin ve demir ilaçları bağırsak sistemi üzerine kabızlığı artırıcı etki gösterebilirler.
Öneriler
Hamileler bol su içmelidirler. Bu, altın ku¬raldır. Su alımının artmasıyla hem bağırsak ha-reketleri artar hem de dışkı içeriğinin yumuşa¬ması sağlanır. Aşırı kabızlık durumunda ise dışkı yumuşatıcı ilaçlar ya da lavmanlar hami¬leliğe zararı olmadan güvenle kullanılabilirler. Bol sebze, meyve ve lifli gıda tüketimi de ba¬ğırsak hareketlerini artırarak kabızlığı önleye¬cektir.


HEMOROİT

Nasıl Gelişir?
Kilolu olmak, kabızlık ve buna bağlı ıkın¬malar, hamilelik haftasının büyümesiyle karın iç basıncının artması, çoğul hamilelikler, damar sisteminin hormonlar etkisiyle genişleyip akımlarının azalması gibi durumlar hemoroit oluşumunu arttırır.
Değişen hamilelik fizyolojisi nedeniyle düz kas içeren bağırsak dokusu gibi damar dokusunda da genişlemeler ve gevşemeler olur. Artan kan miktarı, karın içi basıncın artması ve kabızlığa bağlı aşırı ıkınma gibi durumlarda makat çevresi damarlarda genişlemeler oluşarak hemoroitin oluşmasına neden olur.
Öneriler
Yumuşak gıdalar ile beslenme, kabızlığın gaita yumuşatıcılar hemoroit oluşumunu önleyebilir. Hemoroitler bazen içlerindeki kasın pıhtılaşması ile ağrı oluşumuna yol açabilir. Gerekli olgularda cerrahi müdahale önerilebilir. Oturma banyoları hemoroit sancısını azaltabilir.


MANTAR ENFEKSİYONU

Nasıl gelişir?
Hamilelik, değişen hormonal denge nedeniyle vajinal enfeksiyonların, özellikle de mantar enfeksiyonlarının artış gösterdiği bir dö¬nemdir. Değişen akıntı özelliği ve vajinal ortam dengesinin değişip vajinal ph dengesini asidik ortamda tutan yararlı bakterilerin azalmasıyla mantar enfeksiyonu baş gösterir.
Mantar mikrobu aslında vücudumuzda devamlı yaşayan bir organizmadır. Ancak çoğalması vücut tarafından alınan önlemleri azaltılır. Vajinal ph değerinin asidik olması ile bu asiditeyi sağlayan özelleşmiş mikroorga¬nizmaların (Laktobasiller) vajinada bulnması mantar enfeksiyonlarını önler. Ancak hamilelikte annenin bağışıklık sisteminde bir miktar zayıflamanın olması, süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenme, hamilelikte kan şekeri düzeylerinin artış göstermesi, idrar yolu patojen¬lerinin artması gibi durumlar mantar enfeksiyonunu oluşumuna zemin hazırlar.

Öneriler
Kontrolsüz vajinal enfeksiyonların olası fetal yapılara ulaşabileceği düşünülerek mutlaka doktora haber verilmelidir. Akıntı şikayeti ya¬nında kaşıntı, idrar yaparken yanma gibi şikayetler olabilir. Hamilelikte mantar tedavisi için sistemik ilaçlar yerine, lokal etkili, kana geçen ilaç miktarının çok az olduğu fitiller kullanılabi¬lir. Bazen mantar enfeksiyonunu tedavi ede¬cek antibiyotikli fitiller yerine o bölgede Laktobasil miktarını artıracak doğal yapıda fitil şek¬linde ilaçlar da kullanılabilir. Ancak tedavi ile geçmeyen, nükseden durumlarda vajinal en-feksiyon açısından kültür alınarak ileri tetkik yapılması gerekir. Süt ve süt ürünleri Laktobasil üremesini çoğaltacağından hamilelerde va¬jinal va¬jinal kandada enfeksiyonunun önlenmesinde etkili olduğu düşünülür.
KAŞINTI
Nasıl gelişir?
Başarılı bir Tüp bebek tedavisi sonrasında hamilelerde kaşıntı karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına bağlı olabileceği gibi der- motolojik olarak cildin kuruması, çatlaklar oluşması nedenryie de görülebir. Kaşıntı cildin gerilmesine bağlı karın bölgesinde ya da ödem nedeniyle bacaklarda ve el özerlerinde daha fazla olabilir.
Hamilelikte karaciğer enzimlerinin artrması nedeniyle kaşıntı miktarında artış olabilir. Ba¬zen alerjen gıdaların (örneğin yumurta gibi) aşırı tüketilme durumunda karaciğer üzerine olumsuz etkileri nedeniyle kaşıntı oluşumu görülebilir.
Öneriler
Kaşıntı şikayeti olduğunda tüp bebek merkezlerindeki doktorla görü¬şü lmelidir. Karaciğer fonksiyon testleri kontrol edildikten sonra her şey normal ise cildin kuruluğuna bağlı kaşıntılar nemlendirici losyonlar  giderilebilir.
CİLT PROBLEMLERİ
Nasıl gelişir?
Kanda artan hamilelik hormonları, özellik¬le östrojen hormonu; ciltte kızarmalar, damar genişlemeleri, kırmızı benler, avuç içi kızarıklık, yüzde kızanklık yapabilir. Hamilelikte melanin sentezi artışına bağlı yüzde maske görünümü olabilir. Karında gerilmeye bağlı çatlaklar olu-şabilir.
Kilo alımının artması ile birlikte esneyeme- yen cilt altı bağ dokusunda yırtılmalar olur. Bu nedenle cildin inceldiği bölgelerde alttan ge¬çen damarsal yapılar nedeniyle kırmızı renkte
çizgiler oluşur. Bu çatlaklar doğum sonrası beyazlaşır, ancak ortadan kaybolmaz, Bunun için çeşitli kremler uygulanabilir. Fakat oluşma eğiliminde ise ne yazık ki bunu önlemek pek de mümkün değildir. Yüzde görülen hamilelik maskesi ve karın ortasında görülen kahveren¬gi çizgi, artan melanin hormon sentezine bağ¬lıdır. Çoğu leke, geri dönüşlü olsa da doğum sonrası bazen iz kalabilir. Bu lekeler güneşten korunmalıdır. Kanda östrojen artışı ile el avuç¬larında ve yüzde burun etrafında ya da karın¬da kırmızı ben şeklinde oluşumlar gözlenebilir. Hepsi geri dönüşlüdür. Karaciğer rahatsızlıkla¬rında rahatsızlıkla¬rında ciltte safra asiti birikimi nedeniyle kaşıntı ve buna bağlı kaşıntı izleri olabilir. Cilt kurulu¬ğu yine sıkça görülebilir.
Öneriler
Kuruluk için bol su içmek, çatlak oluşumu için losyon kullanmak ve ciidi tahriş edecek derecede şiddetli kaşımalardan uzak durmak gerekebilir.
KRAMPLAR
Nasıl gelişir?
Bebeğin büyümesiyle rahmi yerinde tutan bağların gerilmesi kramp olarak algılanır, ileri haftalarda ise rahmi doğuma hazırlayan hazır¬lık sancıları kramp şeklinde belirti verir. Bağır-saklar, idrar yolları problemleri nedeniyle de kramplar hissedilebilir. Bacaklardaki kramplar ise çoğunlukla magnezyum ve kalsiyum ek¬sikliği nedeniyle olur, Bazen sinir sıkışmaları ve bel fıtığı da kramplara yol açabilir.
Hamilelik materyali büyümeye başladığın¬da ilk haftalarda hamilelerde sanki regl ola¬cakmış gibi kasık ağrısı olabilir, Bu henüz ha¬mileliğe adapte olmayan rahmi yerinde tutan bağ dokularının gerilmesi nedeniyledir, ileri haftalarda ise vücutta su miktarının artması ile ellerde, ayaklarda yer çekimi etkisiyle ödem artar. Bu ödem ve benzeri dolgu maddelerinin yumuşak dokularda artması nedeniyle uzuvla¬ra giden sinirlerde sıkışmalar izlenebilir. Dirsek¬teki sinir sıkışması elde ve kolda hissizlik, ağrı, uyuşma yapabileceği gibi, bacaklardaki sinir sıkışmalarında bacak krampları gözlenebilir. Yine kalsiyum ve magnezyumdan fakir bes¬lenme durumunda kas krampları görülebilir. Vaktinden önce rahim kasılmalarının başlama¬sı çoğu hastada fark edilmez olabilirken bazı hamilelerde kramp şeklinde algılanabilir.
Öneriler
Diyette kalsiyum, magnezyum alınması, süt ürünleri ve yeşil yapraklı sebze tüketilmesiyle sağlanabilir. Kalsiyum ve magnezyum içeren ilaçlar hamilelikte rahatlıkla kullanılabilir. Ödem nedeniyle ayaklardaki şişlikler ayaklan yukarı kaldırıp istirahat ettirmek ya da buz kompresi uygulayarak azaltılmaya çalışılır. Si¬nir sıkışmaları ise çok ciddi olmadıkları durum¬larda önemli değildirler. Ancak sıkışma nede¬niyle nörolojik olarak tanı konulan uzuvda fonksiyon kaybı olacak düzeyde ciddiyet oldu¬ğu durumlarda küçük cerrahi müdahalelerle sinir serbestleştirilmesi yapılabilir.
REFLÜ
Nasıl gelişir?
Hamilelikte artan progesteron hormonu etkisiyle bağırsaklarda görülen gevşeme mide ve yemek borusu bileşkesinde de izlenir. Rah¬min büyümesi ile iç organların mideyi sıkıştır¬ması, çok sık ve fazla miktarlarda beslenme gibi durumlarda mideden yemek borusuna kaçış artar. Yemek borusuna gelen mide içe¬riği ağza kadar gelebilir ve asit içeriği nedeniy¬le hem yanma hem de ağızda acı tat bırakma hissi olabilir.
Yağlı gıdalar, çikolata, karbonhidratlardan zengin beslenme, protein içeriği az gıda ile beslenme, sık ve fazla miktarda yemek yeme mide boşaltılmasını yavaşlatan durumlardır. Hamilelikte zaten mide boşaltımının yavaşladı¬ğı düşünülecek olursa bu koşulların artan ka¬rın içi basıncı ile reflüyü artıracağı düşünülebi¬lir. Yatar pozisyonda olma reflüyü daha da ar¬tırır.
Öneriler
Az ve sık beslenme, protein içeren gıdala¬rın alınması, yağlı gıdalardan uzak kalma, ye-meklerden sonra yatmanın engellenmesi, ya¬tarken başın yüksek yastıklar ile desteklenme¬si önerilebilir. Mide yanması durumlarında ra¬hatlatıcı anti asit şuruplar sınırlı olarak tüketile¬bilir.
KANSIZLIK
Nasıl gelişir?
Öncelikle tüp bebek tedavisi başlangıcında ve hamilelikte artan su miktarı ne¬deni ile kanda rölatif olarak kırmızı kan hücre azalması olur, yani kan sulanır. Ayrıca annede artan kan hücre yapım miktarı ve fetal kan ya¬pımı nedeniyle de demir ihtiyacı artar. Depo demirin yetersiz kalması ya da demir içeren besinlerden uzak kalmak gibi durumlarda an¬nede kansızlık olmaya başlar. Hamilelikte gö¬rülen vajinal kanamalar fazla miktarda oldukla¬rında yine anemiye yol açarlar.
Hamilelikte total vücut suyunun artması her dokuda olduğu gibi damar sisteminde de dola-şan kanda su miktarının artmasına neden olur. Kan hücresi yapımı artmasına rağmen su artı-şındaki rölatif fazlalık, hamilelikte aslında total miktarı yeterli düzeyde olmasına rağmen he-moglobinde azalmaya neden olur. Ancak eşlik eden depo demir yokluğunda, sürekli olan kan kayıplarında ya da yetersiz demir içeren gıda¬lardan oluşan diyet alınmasında hemoglobin değerlerlndeki düşüş daha fazla olur. Bu du¬rumda anemi dediğimiz sorun ortaya çıkar.
Öneriler
Anemik olan anne kolay yorulur, iştahsız¬dır, baş ağrısı, depresyon, keyifsizlik hali, cid¬di durumlarda çarpıntı hissi gözlenebilir. Yapı¬lacak tetkik basit olup kan sayımından ibaret¬tir. Kan sayımında ciddi düşüklük görülen an¬ne adaylarına demir takviyesi gerekir. Hamile¬lik komplikasyonu olan ani ve ağır vajinal ka¬namalarda ise kan transfüzyonu gerekir
BEL AĞRILARI
Nasıl gelişir?
Hamilelik haftası ilerledikçe vücut postürünün değişmesi ve eklem hareketliliğinin art¬ması ile oluşur. Hamilelikte İlerleyen haftalarda doğuma hazırlık olarak kanda plasentadan yapılan bir-takım hormonlarda artış oltır. Bu hormonlar özellikle kalça ve bel bölgesindeki eklemleri etkiler. Tüp bebek  tedavisinin başarısı sonrasındaki bel ağrısının önemli bir nedeni de ha¬milelik yaşıyla beraber vücut postürünün de- ğişmesidir. Hamilelerin karnının öne doğru çı¬kık olmasıyla bel kavsi daha da artar. Bu du¬rum kalça ve bacak kemiklerine binen yük dağılımını bozar ve ağrı oluşur.
Öneriler
Yatarak istirahat etmek, hareket araların¬da uygun pozisyonlarda mola vermek, uyur¬ken bacak arasına yastık yerleştirmek ve bel bölgesini desteklemek, ovalayıcı masaj yap¬mak ve gerekli olduğu durumlarda paraseta mol içeren ağrı kesicileri almak önerilebilir.


MİDE BULANTISI VE KUSMA

Nasıl gelişir?
Hamilelikte değişen hormonal denge eğer kişide ülser, gastrit yoksa bulantı ve kusmanın yegane nedenidir. Kusmanın şiddetli olduğu durumlarda vücut suyunda kayıp yaşanır. Mi¬de sıvısı içerdiği elektrolit yükü nedeniyle önemli bir depodur. Bu deponun azalması eş¬lik eden elektrolit dengesizliklerine neden ola¬bilir. Kusma ve bulantı nedeniyle hamile yemek yiyemez ise, anne bebeğini beslemek için kendi enerji depolarını kullanır. Bu gibi du¬rumlarda kanda keton adını verdiğimiz enerji¬si düşük yakıt miktarı artar. Ancak çoğu doku bu enerji maddesini kullanamaz. Aşırı kusma¬ya bağlı annede halsizlik, baş dönmesi ve kan asit yapımında artış olur. Bu durum önce an¬neyi etkiler. Daha ciddi durumlarda ise bebe¬ği etkileyebilir. Su kaybı fazla olan annelerde ateş yükselmeye başlayabilir.
Öneriler
Günde 3′ten fazla kusması olan anneler mutlaka doktora başvurmalıdırlar. Gerekirse serum tedavisi ile vücut su açığının dengelen¬mesi gerekebilir. Bulantı için ise az az sık bes¬lenme, yataktan kalkınca kuru bisküvl-galeta, birden aşırı sıvı alımının önlenmesi önerilebilir. Sulu gıdalar fazla ve birden tüketildiğinde mi¬de gerilmesine bağlı kusmayı tetikleyebilir. Bu nedenle kuru gıda önerilir. B vitaminlerinin desteği alınabilir. Ciddi durumlarda mide bu-lantısını önleyen ilaçlar anneye verilebilir. Aşırı tatlı, acı, tuzlu ve şekerli gıdalardan uzak dur-mak gereklidir.
PREEKLAMPSİ
Nasıl gelişir?
Plasenta adını verdiğimiz yapının anne da¬marları ile olan ilişkisinin uygun biçimde oluş-maması durumunda annede tansiyon yük¬sekliği olur.
Önceden bilinen tansiyon yüksekliği olan hamilelerde ve tansiyon şikayeti ilk defa ha-milelikte ortaya çıkan hastalarda preeklamp- si-eklemsl dediğimiz durum ortaya çıkabilir. Hem anne hayatını tehlikeye attığından hem de fetal gelişmeyi olumsuz etkileyeceğinden anne ve bebek için ciddi komplikasyonlara yol açabilen bir durumdur. Kanda pıhtılaşma¬yı sağlayıcı hücrelerin azalması, idrarda pro¬tein kaybı buna bağlı özellikle yüzde ve eller¬de ödem olması, yüksek tansiyon varlığı, tan¬siyona bağlı baş ağrısı, karaciğer ve böbrek gibi organların fonksiyon kaybı, nöbet geçir¬me gibi durumlar olabilir. Yüksek tansiyona bağlı organ hasarları görülebilir. Bebek yeterli beslenemediği İçin gelişme geriliği saptanabi¬lir. Annenin hayatını korumak için erken do¬ğum yaptırmak gerekebilir ve bu durum be¬bek hayatını olumsuz etkileyebilir.
Öneriler
Doktora her gittiğinde tansiyon ölçümü ve kilo alımının takip edilmesi gerekir. Hızlı kilo alı¬mı, önceden tansiyon yüksekliği şikayeti olan¬lar ya da ailede benzer durumların, olduğu du-rumlarda dikkatli olmak gerekir. Hamileler ev¬lerinde haftada en az 2 kez sabah ve akşam tansiyon değerlerini ölçtürmelidirler. Hızlı kilo alınmamalıdır. Tansiyon yüksekliği saptanan hastalara tansiyon düşürücü ilaçlar başlanma¬lıdır. Tansiyon değeri çok yüksek olan ve an¬ne için hayati tehdit oluşturan durumlarda do¬ğum yaptırılmalıdır.
TÜKRÜK BEZİNİN FAZLA ÇALIŞMASI
Nasıl gelişir?
Hamilelikte değişen hormonlar, vücut sıvı¬sında artış olması ve bazen psikolojik neden-lerden dolayı tükürük salgısında artış olur.
Hamilelerin yüzde 5 kadarında tükürük miktarında değişik miktarlarda artış görülür. Tükürük bezlerinin aşırı çalışması nedeniyle olan ve çoğunlukla zararsız olan bu durum, bazen mide asit içeriğinin artması, gastrit, bu¬lantı, kusma durumlarında da görülür.
Öneriler
Bebeğe zararı olmayan bu durum genellikle 5. Aya kadar devam eder ve sonra geçer. Dişleri fırçalamak, ağız hijyenine dikkat etmek, sık ve az yemek ve bol sıvı tüketmek bu sorunu hafifletir. Mide asidini azaltan ilaçları kullanmak da fayda vardır.

izmir İlaçlama
Pet bardak su
kaynak suyu
böcek ilaçlama
istanbul ilaçlama
istanbul ilaçlama
seo
pet bardak su
akrep ilaçlama

Bu Yazıyı Paylaş !!!

© 2011 Tüp Bebek – Tüp Bebek Merkezi , İnfertilite, Tüp Bebek Yöntemleri , Ankara Tüp Bebek , Kadın hastalıkları, İstanbul tüp bebek merkezleri, tüpbebek, tupbebek · Takip et:YazılarYorumlar · İletişim · Forum ·Site haritası

izmir İlaçlama Pet bardak su kaynak suyu böcek ilaçlama istanbul ilaçlama istanbul ilaçlama seo doğal kaynak suyu akrep ilaçlama