<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tüp Bebek - Tüp Bebek Merkezi , İnfertilite, Tüp Bebek Yöntemleri , Ankara Tüp Bebek , Kadın hastalıkları, İstanbul tüp bebek merkezleri, tüpbebek, tupbebek &#187; Gebelik</title>
	<atom:link href="http://www.tupbebegim.org/category/gebelik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tupbebegim.org</link>
	<description>Tüp Bebek</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 13:21:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Erken Menopoz</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2011/03/12/erken-menopoz-2/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2011/03/12/erken-menopoz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Mar 2011 20:46:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=971</guid>
		<description><![CDATA[Erken Menopoz Erken Menopoz Nedir? Menopoz genellikle 40 yaş ve üstü bayanlarda görülür fakat erken menopoz dediğimiz ise 40 yaş altı bayanlarda görülmektedir. Erken menopoz oranı düşüktür şöyle ki 100 bayandan sadece birinde görülmektedir. Erken menopoz tanısı konulan hastaların yaşayabileceği sağlık problemlerinden dolayı hastaların normal menopoz süresine kadar tedavi görmeleri gerekmektedir. Biz burada genel olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Erken Menopoz</strong></h2>
<p><strong>Erken Menopoz Nedir?</strong></p>
<p>Menopoz genellikle 40 yaş ve üstü bayanlarda görülür fakat erken  menopoz dediğimiz ise 40 yaş altı bayanlarda görülmektedir. Erken  menopoz oranı düşüktür şöyle ki 100 bayandan sadece birinde  görülmektedir. Erken menopoz tanısı konulan hastaların yaşayabileceği  sağlık problemlerinden dolayı hastaların normal menopoz süresine kadar  tedavi görmeleri gerekmektedir. Biz burada genel olarak erken menopoz  hastalığı ve sebeplerinden bahsedeceğiz. <img class="alignleft size-full wp-image-972" title="ereken_menepoz" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2011/03/ereken_menepoz.jpg" alt="" width="300" height="305" />Eğer erken menopoz dönemine  girmiş hasta iseniz mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir ve  sizlere uygun olacak hormon destek tedavisi uygulayacaklardır. Erken  menopoza girdiğinizden emin değil veya kesin teşhis isterseniz, erken  menopoz tanısı kanda beyinden salgılanan FSH, LH ve yumurtalıklardan  salgılanan E2 hormonlarının düzeyleri ile konmaktadır.</p>
<p>Kadınlarda yumurtalıkların yaşam süresi yaş ile ters orantılıdır  ayrıca kullanılan genel bir tıbbi tabir ise doğmadan yaşlanan organ  olmasıdır. Şöyle ki daha kız çocuk annesinin karnında ve gebeliğin 20.  haftasında iken her yumurtalığında yaklaşık 2-3 milyon yumurta vardır Bu  oran 40’lı yaşlara geldiğinde ise 10.000’e düşmektedir. Bunun sonucu  olarak 40 yaşından sonra yumurta sayısının çok fazla azalmasıdır bu  durumda hormon üretmeme, menopoz, adet görmeme gibi fiziksel olaylar  oluşur.</p>
<p><em><strong>Erken Menopozun Nedenleri?</strong></em></p>
<p><strong>Genetik Nedenler</strong></p>
<p>Bazı hastalarda genetik sorunlardan kaynaklı erken menopoz dönemine  girebilmekteler. Erken menopoz dönemine girmiş bayanların büyük bir  kısmı bu nedene bağlıdır. Genetiksel hastalık olduğu için ailede bu  sorunu yaşayan varsa daha dikkatli olmalıdırlar ve mümkünse çocuk sahibi  olmayı ertelememeleri gerekebilir. Şuanda kesin tedavi yöntemi  olmamakla birlikte alternatif tedavi yöntemleri gelişmektedir.</p>
<p><strong>Yumurtalıkların Virüse bağlı Enfeksiyonları</strong></p>
<p>Yumurtalıklar bazı hastalıklardan dolayı etkilenmektedir ve  yumurtalıkların azalmasına sebep olmaktadırlar. Bunlar arasında örnek  vermek gerekebilirse kabakulak gibi hastalıklar olabilir. Eğer virüse  bağlı enfeksiyonlardan kaynaklı menopoz belirtileri yaşıyorsanız  hekiminize başvurmanız gerekmektedir.</p>
<p><strong>Diğer Erken Menopoz Nedenleri</strong></p>
<p>Kanser tedavisi gören bayanlarda kemoterapi, radyoterapi gibi  tedaviler bağışıklık sistemini zayıflatma ve bağışıklık sistemine dair  sorunlar yaşanılabilmektedir bu durum yumurtalıklara zarar  verebilmektedir. Bu tip tedaviler görüyorsanız erken menopoz riski  altında olabilirsiniz.</p>
<p>Erken over (yumurtalık) yetmezliği hastalarda da bazı hastalıklarla  birlikte erken menopoz risk altında olabileceğini hatırlatalım.</p>
<p><strong>Erken Menopoz Tedavisi</strong></p>
<p>Erken menopozun yoğun yaşanılan sebeplerine değinmiştik. Net olarak  bir tedavi yönteminden bahsedebilmek için tanının kesin olması  gerekmektedir. Bu durum her hastaya göre farklı bir tedavi yöntemi  uygulanabileceği anlamına gelmektedir. Bahsettiğimiz üzere en sağlıklı  yöntem doktorunuza başvurmaktır.</p>
<p>Erken menopoz dönemine girmiş bayanlarda çocuk sahibi olmak  isteyenlerin kanda FSH ve LH düzeylerine bakılmalı, FSH/LH oranı 1’den  küçük ise yumurtalıkları uyarıcı ilaçların verilmesi denenmelidir.</p>
<p>Ayrıca erken menopoz yaşayan bayanların %10 ila %20 arasındakilerin bu hastalığı doğal olarak atlattıkları da unutulmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2011/03/12/erken-menopoz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte 13 Problem ve Çözümü</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2011/01/20/hamilelikte-13-problem-ve-cozumu/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2011/01/20/hamilelikte-13-problem-ve-cozumu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Jan 2011 08:31:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=947</guid>
		<description><![CDATA[HAMİLELİKTE 13 SORUN VE ÇÖZÜM, Bir varlığın, küçücük bir insanın oluşma¬sında aracı olmak, 1 yıla yakın bir za¬man zarfında onu karınımızda sımsıkı muhafaza etmek ve ömrünüzün sonuna ka¬dar bu kopamayacak parçanızı sevgi¬nizle beslemek .. Anne olmak bu kelimelerin de yetersiz kaldığı, anlatılması çok güç bir duygu aslında.  Tüp bebek tedavisi ile artık bu mümkün&#8230;Bu duygular [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAMİLELİKTE 13 SORUN VE ÇÖZÜM,</strong></p>
<div id="attachment_948" class="wp-caption alignleft" style="width: 316px"><img class="size-full wp-image-948" title="hamile_tup-bebek" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2011/01/hamile_tup-bebek.jpg" alt="Hamilelik Tüp bebek" width="306" height="400" /><p class="wp-caption-text">Hamilelik Tüp bebek</p></div>
<p>Bir varlığın, küçücük bir insanın oluşma¬sında aracı olmak, 1 yıla yakın bir za¬man zarfında onu karınımızda sımsıkı muhafaza etmek ve ömrünüzün sonuna ka¬dar bu kopamayacak parçanızı sevgi¬nizle beslemek .. Anne olmak bu kelimelerin de yetersiz kaldığı, anlatılması çok güç bir duygu aslında.  Tüp bebek tedavisi ile artık bu mümkün&#8230;Bu duygular içerisinde çocuklu bir yaşama adım atmak, yani anne olmak bir kadın için hayatının en önemli deneyimle¬rinden ve görevlerinden biridir. Bu kutsal gö¬revin ilk aşaması olan hamilelikte, anne adayı çok özel duygular hissetmenin yanı sıra pek çok sorunla karşılaşabilir. Bu dönemde karşı¬laşılabilecek en önemli 13 sorunun neler oldu¬ğunu, nasıl geliştiğini ve nasıl önlemler alın¬ması gerektiğini uzman doktorumuz sizler için anlattı.</p>
<p><strong><br />
İDRAR KAÇIRMA</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
İdrar kaçırma, idrarın kontrolsüz olarak dışarı çıkması şeklinde tarif edilebilir. Hamilelik ve hamilelik dışı idrar kaçırmalar temelde ya idrar çıkışını kontrol eden kas demetlerinin iyi çalışmamasına bağlı olarak öksürüp hapşırmakla ya da idrar torbasının aşırı imitasyonuna bağlı olarak sıkışma hissi ile birlikte tuvalete yetişme ihtiyacının ön planda olduğu şekilde gözlenebilir.<br />
Tüp bebek merkezinde yapılan tedaviden sonra hamilelikte kan hacminin artması ve buna bağlı böbreklerden süzülen kan miktarının artış göstermesi nedeniyle saatlik idrar yapımı artar. Ancak hamilenin rahmi ile idrar torbası arasındaki yakın komşuluk rahim mesanesine yukarıdan bastırır. Hamilelik haftası arttıkça idrar torbasıda yukarı doğru çekilir. Bu gibi idrar torbası konumunun değiştiği durumlarda idrarın tam olarak boşaltılamamasına bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonları daha sık görülür. İdrar yolu enfeksiyonları mesane iç duvarını olumsuz etkileyerek mesane kaslarının is¬temsiz kasılmasına ve ani sıkışma hissi ile birlikte idrar tutulmasının kontrol edilememesi ile birlikte idrar kaçırmaya neden olur. Bazen me¬sanenin büyüyen rahim ile birlikte yukarı asıl¬ması idrar çıkışını kontrol eden kasların dizilimini etkileyebileceğinden etkili kasılmayı önleyerek öksürük hapşırık gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda idrar kaçışına sebep olabilir. Daha önceden normal doğum yapmış veya aşırı kilolu bayanlar, kas rahatsızlığı olanlar, sık idrar yolu enfeksiyonu olan hamilelerde de id¬rar kaçırma daha sık görülür. Hamileliğin ileri haftalannda ise artık bebek doğum kanalına girmeye başladığından idrar torbasına baskı yapar. İdrar torbası kapasitesi azalır. Sık idrara çıkma ve idrar kaçırma görülür.<br />
Öneriler<br />
Böyle bir durumun varlığı aslında çoğu za¬man tüp bebek tedavisini yapan doktordan gizlenir. Çünkü idrar kaçırma, toplumda ayıp olarak değerlendirilir ve çoğu hasta idkar kaçırdığını söylemek istemez. An¬cak hamilelik de  karşılaşılan bu durum, risk fak¬törleri ortadan kaldırıldığında çoğu zaman dü¬zelir. Basit bir idrar yolu enfeksiyonunun teda¬visi, çoğu irritasyona bağlı sıkışma hissini ve idrar kaçırma durumunu önleyebilir. Çoğu ha¬mile bu tür enfeksiyonların tedavisinde ilaç kullanmak istemez. Oysa bilinmelidir ki idrar yolu enfeksiyonu olduğu halde tedavi edilmezse erken doğum riski olabilir. Lokal enfeksi¬yonlar rahim içeriğini ve fetal yapıları etkileyebilecek derecede ciddi br hal alabilirler. Hatta ileri haftalarda amniyotik suyu gelmeye başla¬yan hamileler bunu fark etmeyip idrar kaçırdık¬larını zamedebilirler ve bu nedenle fetal yapıların enfeksiyonu ile beklenmeyen erken doğumlar gözlenebilir.<br />
<strong>KABIZLIK</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Tüp bebek sonrasında hamilelik, kadının yapısının değiştiği yeni bir ortamın kurulduğu bir sistem olarak düşü¬nülmelidir. Bu değişiklikler içerisinde kabızlık çoğu hamilede sıkça karşılaşılan durumlardan birisidir. Temelinde değişen hormonal denge, tüketilen besinlerin değişmesi ya da kullanılan ilaçlar olabilir.<br />
Hamilelikte artan progesteron hormonu düz kas üzerinde rahatlatıcı, kasılmayı önleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle düz kas hücrelerin¬den oluşan içi boşluklu organlarda örneğin bağırsaklar, safra kesesi, idrar taşıyan kanallar gibi yapılarda gevşeme söz konusudur. Ka-bızlıkla ilgili olarak gevşeyen ve hareketi azalan bağırsaklarda dışkı daha uzun süre kalır. Bu artan süre nedeniyle içerisindeki su miktarı vü¬cuda geri emildiğinden kıvamı sertleşir ve atıl-ması zorlaşır. Kullanılan bazı vitamin ve demir ilaçları bağırsak sistemi üzerine kabızlığı artırıcı etki gösterebilirler.<br />
Öneriler<br />
Hamileler bol su içmelidirler. Bu, altın ku¬raldır. Su alımının artmasıyla hem bağırsak ha-reketleri artar hem de dışkı içeriğinin yumuşa¬ması sağlanır. Aşırı kabızlık durumunda ise dışkı yumuşatıcı ilaçlar ya da lavmanlar hami¬leliğe zararı olmadan güvenle kullanılabilirler. Bol sebze, meyve ve lifli gıda tüketimi de ba¬ğırsak hareketlerini artırarak kabızlığı önleye¬cektir.</p>
<p><strong><br />
HEMOROİT</strong><br />
Nasıl Gelişir?<br />
Kilolu olmak, kabızlık ve buna bağlı ıkın¬malar, hamilelik haftasının büyümesiyle karın iç basıncının artması, çoğul hamilelikler, damar sisteminin hormonlar etkisiyle genişleyip akımlarının azalması gibi durumlar hemoroit oluşumunu arttırır.<br />
Değişen hamilelik fizyolojisi nedeniyle düz kas içeren bağırsak dokusu gibi damar dokusunda da genişlemeler ve gevşemeler olur. Artan kan miktarı, karın içi basıncın artması ve kabızlığa bağlı aşırı ıkınma gibi durumlarda makat çevresi damarlarda genişlemeler oluşarak hemoroitin oluşmasına neden olur.<br />
Öneriler<br />
Yumuşak gıdalar ile beslenme, kabızlığın gaita yumuşatıcılar hemoroit oluşumunu önleyebilir. Hemoroitler bazen içlerindeki kasın pıhtılaşması ile ağrı oluşumuna yol açabilir. Gerekli olgularda cerrahi müdahale önerilebilir. Oturma banyoları hemoroit sancısını azaltabilir.</p>
<p><strong><br />
MANTAR ENFEKSİYONU</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Hamilelik, değişen hormonal denge nedeniyle vajinal enfeksiyonların, özellikle de mantar enfeksiyonlarının artış gösterdiği bir dö¬nemdir. Değişen akıntı özelliği ve vajinal ortam dengesinin değişip vajinal ph dengesini asidik ortamda tutan yararlı bakterilerin azalmasıyla mantar enfeksiyonu baş gösterir.<br />
Mantar mikrobu aslında vücudumuzda devamlı yaşayan bir organizmadır. Ancak çoğalması vücut tarafından alınan önlemleri azaltılır. Vajinal ph değerinin asidik olması ile bu asiditeyi sağlayan özelleşmiş mikroorga¬nizmaların (Laktobasiller) vajinada bulnması mantar enfeksiyonlarını önler. Ancak hamilelikte annenin bağışıklık sisteminde bir miktar zayıflamanın olması, süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenme, hamilelikte kan şekeri düzeylerinin artış göstermesi, idrar yolu patojen¬lerinin artması gibi durumlar mantar enfeksiyonunu oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Öneriler<br />
Kontrolsüz vajinal enfeksiyonların olası fetal yapılara ulaşabileceği düşünülerek mutlaka doktora haber verilmelidir. Akıntı şikayeti ya¬nında kaşıntı, idrar yaparken yanma gibi şikayetler olabilir. Hamilelikte mantar tedavisi için sistemik ilaçlar yerine, lokal etkili, kana geçen ilaç miktarının çok az olduğu fitiller kullanılabi¬lir. Bazen mantar enfeksiyonunu tedavi ede¬cek antibiyotikli fitiller yerine o bölgede Laktobasil miktarını artıracak doğal yapıda fitil şek¬linde ilaçlar da kullanılabilir. Ancak tedavi ile geçmeyen, nükseden durumlarda vajinal en-feksiyon açısından kültür alınarak ileri tetkik yapılması gerekir. Süt ve süt ürünleri Laktobasil üremesini çoğaltacağından hamilelerde va¬jinal va¬jinal kandada enfeksiyonunun önlenmesinde etkili olduğu düşünülür.<br />
<strong>KAŞINTI</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Başarılı bir Tüp bebek tedavisi sonrasında hamilelerde kaşıntı karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına bağlı olabileceği gibi der- motolojik olarak cildin kuruması, çatlaklar oluşması nedenryie de görülebir. Kaşıntı cildin gerilmesine bağlı karın bölgesinde ya da ödem nedeniyle bacaklarda ve el özerlerinde daha fazla olabilir.<br />
Hamilelikte karaciğer enzimlerinin artrması nedeniyle kaşıntı miktarında artış olabilir. Ba¬zen alerjen gıdaların (örneğin yumurta gibi) aşırı tüketilme durumunda karaciğer üzerine olumsuz etkileri nedeniyle kaşıntı oluşumu görülebilir.<br />
Öneriler<br />
Kaşıntı şikayeti olduğunda tüp bebek merkezlerindeki doktorla görü¬şü lmelidir. Karaciğer fonksiyon testleri kontrol edildikten sonra her şey normal ise cildin kuruluğuna bağlı kaşıntılar nemlendirici losyonlar  giderilebilir.<br />
<strong>CİLT PROBLEMLERİ</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Kanda artan hamilelik hormonları, özellik¬le östrojen hormonu; ciltte kızarmalar, damar genişlemeleri, kırmızı benler, avuç içi kızarıklık, yüzde kızanklık yapabilir. Hamilelikte melanin sentezi artışına bağlı yüzde maske görünümü olabilir. Karında gerilmeye bağlı çatlaklar olu-şabilir.<br />
Kilo alımının artması ile birlikte esneyeme- yen cilt altı bağ dokusunda yırtılmalar olur. Bu nedenle cildin inceldiği bölgelerde alttan ge¬çen damarsal yapılar nedeniyle kırmızı renkte<br />
çizgiler oluşur. Bu çatlaklar doğum sonrası beyazlaşır, ancak ortadan kaybolmaz, Bunun için çeşitli kremler uygulanabilir. Fakat oluşma eğiliminde ise ne yazık ki bunu önlemek pek de mümkün değildir. Yüzde görülen hamilelik maskesi ve karın ortasında görülen kahveren¬gi çizgi, artan melanin hormon sentezine bağ¬lıdır. Çoğu leke, geri dönüşlü olsa da doğum sonrası bazen iz kalabilir. Bu lekeler güneşten korunmalıdır. Kanda östrojen artışı ile el avuç¬larında ve yüzde burun etrafında ya da karın¬da kırmızı ben şeklinde oluşumlar gözlenebilir. Hepsi geri dönüşlüdür. Karaciğer rahatsızlıkla¬rında rahatsızlıkla¬rında ciltte safra asiti birikimi nedeniyle kaşıntı ve buna bağlı kaşıntı izleri olabilir. Cilt kurulu¬ğu yine sıkça görülebilir.<br />
Öneriler<br />
Kuruluk için bol su içmek, çatlak oluşumu için losyon kullanmak ve ciidi tahriş edecek derecede şiddetli kaşımalardan uzak durmak gerekebilir.<br />
<strong>KRAMPLAR</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Bebeğin büyümesiyle rahmi yerinde tutan bağların gerilmesi kramp olarak algılanır, ileri haftalarda ise rahmi doğuma hazırlayan hazır¬lık sancıları kramp şeklinde belirti verir. Bağır-saklar, idrar yolları problemleri nedeniyle de kramplar hissedilebilir. Bacaklardaki kramplar ise çoğunlukla magnezyum ve kalsiyum ek¬sikliği nedeniyle olur, Bazen sinir sıkışmaları ve bel fıtığı da kramplara yol açabilir.<br />
Hamilelik materyali büyümeye başladığın¬da ilk haftalarda hamilelerde sanki regl ola¬cakmış gibi kasık ağrısı olabilir, Bu henüz ha¬mileliğe adapte olmayan rahmi yerinde tutan bağ dokularının gerilmesi nedeniyledir, ileri haftalarda ise vücutta su miktarının artması ile ellerde, ayaklarda yer çekimi etkisiyle ödem artar. Bu ödem ve benzeri dolgu maddelerinin yumuşak dokularda artması nedeniyle uzuvla¬ra giden sinirlerde sıkışmalar izlenebilir. Dirsek¬teki sinir sıkışması elde ve kolda hissizlik, ağrı, uyuşma yapabileceği gibi, bacaklardaki sinir sıkışmalarında bacak krampları gözlenebilir. Yine kalsiyum ve magnezyumdan fakir bes¬lenme durumunda kas krampları görülebilir. Vaktinden önce rahim kasılmalarının başlama¬sı çoğu hastada fark edilmez olabilirken bazı hamilelerde kramp şeklinde algılanabilir.<br />
Öneriler<br />
Diyette kalsiyum, magnezyum alınması, süt ürünleri ve yeşil yapraklı sebze tüketilmesiyle sağlanabilir. Kalsiyum ve magnezyum içeren ilaçlar hamilelikte rahatlıkla kullanılabilir. Ödem nedeniyle ayaklardaki şişlikler ayaklan yukarı kaldırıp istirahat ettirmek ya da buz kompresi uygulayarak azaltılmaya çalışılır. Si¬nir sıkışmaları ise çok ciddi olmadıkları durum¬larda önemli değildirler. Ancak sıkışma nede¬niyle nörolojik olarak tanı konulan uzuvda fonksiyon kaybı olacak düzeyde ciddiyet oldu¬ğu durumlarda küçük cerrahi müdahalelerle sinir serbestleştirilmesi yapılabilir.<br />
<strong>REFLÜ</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Hamilelikte artan progesteron hormonu etkisiyle bağırsaklarda görülen gevşeme mide ve yemek borusu bileşkesinde de izlenir. Rah¬min büyümesi ile iç organların mideyi sıkıştır¬ması, çok sık ve fazla miktarlarda beslenme gibi durumlarda mideden yemek borusuna kaçış artar. Yemek borusuna gelen mide içe¬riği ağza kadar gelebilir ve asit içeriği nedeniy¬le hem yanma hem de ağızda acı tat bırakma hissi olabilir.<br />
Yağlı gıdalar, çikolata, karbonhidratlardan zengin beslenme, protein içeriği az gıda ile beslenme, sık ve fazla miktarda yemek yeme mide boşaltılmasını yavaşlatan durumlardır. Hamilelikte zaten mide boşaltımının yavaşladı¬ğı düşünülecek olursa bu koşulların artan ka¬rın içi basıncı ile reflüyü artıracağı düşünülebi¬lir. Yatar pozisyonda olma reflüyü daha da ar¬tırır.<br />
Öneriler<br />
Az ve sık beslenme, protein içeren gıdala¬rın alınması, yağlı gıdalardan uzak kalma, ye-meklerden sonra yatmanın engellenmesi, ya¬tarken başın yüksek yastıklar ile desteklenme¬si önerilebilir. Mide yanması durumlarında ra¬hatlatıcı anti asit şuruplar sınırlı olarak tüketile¬bilir.<br />
<strong>KANSIZLIK</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Öncelikle tüp bebek tedavisi başlangıcında ve hamilelikte artan su miktarı ne¬deni ile kanda rölatif olarak kırmızı kan hücre azalması olur, yani kan sulanır. Ayrıca annede artan kan hücre yapım miktarı ve fetal kan ya¬pımı nedeniyle de demir ihtiyacı artar. Depo demirin yetersiz kalması ya da demir içeren besinlerden uzak kalmak gibi durumlarda an¬nede kansızlık olmaya başlar. Hamilelikte gö¬rülen vajinal kanamalar fazla miktarda oldukla¬rında yine anemiye yol açarlar.<br />
Hamilelikte total vücut suyunun artması her dokuda olduğu gibi damar sisteminde de dola-şan kanda su miktarının artmasına neden olur. Kan hücresi yapımı artmasına rağmen su artı-şındaki rölatif fazlalık, hamilelikte aslında total miktarı yeterli düzeyde olmasına rağmen he-moglobinde azalmaya neden olur. Ancak eşlik eden depo demir yokluğunda, sürekli olan kan kayıplarında ya da yetersiz demir içeren gıda¬lardan oluşan diyet alınmasında hemoglobin değerlerlndeki düşüş daha fazla olur. Bu du¬rumda anemi dediğimiz sorun ortaya çıkar.<br />
Öneriler<br />
Anemik olan anne kolay yorulur, iştahsız¬dır, baş ağrısı, depresyon, keyifsizlik hali, cid¬di durumlarda çarpıntı hissi gözlenebilir. Yapı¬lacak tetkik basit olup kan sayımından ibaret¬tir. Kan sayımında ciddi düşüklük görülen an¬ne adaylarına demir takviyesi gerekir. Hamile¬lik komplikasyonu olan ani ve ağır vajinal ka¬namalarda ise kan transfüzyonu gerekir<br />
<strong>BEL AĞRILARI</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Hamilelik haftası ilerledikçe vücut postürünün değişmesi ve eklem hareketliliğinin art¬ması ile oluşur. Hamilelikte İlerleyen haftalarda doğuma hazırlık olarak kanda plasentadan yapılan bir-takım hormonlarda artış oltır. Bu hormonlar özellikle kalça ve bel bölgesindeki eklemleri etkiler. Tüp bebek  tedavisinin başarısı sonrasındaki bel ağrısının önemli bir nedeni de ha¬milelik yaşıyla beraber vücut postürünün de- ğişmesidir. Hamilelerin karnının öne doğru çı¬kık olmasıyla bel kavsi daha da artar. Bu du¬rum kalça ve bacak kemiklerine binen yük dağılımını bozar ve ağrı oluşur.<br />
Öneriler<br />
Yatarak istirahat etmek, hareket araların¬da uygun pozisyonlarda mola vermek, uyur¬ken bacak arasına yastık yerleştirmek ve bel bölgesini desteklemek, ovalayıcı masaj yap¬mak ve gerekli olduğu durumlarda paraseta mol içeren ağrı kesicileri almak önerilebilir.</p>
<p><strong><br />
MİDE BULANTISI VE KUSMA</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Hamilelikte değişen hormonal denge eğer kişide ülser, gastrit yoksa bulantı ve kusmanın yegane nedenidir. Kusmanın şiddetli olduğu durumlarda vücut suyunda kayıp yaşanır. Mi¬de sıvısı içerdiği elektrolit yükü nedeniyle önemli bir depodur. Bu deponun azalması eş¬lik eden elektrolit dengesizliklerine neden ola¬bilir. Kusma ve bulantı nedeniyle hamile yemek yiyemez ise, anne bebeğini beslemek için kendi enerji depolarını kullanır. Bu gibi du¬rumlarda kanda keton adını verdiğimiz enerji¬si düşük yakıt miktarı artar. Ancak çoğu doku bu enerji maddesini kullanamaz. Aşırı kusma¬ya bağlı annede halsizlik, baş dönmesi ve kan asit yapımında artış olur. Bu durum önce an¬neyi etkiler. Daha ciddi durumlarda ise bebe¬ği etkileyebilir. Su kaybı fazla olan annelerde ateş yükselmeye başlayabilir.<br />
Öneriler<br />
Günde 3&#8242;ten fazla kusması olan anneler mutlaka doktora başvurmalıdırlar. Gerekirse serum tedavisi ile vücut su açığının dengelen¬mesi gerekebilir. Bulantı için ise az az sık bes¬lenme, yataktan kalkınca kuru bisküvl-galeta, birden aşırı sıvı alımının önlenmesi önerilebilir. Sulu gıdalar fazla ve birden tüketildiğinde mi¬de gerilmesine bağlı kusmayı tetikleyebilir. Bu nedenle kuru gıda önerilir. B vitaminlerinin desteği alınabilir. Ciddi durumlarda mide bu-lantısını önleyen ilaçlar anneye verilebilir. Aşırı tatlı, acı, tuzlu ve şekerli gıdalardan uzak dur-mak gereklidir.<br />
<strong>PREEKLAMPSİ</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Plasenta adını verdiğimiz yapının anne da¬marları ile olan ilişkisinin uygun biçimde oluş-maması durumunda annede tansiyon yük¬sekliği olur.<br />
Önceden bilinen tansiyon yüksekliği olan hamilelerde ve tansiyon şikayeti ilk defa ha-milelikte ortaya çıkan hastalarda preeklamp- si-eklemsl dediğimiz durum ortaya çıkabilir. Hem anne hayatını tehlikeye attığından hem de fetal gelişmeyi olumsuz etkileyeceğinden anne ve bebek için ciddi komplikasyonlara yol açabilen bir durumdur. Kanda pıhtılaşma¬yı sağlayıcı hücrelerin azalması, idrarda pro¬tein kaybı buna bağlı özellikle yüzde ve eller¬de ödem olması, yüksek tansiyon varlığı, tan¬siyona bağlı baş ağrısı, karaciğer ve böbrek gibi organların fonksiyon kaybı, nöbet geçir¬me gibi durumlar olabilir. Yüksek tansiyona bağlı organ hasarları görülebilir. Bebek yeterli beslenemediği İçin gelişme geriliği saptanabi¬lir. Annenin hayatını korumak için erken do¬ğum yaptırmak gerekebilir ve bu durum be¬bek hayatını olumsuz etkileyebilir.<br />
Öneriler<br />
Doktora her gittiğinde tansiyon ölçümü ve kilo alımının takip edilmesi gerekir. Hızlı kilo alı¬mı, önceden tansiyon yüksekliği şikayeti olan¬lar ya da ailede benzer durumların, olduğu du-rumlarda dikkatli olmak gerekir. Hamileler ev¬lerinde haftada en az 2 kez sabah ve akşam tansiyon değerlerini ölçtürmelidirler. Hızlı kilo alınmamalıdır. Tansiyon yüksekliği saptanan hastalara tansiyon düşürücü ilaçlar başlanma¬lıdır. Tansiyon değeri çok yüksek olan ve an¬ne için hayati tehdit oluşturan durumlarda do¬ğum yaptırılmalıdır.<br />
<strong>TÜKRÜK BEZİNİN FAZLA ÇALIŞMASI</strong><br />
Nasıl gelişir?<br />
Hamilelikte değişen hormonlar, vücut sıvı¬sında artış olması ve bazen psikolojik neden-lerden dolayı tükürük salgısında artış olur.<br />
Hamilelerin yüzde 5 kadarında tükürük miktarında değişik miktarlarda artış görülür. Tükürük bezlerinin aşırı çalışması nedeniyle olan ve çoğunlukla zararsız olan bu durum, bazen mide asit içeriğinin artması, gastrit, bu¬lantı, kusma durumlarında da görülür.<br />
Öneriler<br />
Bebeğe zararı olmayan bu durum genellikle 5. Aya kadar devam eder ve sonra geçer. Dişleri fırçalamak, ağız hijyenine dikkat etmek, sık ve az yemek ve bol sıvı tüketmek bu sorunu hafifletir. Mide asidini azaltan ilaçları kullanmak da fayda vardır.</p>
<div style="display:none">
<p><a href="http://www.izmirilaclama.com" title="izmir ilaçlama" >izmir İlaçlama</a><br />
<a href="http://www.kayalarsu.com" title="pet bardak su" >Pet bardak su</a><br />
<a href="http://www.kaynaksuyu.net" title="kaynak suyu">kaynak suyu</a><br />
<a href="http://www.bursailaclama.com" title="böcek ilaçlama  ">böcek ilaçlama </a><br />
<a href="http://www.bursailaclama.com/istanbul-ilaclama.html" title="istanbul ilaçlama  ">istanbul ilaçlama </a><br />
<a href="http://www.bursailaclama.com/bursa-ilaclama.html" title="bursa ilaçlama  ">istanbul ilaçlama </a><br />
<a href="http://www.death-system.org/" title="seo">seo</a><br />
<a href="http://www.kayalarsu.com" title="pet bardak su">pet bardak su</a><br />
<a href="http://www.bursailaclama.com/akrep-ilaclama.html" title="akrep ilaçlama">akrep ilaçlama</a>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2011/01/20/hamilelikte-13-problem-ve-cozumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolay Doğum İçin</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2010/12/16/kolay-dogum-icin/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2010/12/16/kolay-dogum-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 16:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=944</guid>
		<description><![CDATA[KOLAY DOĞUMUN 10 YOLU İster tüp bebek ister normal yolla anne olun anne olacak her kadın kolay bir doğumu arzu eder. Doğum öncesi dersler, size doğumun nasıl olacağının öneminden bahseder. Hamilelik süresince tuttuğunuz doğum günlüğü de sizi tercihlerinize doğru yönlendirir ve çok işinize yarar. Doğum yapacağınız gün en çok işinize yarayacak olan detay, size yararlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>KOLAY DOĞUMUN 10 YOLU</h1>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-945" title="hamile_bebek" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2010/12/hamile_bebek.jpg" alt="" width="300" height="250" />İster tüp bebek ister normal yolla anne olun anne olacak her kadın kolay bir doğumu arzu eder. Doğum öncesi dersler, size doğumun nasıl olacağının öneminden bahseder. Hamilelik süresince tuttuğunuz doğum günlüğü de sizi tercihlerinize doğru yönlendirir ve çok işinize yarar.<br />
Doğum yapacağınız gün en çok işinize yarayacak olan detay, size yararlı bilgiler veren, kafanızın rahat olması ve en çok ihtiyacınız olduğunda kafanızın içindekileri okuyacak biridir.<br />
Tüp bebek merkezinizdeki gebeliğinizi takip eden doktorunuz size bu konuda bilgi verecektir.</p>
<p>Uzmanlara göre kitaplar genelde doğumun tek bir çeşit yönde ilerlediğine dair bilgiler verir. Genişleme, sonra ıkınma, sonra da bebek gelir. Ama sadece az sayıda doğum bu doğru hattı izler. Kasılmalar, ağrılar, yavaşlamalar ve sinir krizleri de yaşanabilir. Sonuçta bu bir gün&#8230; İnsanın başına ne geleceği belli olmuyor. Anne adayı bugüne her şart için hazırlanırsa o zaman doğumun üstesinden gelmesi daha kolay olur. İşte size uzmanlarından doğumunuzu kolaylaştıracak 10 püf noktası&#8230;</p>
<h3>1- VERİLMİŞ TARİHE 10 GÜN DAHA EKLEYİN</h3>
<p>Eğer tüp bebek tedavisi sonrası çoğul gebeliğiniz oluşmamışsa;</p>
<p>Günlüğünüze yazın. Eğer biri sorarsa o gün sizin doğuracağınız gün. Genelde kadınlar bebeğin hamile kaldıktan 40 hafta sonra geleceğini düşünürler. Ama o tarih gelip geçtiğinde hepsi strese girer, duygusal çöküntü yaşarlar. Aile bireylerini arayıp gelişmeleri sorunca da bir korku hissederler. Bu durumlardan en tehlikeli olanı, umudunu yitiren bir annenin doğum yapması. İşte verilen tarihe 10 gün eklemek, doğum başlangıcıyla olabilecek sorunları kabul etmenizi sağlar. İşleri yoluna sokmak için hintyağına başvurmanıza bile engel olur!Geciken her doğum için doktorlar biraz huzursuz olurlar. Bu nedenle de size büyük ihtimalle sancı iğnesi teklif ederler. Doktorunuz böyle bir şeyi önerirse bunun nedenini sorun. Eğer güçlü biriyseniz büyük olasılıkla sancı iğnesi yerine beklemenizi tavsiye edecektir.Doğum eğer kendi rutin doğasında ilerlerse daha kısa ve kolaydır. Uzmanlar, annelere doğumun olması gereken günden sonra geçen her günü bonus olarak görmelerini ve bebek doğduktan sonra yapamayacakları şeyleri yapmalarım tavsiye ediyor.</p>
<h3>2- DAYANABİLECEĞİNİZ NOKTAYA KADAR DAYANIN</h3>
<p>Anneannelerimizden bu yana işe yarayan bir yöntem. Sancılarınız başladığınızda etrafınızı telaşa vermeyin. Ancak kendinizi de kapılar arkasına kilitlemeyin. Bunların yerine sanki hayat normal devam ediyormuş gibi davranın. Hatta bir film koyup izleyin. Erken doğumlarda sancıların şiddeti daha azdır ve dayanılabilirlerdir. Uzun süre devam edebilirler. Çoğunlukla 24 saatten fazla&#8230; Bu durumda eğer vücudunuz sizin katılımınızı talep etmiyorsa, bunun için acele etmeyin. Sancılarınıza aldırmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın. Sancınız yokmuş gibi davranın. Enerjinizi, gerçekten ihtiyacınız olacak anlar için saklayın.</p>
<p> Yazılarımız devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2010/12/16/kolay-dogum-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Yüksek Tansiyonun Anne Ve Bebeğe Etkileri</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-yuksek-tansiyonun-anne-ve-bebege-etkileri/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-yuksek-tansiyonun-anne-ve-bebege-etkileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 02:37:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte Yüksek Tansiyon Bebeğinizi kucağınıza alacağınız günü beklerken birçok sağlık problemiyle karşılaşabilirsiniz. Bunlardan bir tanesi de yüksek tansiyon (hipertansiyon), ilk hamileliği yaşayanlar, çoğul hamilelikler, şeker ve böbrek hastaları, 20 yaş altı ve 35 yaş üstü hamileler risk taşıyor. Anne adayları hamilelikte düzenli doktor kontrolleri yaptırarak yüksek tansiyon riskini en aza indirebilir. Tüp bebek tedavisi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Hamilelikte Yüksek Tansiyon</h1>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-428" title="tansiyon-hamilelik" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2010/06/tansiyon-hamilelik-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" />Bebeğinizi kucağınıza alacağınız günü beklerken birçok sağlık problemiyle karşılaşabilirsiniz. Bunlardan bir tanesi de yüksek tansiyon (hipertansiyon), ilk hamileliği yaşayanlar, çoğul hamilelikler, şeker ve böbrek hastaları, 20 yaş altı ve 35 yaş üstü hamileler risk taşıyor. Anne adayları hamilelikte düzenli doktor kontrolleri yaptırarak yüksek tansiyon riskini en aza indirebilir.</p>
<p><a title="tüp bebek tedavisi" href="http://www.tupbebegim.org" target="_self">Tüp bebek tedavisi</a> ve hamilelik sürecinde mutlaka tansiyon ve hipertansiyon kontrollerinizi yaptırınız<br />
Baş ağrısı, göz önünde noktalanmaların olması, bulantı-kusma, midede ağrı, karaciğer testlerinin bozulması gibi şikayetler yüksek tansiyonun belirtisi olabilir.</p>
<p><strong>Yüksek tansiyon (hipertansiyon)</strong></p>
<p>Basit olarak yüksek kan basıncı anlamına gelen hipertansiyon, yetişkinlerin yüzde 20- 30&#8242;unu etkileyen, genel bir sağlık problemidir. Hamilelikte görülmesi halinde ciddi birtakım sorunlara neden olabilir. Yüksek tansiyon nedeniyle anne karnındaki bebek de risk altına girer. Tüm hamileliklerin yaklaşık yüzde 7- 10&#8242;unu etkileyen yüksek tansiyon şu şekilde görülebilir;</p>
<p>1-	Preeklampsi (Hamilelik döneminde görülen, nedeni bilinmeyen tansiyon yükselmesi)<br />
2-	Kronik hipertansiyon<br />
3-	Kronik hipertansiyona eklenen preeklampsi<br />
4-	Geçici hipertansiyon</p>
<p><strong>Yüksek tansiyonun</strong> en sık rastlanan şekli preeklampsi&#8217;dir, genellikle genç, daha önce doğum yapmamış kadınlarda veya 35 yaşın üstündeki hamilelerde görülür.</p>
<p><strong>Kimler risk altında?</strong></p>
<p>•	Nulliparite (annenin ilk hamileliği olması),<br />
•	Anne yaşının 20&#8242;den küçük veya 35&#8242;ten büyük olması,<br />
•	Düşük sosyo-ekonomik düzey,<br />
•	Çoğul hamilelikler,<br />
•	Birinci derece akrabalarda yüksek tansi-yon görülmesi,<br />
•	Kronik hipertansiyon, şeker ve böbrek hastalığı,<br />
•	Artmış vücut kitle indeksi.</p>
<p><strong>Yüksek tansiyonun anne ve bebeğe etkileri</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Bebekte görülebilecek sorunlar</span>;<br />
•	Plasentanın erken ayrılması<br />
•	Intrauterin (rahim içi) gelişme geriliği<br />
•	Erken doğum<br />
•	Bebeğin anne karnında kaybedilmesi<br />
•	Apgar skoru&#8217;nun düşük çıkması (Yeni doğan bir bebeğe tıbbi müdahale yapılıp yapılmayacağını belirleyen test)</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Annede görülebilecek sorunlar</span>;<br />
•	Hamileliğe bağlı şeker hastalığı<br />
•	Plasentanın erken ayrılması<br />
•	Doğum induksiyonu (Doğum eyleminin kendiliğinden değil de bazı yöntemlerle başla-tılması)<br />
•	Artmış sezaryen oranı<br />
•	Akut böbrek yetmezliği<br />
•	Kronik hipertansiyon<br />
•	Akciğer ödemi<br />
•	Beyin ödemi</p>
<p><strong>Hamilelikte hipertansiyon hastası olduğumu nasıl anlarım?</strong></p>
<p>Hipertansiyona tanı konulması için iki ölçümde de kan basıncının en az 140/90 mmHg ve üzerinde olması gerekir. Kan basıncı ölçümü dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Irk, obezite, sigara içimi, hastanın ailesel yatkınlığı, anksiyetesl ve dinlenme durumları ile yakın ilişkilidir. Hamileliğin 20. haftasından sonra oluşan hipertansiyon, proteinürl (idrarda protein çıkması) ve ödemle kendini gösterir. Protelnüri 6 saat ara İle yapılan en az iki idrar örneğinde 100 mg/L ya da 24 saatlik toplanan idrarda 300 mg protein olmasıdır. Ödem ise göz çevresi, yüz ve ellerde hatta tüm vücutta şişlik olmasıdır. Ani kilo artışı da ödemin belirtisi olabilir. Bunun yanı sıra baş ağrısı, göz önünde noktalanmaların olması, bulantı kusma, midede ve sağ üst kadranda ağrı ve karaciğer testlerinin bozulması gibi durumun ciddiyeti arttıkça ortaya çıkabilen şikayetler de olabilir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Tedavi süreci</span><br />
Önlem alınmazsa anne karnındaki bebeğin kaybedilmesine varacak kadar ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek yüksek tansiyo-nun hamilelik dönemindeki tedavisinde şu önemli noktalara dikkat etmelisiniz:<br />
1-	Düşük doz Aspirin kullanımı (Doktor kontrolünde)<br />
2-	Antioksidan, E ve C vitamini kullanımı,<br />
3-	Yatak İstirahatı: Teorik olarak yatak istirahatı rahme gelen kan akımının artmasına ve sempatik sistemin baskılanmasına neden olur. Fakat preeklampsiyi önlediği bilimsel olarak kanıtlanmış değildir,<br />
4-	Az tuzlu diyet: Alınan sodyum miktarı 6 gramı geçmemelidir. Öte yandan 2 gramın altında sodyum kısıtlaması kan volümünü düşürür ve plasental dolaşımı azaltır. Bununla birlikte eğer hasta tuza duyarlı kronik hipertansif ise ya da renal hastalığı varsa ve hamilelikten önce tuzu kısıtlı tüketiyorsa hamileliğinde de bu diyete devam etmelidir.<br />
5-	Kalsiyum ve magnezyum eksikliği de hipertansiyonu tetikler. Buna göre hamilelere bu iki mineral destek mutlaka önerilir.<br />
6-	idrarda protein kaybı olan hamilelere yüksek proteinli diyet tavsiye edilir.<br />
&#8220;Hamileler düzenli doktor kontrolü yaptırmalı&#8221;<br />
Hamileliğin dikkat edilmesi gereken bir süreç olduğunu hepimiz biliyoruz. Tansiyon hastalarının bu süreçte anne ve bebeğin sağlığı açısından iki kat dikkatli olmaları gerekiyor. Tansiyonun normal sınırlarda tutulamadığı ya da hastanın ağırlaştığı durumlarda ilaç tedavisi hatta hastanede takip ve tedavi önerebiliriz. Tüm hamilelerde özellikle de risk grubunda olan hamilelerde titiz bir antenatal bakım (doğum öncesinde belli aralıklarla yapılan doktor kontrolü) mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca hastaya konunun önemi anlatılmalı, tansiyon yükselmesi, baş ağrısı, bulantı, mide ağrısı, ani gelişen yüzde ve ellerde başlayan ödem oluşursa mutlaka doktora başvurmalılardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-yuksek-tansiyonun-anne-ve-bebege-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte İyot Eksikliği Ve Bebeğe Zararları</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-iyot-eksikligi-ve-bebege-zararlari/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-iyot-eksikligi-ve-bebege-zararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 01:14:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=417</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte İyot Eksikliği Ve Bebeğe Zararları Tiroit hormonlarının fonksiyonları için çok önemli bir element olan iyot, hamilelikte de özenli ve yeterli miktarlarda alınmalıdır. Bazı besinlerde iyot miktarlarının çok yüksek olduğunu belirten uzmanlar, iyot ihtiyacının bu besinlerden karşılanabileceğini belirtiyorlar. Ancak tiroit hormonunda bozukluk olan anne adaylarının doktor kontrolünde ekstra iyot almaları gerekiyor. İyot vücutta ne işe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Hamilelikte İyot Eksikliği Ve Bebeğe Zararları</h1>
<p><div id="attachment_747" class="wp-caption alignleft" style="width: 276px"><img class="size-full wp-image-747" title="Hamilelikte beslenme" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2010/06/pregnant180_tcm35-1257160.gif" alt="Hamilelikte beslenme" width="266" height="319" /><p class="wp-caption-text">Hamilelikte beslenme hem annenin hem bebeğin sağlığı için son derece önemlidir</p></div> Tiroit hormonlarının fonksiyonları için çok önemli bir element olan iyot, hamilelikte de özenli ve yeterli miktarlarda alınmalıdır. Bazı besinlerde iyot miktarlarının çok yüksek olduğunu belirten uzmanlar, iyot ihtiyacının bu besinlerden karşılanabileceğini belirtiyorlar. Ancak tiroit hormonunda bozukluk olan anne adaylarının doktor kontrolünde ekstra iyot almaları gerekiyor.</p>
<h3>İyot vücutta ne işe yarıyor?</h3>
<p>iyot; triiodothyronine (T3) ve thyroxine (74) adı verilen tiroit hormonlarının yapısında bulunan ana madde olduğu için normal tiroit fonksiyonu için gerekli olan bir maddedir. Tiroit bezi, kandki iyodu alıp hormonların yapımında kullanır. Tiroit hormonları büyüme, gelişme, metabolizma ve üreme fonksiyonları gibi pek çok fizyolojik olayın düzenlenmesinde aktif rol alır.</p>
<h3>Hamilelikte iyot alınmalı mı?</h3>
<p>Tüm dünyada bu konu ile ilgilenen doktorlar hamile olan ya da hamile kalmayı planlayan kadınların yüksek miktarda İyot İçeren maddeler tüketmelerini öneriyor. Bu şekilde önlenebilir zeka geriliğinin birinci sıradaki nedeni olan &#8220;konjenital hipotiroidizm&#8221;in önüne geçilebiliyor. Hamileliklerinde yeteri kadar iyot almayan kadınların bebeklerinde &#8220;konjenital hlpotirodizm&#8221; olmasa bile düşük IQ düzeyleri görülebiliyor. Bununla birlikte genelde normal gıda ile alınan iyot yeterli olduğundan dışarıdan alınması şart değildir.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;İyot eksikliği başta bebekte zeka geriliği olmak üzere hipotiroidi, guatr ve değişik derecelerde büyüme, gelişme bozukluklarına neden oluyor.&#8221;</strong></p></blockquote>
<h3>Hamilelikte ne kadar iyot almalısınız?</h3>
<p>Amerikan Gıda ve Beslenme Dairesi günlük iyot ihtiyacını 2001 yılında yeniden hesapladı. Buna göre günlük önerilen iyot alımı:<br />
•	Hamilelerde 220 mlkrogram<br />
•	Emzirenlerde 290 mikrogram<br />
Bu dozlar Uluslararası İyot Eksiliği Kontrol Komitesi, Dünya Sağlık Örgütü ve UNlCEF&#8217;in önerileri ile aynı. Deniz yosununun çok fazla tüketildiği Japonya&#8217;da insanların günde 50 bin-80 bin mikrogram gibi çok yüksek düzeyde iyot aldığı, ancak buna karşın zehirlenme belirtilerinin görülmediği biliniyor.</p>
<h3>İyot nelerde bulunur?</h3>
<p>Pek çok besin maddesinde bulunan iyodun miktarı, o maddenin yetiştiği topraktaki iyot düzeyi ile direkt ilişkili. Bu nedenle aşağıdaki tabloda bulunan değerler yaklaşık değerler olup bölgeler arasında anlamlı farklılıklar içerebilir. Genel olarak deniz ürünlerinde yüksek düzeyde iyot bulunuyor. Bunun nedeni, denizlerde yaşayan canlıların sudaki iyodu yakalayıp konsantre etme yeteneğine bağlı.</p>
<h3>Fazla alınırsa veya eksikliğinde ne olur?</h3>
<p>İyot zehirlenmesi çok nadir görülen bir olay ve sadece çok yüksek dozlarda alındığında meydana geliyor. Belirtileri ağız, boğaz ve midede yanma, ateş, bulantı, kusma, ishal, nabızda zayıflama ve komadır.<br />
İyot eksikliği tüm dünyada önlenebilir beyin hasarının en önemli nedeni olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre 740 milyon insan iyot eksikliğine bağlı hastalıkların pençesinde. İyot eksikliği başta bebekte zeka geriliği olmak üzere hipotiroidi, guatr (tiroit bezinde büyüme) ve değişik derecelerde büyüme, gelişme bozukluklarına neden oluyor. Gelişmekte olan bebekteki iyot eksikliğinin tek nedeni, annedeki iyot yetersizliğidir. Bu durumun en ileri formu &#8220;konjenital hipotiroidizm&#8221;dir. Kretinizm adı da verilen bu durum, geri dönüşü olmayan zeka geriliklerine neden olur.</p>
<p>Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımızın görüşleri<br />
<strong>&#8220;Hamilelikte iyot eksikliği düşük ve ölü doğumların sıklığını artırıyor&#8221;</strong><br />
Hamilelik ve emzirme dönemin vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem olduğunu söyleyen Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, sözlerine şöyle devam ediyor: &#8220;Bazı çalışmalar hamilelik döneminde yeterli iyot alınmamasının düşük, ölü doğum ayrıca bazı doğum anomalilerinin görülme sıklığını artırdığını gösteriyor. Nörolojik form zeka ve fiziksel gerilik ile birlikte sağırlık ortaya çıkıyor. Fetusun kendi tiroit bezi aktif hale gelmeden önce, annedeki iyot yetmezliğine bağlı olarak gelişiyor. Miksömatöz ya da hipotiroid form ise zeka geriliği ve boy kısalığı ile görülüyor, iyot yetmezliğine ilaveten selenyum yetersizliği de bu formun gelişiminde rol oynuyor. Tiroit hormon üretimini olumsuz etkileyen ve guatrlonjen adı verilen maddelerin diyetle fazla miktarda alınması da bu tabloya neden olabiliyor.&#8221;</p>
<h3>Besin Miktarına Göre İyot Düzeyi</h3>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top"><strong>Besin</strong></td>
<td width="113" valign="top"><strong>Miktar</strong></td>
<td width="186" valign="top"><strong>İyot (mikrogram)   (mcg)</strong></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Tuz (İyotlu)</td>
<td width="113" valign="top">1 gram</td>
<td width="186" valign="top">77</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Karides</td>
<td width="113" valign="top">80 gram</td>
<td width="186" valign="top">35</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Hazır Balık Kroket</td>
<td width="113" valign="top">2 adet</td>
<td width="186" valign="top">35</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Ton Balığı (Konserve)</td>
<td width="113" valign="top">1 kutu</td>
<td width="186" valign="top">34</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">İnek Sütü</td>
<td width="113" valign="top">1 bardak</td>
<td width="186" valign="top">56</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Yumurta</td>
<td width="113" valign="top">1 adet büyük boy</td>
<td width="186" valign="top">29</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Patetes Kabuklu</td>
<td width="113" valign="top">1 adet orta boy</td>
<td width="186" valign="top">63</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Hindi (göğüs)</td>
<td width="113" valign="top">80 gram</td>
<td width="186" valign="top">34</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">Deniz Yosunu</td>
<td width="113" valign="top">30 gram</td>
<td width="186" valign="top">Değişken 18 bin mikrograma kadar çıkabilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-iyot-eksikligi-ve-bebege-zararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek Tedavisi ile Hamile Kalan Bayanlarda Yorgunluk</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelik-yorgunlugu-ile-nasil-bas-edilir/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelik-yorgunlugu-ile-nasil-bas-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 23:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte Yorgunluk Hamilelik süresince en sık karşılaşılan yakınmalardan biri de anne adayının yorgun hissetmesidir. Bu durumla nasıl baş edebileceğinizle ilgili önerilerimiz, hamilelik döneminizi daha rahat geçirmenize yardımcı olacak. 9 aylık yolculuğunuzda mutlu anların yanı sıra sıkıntılı günler yaşamanız da kaçınılmaz olacak. Uykusuzluk, mide bulantısı gibi şikayetlere bir de yorgunluk halleri eklendiğinde ise hayat sizin için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Hamilelikte Yorgunluk</h1>
<p><img src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2010/06/hamilelikte-yorgunluk.jpg" alt="" title="hamilelikte-yorgunluk" width="210" height="180" class="alignleft size-full wp-image-666" /><strong>Hamilelik</strong> süresince en sık karşılaşılan yakınmalardan biri de anne adayının <strong>yorgun</strong> hissetmesidir. Bu durumla nasıl baş edebileceğinizle ilgili önerilerimiz, hamilelik döneminizi daha rahat geçirmenize yardımcı olacak. 9 aylık yolculuğunuzda mutlu anların yanı sıra sıkıntılı günler yaşamanız da kaçınılmaz olacak. Uykusuzluk, mide bulantısı gibi şikayetlere bir de <strong>yorgunluk</strong> halleri eklendiğinde ise hayat sizin için biraz zortaşabilir. Tüm bu yaşadıklarınız, hamileliğin bedeninizde yarattığı doğal değişimlerdir aslında.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><a title="tüp bebek" href="http://www.tupbebegim.org">Tüp bebek</a></strong></span>  tedavisinden sonra gebeliğiniz çok rahat ilerliyor. Ancak hamileliğinizin getirdiği mutlulukla birlikte gelen yorgunlukla da başa çıkmalısınız. Tüp bebek tedavisi gören hamile bayanlarda olan yorgunluğu hafifletmek amaçlı sizlere bazı tavsiyelerimiz olacak ve bu süreci daha dinç olarak atlatacaksınız</p>
<p><strong>Hamilelik</strong> doğal değişim sürecidir&#8230;</p>
<p>Hamilelik, kadınlarda tam anlamıyla tepeden tırnağa değişikliklerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu değişikliklerin hepsinin ortak amacı, sizi doğuma ve bebeğinizi beslemeye hazırlamaktır. Doğa, sizdeki.hazırlıkları, en kötü koşullarda doğum yapacakmışsınız ve bebeğinizi de yine en kötü koşullarda emzirecekmişsiniz gibi anne ve bebeği maksimum korumaya alacak şekilde yapar. Hamilelik döneminde; ilk aylarda bazı maddelere karşı ilgi duyarsınız, bazılarının adını bile duymak istemezsiniz.</p>
<p>Sabah kalktığınızda bulantı hissedersiniz ve tüm gün uyumak istersiniz. Amaç, vücudunuzun ihtiyacı olan maddeleri almak, toksik olabilecek (sigara dumanı gibi&#8230;) maddelerden kaçınmanızı sağlamaktır. Bebek hareketlerinin henüz başlamadığı dönemde sabah bulantısı size hemen hamile olduğunuzu hatırlatır. Gün boyu olan uyuma eğilimi sizi hamileliğin ileri aylarında dinamik olmaya hazırlar. Solunum kapasitesi artar, soluk alma derinleşir, Amaç, bebeğe maksimum oksijen gitmesi ve hamileliğin ilerleyen dönemlerinde rahminiz akciğerleri yukarı doğru ittirdiğinde de yeterli oksijen alımının sağlanmasıdır.</p>
<p>Kalp-damar sisteminizde dolaşan kan hacmi ve tüm vücut sıvınız yüzde 50 oranında artar, kalp daha güçlü ve daha hızlı çalışır. Amaç, bebeğe maksimum oksijen ve gıda maddesinin gitmesinin sağlanması, doğumdaki muhtemel aşırı kan kaybı için kan yedeklenmesidir. Doğumdaki kan kayıplarını en aza indirmek için kanınızın pıhtılaşma kabiliyeti artar. Kas-eklem sisteminizde genel bir gevşeme hali olur. Karnınızda büyüyen bebeğe yer açmak ve pelvisinizin (çatınızın) genişleyerek doğuma hazır hale gelmesini sağlamak için bu gereklidir, ilk başlarda uykuya eğiliminiz artar, sonlara doğru gece içinde birkaç kez uyuma-uyanma döngüleri yaşarsınız. Bunun sebebi de hamileliğin başlarında beyninizde sağlıklı işlevler için gerekli maddelerin depolanmasını sağlamak, sonlarda ise doğduktan sonra iki-üç saatte bir emzireceğiniz bebeğiniz için uykusuzluğa alışmanızı sağlamaktır. Bu dönemde başta karın bölgesi olmak üzere vücudunuzda yağ dokusu artar. Amaç, emzirme dönemindeki muhtemel bir kıtlıkta sizin ve bebeğinizin sağ kalmasını garanti altına almaktır.</p>
<p>Başta koku duyusu olmak üzere tüm duyu sistemleriniz daha iyi çalışır. Sebebi; bebeğinizi tehlikelerden daha iyi koruyabilmektir. Doğum sonrası anneler neredeyse bebeklerinin yan odadaki solunum seslerini bile duyacak kadar hassas bir İşitme duyusuna sahip olurlar. Bebeğiniz de size aldığı pozisyonla yardımcı olmaya çalışır. Bebeklerin yüzde 90&#8242;ı anne karnında vücutlarını sola döndürerek yatarlar. Çünkü vücudunuzun sağ yanında yer alan büyük toplardamarlara baskı olmasını engellemeye çalışır. Siz de uykunuzda otomatikman sola yatış pozisyonu alarak bu duruma katkıda bulunursunuz.</p>
<p>Tüm bu değişikliklerin yanında yorgunluk, hamilelikte ortaya çıkan belirtiler arasında muhtemelen en sık ve hemen tüm anne adaylarında görülenidir. Yorgunluğu aslında belirti değil, uyarı olarak algılamak daha doğrudur. Hamileliğin ilk haftalarında ortaya çıkan yorgunluk ve uykuya eğilim, ikinci trimester&#8217;de ortadan kalkmışken son haftalarda kendini yine göstermeye başlar ve sizi bedeninize daha çok özen göstermeniz gerektiği yönünde uyarır.</p>
<h3>Yorgunlukla naşıl başa çıkarsınız?</h3>
<p>İşte size hamileliğiniz boyunca yorgunlukla başa çıkma önerileri:</p>
<ul>
<li>ister ev hanımı, İster çalışıyor olun fırsat buldukça istirahat etmeye ve uyumaya çalışın.</li>
<li>Kendi kapasitenizi aşan veya yapmak istemediğiniz şeylere &#8220;Hayır&#8221; demeye özen gösterin.</li>
<li>Düzenli egzersizlere veya en azından günlük yürüyüşlere devam edin. Beslenmenize özen göstermeyi sürdürün. Aşırı karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler sizin aşırı kilo almanıza neden olabileceği gibi sindirim sisteminizin fazladan çalışmasına neden olarak sizi yorar.</li>
<li>Ruhsal stresten uzak durun. Hamilelik dönemi ve bebeklerle ilgili olumsuzluk çağrıştıran yayınlardan, yazılardan ve kişilerden uzak durun.</li>
<li>Uyku saatlerinizi iyi düzenleyin.</li>
<li>Uyku, hamileliğinizin kaliteli geçmesi açısından önemlidir, ilk haftalarda uykuya eğilim artarken sonrasında uykusuzluk sorunu yaşamaya başlayabilirsiniz. Uykusuzluk sorunu genelde son haftalarda belirgin olmasına karşın hamileliğin her döneminde sizi gündüzleri nakavt edecek duruma gelebilir.</li>
</ul>
<h3>Rahat bir uyku için öneriler&#8230;</h3>
<p>Hamilelikte sağlıklı şekilde geçireceğiniz uyku vakitleriniz de yorgunlukla başa çıkmada yardımcıdır. İşte size rahat bir uyku için öneriler:</p>
<ul>
<li>Her gün mümkün olduğunca aynı saatlerde yatın ve sabah aynı saatlerde kalkın. Bu, santral sinir sisteminizi eğitecektir.</li>
<li>Gece yatmadan birkaç saat önce sıvı almamaya özen gösterin. Bu, geceleyin tuvalet ihtiyacı nedeniyle uyanmanıza engel olacaktır.</li>
<li>Akşamları kafein içerikli içecekler tüketmeyin, Kafein en iyi uyku açıcılardan biridir.</li>
<li>Gece yatmadan önce doktorunuzun önerdiği egzersizleri uygulayın. Egzersiz, kaslardan kana laktik asit geçmesini sağlar ve bu madde uykuya dalmanıza yardımcı olur.</li>
<li>Oda sıcaklığınızı 21 dereceye ayarlayın. Aşırı sıcak veya aşırı soğuk bir oda uyumanızı engeller.</li>
<li>Mide ekşimesi sorununuz varsa birkaç yastık birden kullanın.</li>
<li>Mümkün olduğunca sol yanınıza yatarak uykuya dalmaya çalışın. Bu önlem nefes darlığı sorununuza çare olabilir.</li>
<li>Yatmadan önce ılık duş almak, ılık süt içmek bazı anne adaylarında uykuya dalmayı klaylaştırabilir.</li>
<li>Uykusuzluk sorununuz belirginse ve sürekli bir yandan diğer yana dönüyorsanız yatağınızı değiştirmeyi ve hatta yalnız uyumayı deneyin. Eşiniz buna mutlaka anlayış gösterecektir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelik-yorgunlugu-ile-nasil-bas-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte İnsülin Bebeğe Zarar Verirmi</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-insulin-bebege-zarar-verirmi/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-insulin-bebege-zarar-verirmi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 22:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=396</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda birçok hamile bayanın merak ettiği hamilelikte insülin kullanımı, diyabet hastası olan kişilerin hamilelikte dikkat etmesi gereken durumlar hakkında detaylı bilgiler vermeye çalıştık. Tup bebek tedavisinde başarılı olmuş anne adaylarını ilgilendirdiği gibi genel anlamda diyabet ve gebelik döneminde oluşan diyabet riski taşıyan tüm hamile bayanları yakından ilgilendirmektedir. İnsülin bebeğe zarar verir mi? Diyabet, anne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda birçok hamile bayanın merak ettiği hamilelikte insülin kullanımı, diyabet hastası olan kişilerin hamilelikte dikkat etmesi gereken durumlar hakkında detaylı bilgiler vermeye çalıştık. <a href="http://www.tupbebegim.org" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Tup bebek</strong></span></a> tedavisinde başarılı olmuş anne adaylarını ilgilendirdiği gibi genel anlamda diyabet ve <a href="http://www.tupbebegim.org/category/gebelik/" target="_blank">gebelik</a> döneminde oluşan diyabet riski taşıyan tüm hamile bayanları yakından ilgilendirmektedir.</p>
<h3>İnsülin bebeğe zarar verir mi?</h3>
<div id="attachment_756" class="wp-caption alignleft" style="width: 210px"><img class="size-full wp-image-756" title="İnsülin" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2010/06/insuline.jpg" alt="İnsülin iğnesi" width="200" height="201" /><p class="wp-caption-text">İnsülin ve hamilelik</p></div>
<p>Diyabet, anne adaylarında daha önceden var olabildiği gibi hamilelik sırasında da ortaya çıkabiliyor. Hamilelikte hormonların etkisiyle kan şekeri yüksek oluyor. Bu nedenle vücut, insülin salgılamaya başlıyor ve kan şekerini normale indirebiliyor. Ancak bazı anne adaylarında bu durum sağlıklı gelişmiyor ve hamilelik diyabeti ortaya çıkıyor. Genellikle doğum sonrasında iyileşiyor. Ancak anlaşılır anlaşılmaz bir endokrinoloji uzmanına danışılması, bu doğrultuda, vakit kaybetmeden mutlaka kadın sağlığı uzmanı ile birlikte tedavi planı belirlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Doğuştan diyabetli anne adayları ise, hamilelik öncesinde başlayan sıkı takipler yaptırmalı. Her iki durumda da tedavinin ciddiye alınması, en küçük bir değişiklikte hemen müdahale edilmesi gerekiyor. Aksi halde bebeğin sağlığı olumsuz etkileniyor. Anne adayını strese sokan bir sağlık sorunu olsa da son yıllarda tıbbın hızla ilerlemesi sonucu, anne adayları sağlıklı bebekler dünyaya getirebiliyor. Diyabetin 2 tipi var: Tip 1 ve Tip 2 diyabet.</p>
<p>Birincisinde pankreas insülin salgılamayı tamamen bırakmış oluyor. Bu da vücut hücrelerine kan girişini önlüyor. Böylece kandaki şeker oranı yükseliyor. Tek tedavi yolu, vücudun günlük insülin ihtiyacının karşılanması. Erken dönemde ortaya çıkıyor. Tip 2 diyabette ise vücutta insülin direnci söz konusu. Bu yüzden şeker, sağlıksız bir şekilde kanda birikip çoğalıyor. Belirtileri fazla belirgin olmadığından, birçok kişi Tip 2 diyabeti olduğunun farkında olmuyor. Dolayısıyla da sıklıkla 45 yaş üstü yetişkinlerde görülüyor.</p>
<h3>Diyabetli anne adayı hamile olduğunu öğrendiğinde bebeğini nasıl korumalı?</h3>
<p>Tip 1 diyabetli anne adayının kan şekeri kontrolü sağlandıktan sonra hamileliği planlanmalıdır. Mutlaka doktor kontrolünde beslenme, egzersiz, stres kontrolü ile beraber açlık tokluk kan şekerlerinin takibi; aylık ve 3 aylık kan şekeri ortalamaları, tansiyon takibi, bebeğin gelişiminin İzlenmesi; kalp, göz, böbrek ve vücuttaki damar ve sinirleri ilgilendiren metabolik testlerin düzenli aralıklarla ilk haftalardan itibaren takip edilerek kullanılacak insülin miktarının belirlenmesi gerekir.</p>
<p>Belirli aralıklarla bebek veya bebeklerin gelişimleri yakından izlenmelidir. Bu incelemelerle düşük hamilelik sırasında tansiyon yüksekliği erken doğum ve doğuştan anomali riski azaltılabilir. Ayrıca bu yakın izlem ile anne ve bebeklerdeki kalp, dolaşım, böbrek ve göz dışında diğer sistemik hastalıkların ortaya çıkma ihtimali de azaltılır. Hamilelik sırasında kan şekeri kontrol altında tutulamazsa, iri bir bebek doğurma şansı yüksektir. Sezaryenle doğum yapma olasılığını da artırır.</p>
<p>Ayrıca buna ek olarak, bebekte hipoglisemi (düşük kan şekeri) ve sarılık riski artar. Kan şekeri seviyesini kontrol etmek için doğru beslenmek ve yeteri kadar egzersiz yapmak çok önemlidir. Günde 4 ila 8 kez kan şekeri kontrol edilmelidir.</p>
<h3>Anne adayının kullandığı insülin bebeğe zararlı mıdır?</h3>
<p>Hamilelikte diyabeti kontrol etmenin en güvenli yolu Insülindir. Ancak, hamile kadınlar uzun, etkili insülin kullanımından kaçınmalıdır, insülin tedavisi ile hamilelik sırasında anne ve bebeğin sağlığı korunur.</p>
<p><strong>Süt emzirmesi anne adayının insülin ihtiyacını aza indirir mi?</strong></p>
<p>Şeker hastası olan kişi, emzirirken süreli şeker takipleri sayesinde kontrollü bir yaşam sürebilir. Emzirme sırasında kullanılacak insülin tipi, dozlarının sıklığı, açlık ve tokluk kan şekeri hedefleri, öğün ve ara öğün sıklığı, kan şekeri ölçüm sıklığı ve zamanlaması, hipoglisemi hallerinde yaklaşımlar, egzersiz zamanlaması ve sıklığı doktor tarafından planlanmalıdır.</p>
<blockquote><p>HAMİLELER İNSÜLİN İĞNESİ YAPABİLİRLER (Uzman Doktorumuz)</p>
<p>Anne adayları en çok da hamilelikte göbek bölgesinden iğne yapılıp yapılmadığını merak ederler, insülin, ağız yoluyla yeterince etkili olmadığı için cilt altı enjeksiyonlarla uygulanmalıdır. Genellikle 8 mm&#8217;lik bu enjeksiyonların uygulama yerlerinde cilt değişiklikleri dışında bebeğe gelebilecek zararları azaltmak için uygulanır. Hamilelik sırasında kan şekeri kontrolünde en iyi yol, doktor tarafından gösterilen uygulama yerlerine göbek etrafı, kol ve bacaklara insülin uygulamalarıdır.</p></blockquote>
<h3>Anne karnındaki bebekte, riskli durumlar tespit edilebilir mi?</h3>
<p>Düzenli kontroller arasında hamileliğin ilk 3 aylık diliminde kan şekeri kontrolü yapılmalı, HbA1c 10 aralığında olursa bebekte anomali riski artar. Ultrasonda ense kalınlığı ölçülür, Down sendrom taraması yapılır. Hamileliğin ikinci 3 aylık diliminde üçlü test taraması, ayrıntılı ultrason (ikinci düzey) taraması ve fetal eko kardiyografi planlanır. Üçüncü 3 aylık dilimde &#8220;non stress test&#8221; ve &#8220;biyofizik profil&#8221; planlanır. Bebekle ilgili riskler için aileye danışmanlık yapılır ve çözüm yöntemleriyle ilgili bilgi verilir.</p>
<h3>Diyabetli bir anne adayının bebeği normal ölçülerde mi dünyaya gelir? Anne adayı doğumda sorun yaşar mı?</h3>
<p>Bebeğin kilo ve boyu, anne adayının hamilelik öncesinden başlayan kan şekeri, tansiyon ve vücut ağırlığının kontrolünün iyi yapılması durumunda sağlıklı bebeklerden farklı değildir. Doğum zamanı; hamilelik süresince yapılan kan şekeri ağırlık tansiyon takipleri, hamilelik ¡zlemlerinde bebeğin akciğer gelişim düzeyi ile belirlenir. Hamilelikte kan şekeri yüksekliği bebekte sorunlara yol açabilir. Artık pankreası insülin üretebilen bebek, annesinden aldığı yüksek şeker miktarına uyum sağlamak için insülin yapımını artırır. Bebeğin insülin yapımındaki bu artış, özellikle son aylara doğru yağ dokusunda artışa ve aşırı büyümeye neden olur. Doğum ağırlığı 4 kg&#8217;ın üstüne çıkar. Büyük olması doğum sırasında yaralanmalar, omuz çıkıkları ve sinir zedelenmeleri gibi sorunlara neden olur. Doğumdan hemen sonra ise bebekte aşırı şeker düşmesi, sarılık ve solunum problemleri gözlenebilir. Erken doğum ve sezaryenle doğum sıklığı artar. Doğum sonrası annede şeker seviyesinde düzensizlikler, yara iyileşmesini zorlaştırdığı gibi idrar yolu hastalıkları ihtimalini artırır. Diyabetli anne adayının kan şekeri hamile kalmadan öncesinden başlanarak doğum sırasında ve sonrasında sık kan şekeri kontrolleri yapılarak takip edilmelidir.</p>
<p>Eğer doğum kendiliğinden başlamazsa 40- 42 haftalarda suni sancı uygulanır. Diyabetli hamilelerde doğum esnasındaki kasılmalar, insülin ihtiyacını değiştirebilir, gerektiğinde saatlik şeker bakılmalı, duruma göre 70-100 mg/dl&#8217;lik hedefi sağlamak için damar yolundan glikoz ve insülin uygulanmalıdır. Doğum sonrası bebeğin eşinden kaynaklanan hormonlar ortadan kalktığından insülin ihtiyacı azalır, birkaç gün içinde hamilelik öncesi insülin ihtiyacına dönülür.</p>
<h3>Diyabetli annenin, bebeğinin diyabetli olma riski nedir?</h3>
<p>Tip 1 diyabetli bir annenin çocuğunda Tip 1 diyabet gelişme riski yüzde 3, baba da diyabetikse yüzde 9, hem anne hem de baba tip 1 diyabetli ise yüzde 20 oranındadır.</p>
<h3>Diyabetli anne adaylarının karnındaki bebek ölümlerinin ağırlıklı sebebi nedir?</h3>
<p>Diyabetik bir hastada kan şekeri kontrolü hamileliğin devamı, malformasyon gelişimi ve geç dönemlerinde sorunların önlenmesi açısından çok önemlidir. Karşılaşılacak sorunların HbA1 c düzeyi ile yakından ilişkili olduğu gözlenmiştir. Diyabetik hamilelerin bebeklerinde sinir sistemi hasarları ve anomaliler artar, iri bebek ve buna bağlı doğum travmaları sıktır (kalvikula kırığı, brakial felç, omuz çıkması). Gelişme geriliği olanlarda ve diğer bazı durumlarda anne karnında ölüm gözlenebilir.</p>
<h3>Anne adayı tatlı yerse ne olur?</h3>
<p>iyi bir kan şekeri kontrolü, beslenme, egzersiz ve stres kontrolünde eğitim yapıldığında; hamilelik sırasında alınan yiyeceklerin sağlıklı bir şekilde sınırlanması mümkün olabilir, ihtiyacından fazla enerji alan hamilelerde kan şekeri tansiyon kontrolü zorlaşır. Annede tansiyon yüksekliği, erken doğum, doğum sonrası kalp dolaşım sistemi, göz ve böbrekler ile ilgili sorunlar artabilir.</p>
<p>Aşırı korku, heyecan, sinirlenme diyabetli bir anne adayı ve bebeğini nasıl etkiler?</p>
<p>Aşırı korku, heyecan, sinirlenme gibi durumlar için stresle baş etme yöntemleri konusunda bilinçlendirilme gereklidir. Böyle durumların direkt kan şekeri üzerinde etkisi, düşünüldüğünden azdır. Ama bu gibi durumlarda beslenme, egzersiz, kan şekeri, tansiyon kontrolü ve doktor takibi de aksayabileceğinden hazırlıklı olmak, yardım almak gereklidir.</p>
<h3>Şekeri 40&#8242;a düşen anne adayı ne yapmalı? Bu, bebeğin organlarına zarar verir mi?</h3>
<p>Hemen kan şekerini yükseltecek karbonhidrat içeren bir yiyecek alması ve en kısa zamanda doktora haber vermesi gereklidir. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra kan şekeri kontrol sıklığı ve kullandığı ilaçların düzeni ayarlanmalıdır. Hızla şekeri yükseltecek çay şekeri veya glukoz tabletleriyle ve bir-iki dilim ekmek içeren küçük bir sandviç ile kan şekeri yükseltilebilir. Eğer 15 dakika içinde düzelme olmazsa, tekrar besin alınabilir. Kan şekeri bunlara rağmen düşükse doktora veya hemşireye haber verilmelidir. Eğer hiçbirine ulaşıla- mıyorsa en yakın acil servise başvurulmalıdır. Bazen acil müdahale gereklidir.</p>
<p>Eğer Glukagon mevcutsa, cilt altına veya kas içine yapılması gerekir. Damardan şekerli serum verilmesi ve tıbbi gözlem gereklidir. Şiddetli hipoglisemi reaksiyonları her zaman doktora bildirilmesi gereken durumlardır. Hipoglisemi düzeldikten sonra bu olayın niçin meydana geldiği tespit edilmeli ve ilaç dozlarının düzenlenmesi için mutlaka doktora danışılmalıdır.</p>
<p>Kan şekeri düzeyi mümkün olabildiğince normal sınırlarda tutulmalıdır. Kısa süren hipoglisemiler, bebek için tehlikeli değildir. Fakat uzun sürmesi durumunda, annede nöbet veya şuur kaybı gelişmesi tehlikeli olabilir. Düşük kan şekeri, bulantı ve kusmaları artırabilir. Bu da düzenli yemek yemeyi zorlaştırır.</p>
<h3>Şeker 285&#8242;e çıkınca ne yapmalı ve bu durum bebekte ne gibi hasarlara yol açar?</h3>
<p>Hemen doktora başvurmalı ve kan şekerinin kontrolü için uygun tedavisi gerekirse hastanede yatırılarak düzenlenmeli, kalp göz böbrekler gibi hasar görebilecek organların fonksiyonları incelenmeli, bebeğin ne kadar etkilendiği konusunda ayrıntılı görüntüleme yöntemlerinden faydalanılmalıdır. Hamilelik süresinde şeker hastalığına yakalanan kadınlar tedavi görmezlerse, çocuklarının obezite riski artıyor.</p>
<h3>Baba adaylarına ve aile bireylerine düşen görevler nelerdir?</h3>
<p>Baba adaylarının beslenme hareketlilik ve stres kontrolü konusunda eşleriyle birlikte hareket etmeleri, doktorlarından kan şekeri kontrolü için yapılması gerekli işlemler konusunda tam olarak bilgi almaya çalışmaları gerekir. Ayrıca baba adayları eşlerinin kullandığı ilaçlar hakkında bilgi sahibi olarak, doktorun İstediği tedavinin doğru bir şeklide eşi tarafından uygulanmasına yardımcı olmalıdır.<br />
Aile bireyleri, en az bir veya iki kez klinik kontrolüne beraberce katılmaya çalışmalıdır. Diyabet, bir aileyi tümüyle etkileyeceğinden sorunların çözümünde ve diyabet bakımında tüm aile bireyleri ile birlikte çalışılmalıdır.</p>
<p>&#8220;Diyabetli bir annenin bebeği olmaz ya da sağlıksız olur. Çocuğuna da bakamaz!&#8221; diye düşünen ve hastalığa dışarıdan şaşkınlıkla bakanlar için ne söyleyebilirsiniz?</p>
<p>Bu düşünceler ancak doktorlarla paylaşıldığı zaman, aksi kanıtlanarak bu kişilerin zihninden çıkarılabilir. Diyabet eğitimlerinin daha geniş kitlelere ulaşması durumunda bu düşünceler de azalacaktır.</p>
<blockquote><p>&#8220;Kontroller, Normal hamilelere göre daha sık olmalı!&#8221; Uzman doktorumuzun görüşü :<br />
Diyabetik anne adayının hamile kalmadan en az 3 ay önce kan şekeri düzenlenmesi sıkı bir şekilde yapılmalıdır. Bu, bebekte gelişebilecek doğumsal anomalileri en aza indirmek açısından çok önemlidir. Hamilelik sırasında da kan şekerinin kontrolde olması diyabete bağlı anne karnında ölüm riskini ve bebeğin kontrolsüz kilo artışını önler. Kan şekeri düzenli olmasına rağmen bu annelerin bebeklerinin normal doğuma müsaade etmeyecek büyüklükte olması, sezaryenle doğum olasılığını artırır. Diyabetli annelerin hamilelik kontrolleri, normal hamilelere göre daha sık olmalı ve bebeğin iyilik halini gösteren NST, biyofizik profil skoru ve doppler ultrasonografi takibi düzenli yapılmalıdır.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2010/06/30/hamilelikte-insulin-bebege-zarar-verirmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Ödem Sorunu</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2010/06/28/hamilelikte-odem-sorunu/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2010/06/28/hamilelikte-odem-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 13:57:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/?p=313</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte Ödem Sorunu Tüp bebek tedavisinde başarılı olan hamile bayanların ortak sıkıntılarından olan hamilelik döneminde oluşan ödem hakkında sizlere yararlı bilgiler sunacağız. Hamilelikte vücudun su tutmasına bağlı olarak bacaklarda, bileklerde ve parmaklarda &#8220;ödem&#8221; olarak adlandırılan hafif şişme görülür. Ellerdeki ödeme bağlı olarak karıncalanma hissedilir, yüzüklerin dar geldiği fark edilir. Bu gibi durumlarda yüzük takılmaması gerekir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Hamilelikte Ödem Sorunu</h1>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-668" title="hamile_kadin" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2010/06/hamile_kadin.jpg" alt="hamilelikte ödem" width="300" height="421" /><a title="tüp bebek" href="http://www.tupbebegim.org/">Tüp bebek</a> tedavisinde başarılı olan hamile bayanların ortak sıkıntılarından olan <strong>hamilelik</strong> döneminde oluşan <strong>ödem</strong> hakkında sizlere yararlı bilgiler sunacağız. Hamilelikte vücudun su tutmasına bağlı olarak bacaklarda, bileklerde ve parmaklarda &#8220;<a title="hamilelikte ödem" href="http://www.tupbebegim.org/2010/06/28/hamilelikte-odem-sorunu/">ödem</a>&#8221; olarak adlandırılan hafif şişme görülür. Ellerdeki <strong>ödem</strong>e bağlı olarak karıncalanma hissedilir, yüzüklerin dar geldiği fark edilir. Bu gibi durumlarda yüzük takılmaması gerekir. Hamilelerin bir kısmında özellikle ayaklarda şişlik belirgin olur.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Bacaklardaki ödem</strong></span>in bir nedeni de rahmin büyümesi ile toplardamarlara yaptığı baskı sonucu <span style="text-decoration: underline;"><strong>bacaklarda varis</strong></span> ile birlikte ödem oluşmasıdır. Sıcak ortamlarda şişlik artar. El ve ayakları yükselterek ve hafif egzersizler ile ödemler azalabilir. Uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, sık sık pozisyon değiştirilmelidir. Sıvı alımını arttırmak vücudunuzda sıvı dolaşımına imkan sağlayacağı için iyi gelecektir. Tuz alımını da kısıtlamamanız gerekir. Ani kilo artımı ve yüzde şişlik olduğunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Ödem ile birlikte tansiyon yükselmesi ve idrarda albümin (protein) çıkması hamileliğin ilerleyen aylarında görülen ve takip edilmesi gereken <strong>preeklampsi hastalığı</strong>nı gösterir. Hamileliğiniz sırasında vücutta 9 ay boyunca bebeğin büyümesi ile karında meydana gelen değişiklikler ve doğuma hazırlık amacı ile vücutta oluşan değişikliklerin birkaç günde yok olması beklenmemelidir. Lohusalık dönemi denilen bu süreçte hamilelik sırasında vücutta oluşan değişiklikler normale döner. Bu süre 10 haftadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2010/06/28/hamilelikte-odem-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlaçsız Tüp Bebek Yöntemi</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2008/08/25/ilacsiz-tup-bebek-yontemi/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2008/08/25/ilacsiz-tup-bebek-yontemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 19:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/2008/08/25/ilacsiz-tup-bebek-yontemi/</guid>
		<description><![CDATA[Son verilere göre dünyamızda 1.500′ü ilaçsız tüp bebek yöntemi ile olmak üzere bu güne kadar yaklaşık 7 milyon aile tüp bebek sistemi ile çocuk sahibi oldu. Türkiye’de her yıl 1.5 milyon infertil yani kısır hasta tespit edilmekte, bunlardan yaklaşık 240 bini tedavi olmaktadır. Tedavi olanların 80 bini tüp bebek ve aşılama yaptırmaktadır ve görüldüğü kadarıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-bottom: 10px;">
<div id="attachment_821" class="wp-caption alignleft" style="width: 410px"><img class="size-full wp-image-821" title="İlaçsız tüp bebek ikizleri" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2008/08/babies2410PA_468x483.jpg" alt="İlaçsız tüp bebek ikizleri" width="400" height="413" /><p class="wp-caption-text">İlaçsız tüp bebek ikizleri</p></div>
<p>Son verilere göre dünyamızda 1.500′ü ilaçsız <strong>tüp  bebek</strong> yöntemi ile olmak üzere bu güne kadar yaklaşık 7  milyon aile tüp bebek sistemi ile çocuk sahibi oldu.</p>
<p style="padding-bottom: 10px;">Türkiye’de her yıl 1.5 milyon  infertil yani kısır hasta tespit edilmekte, bunlardan yaklaşık 240 bini tedavi olmaktadır.</p>
<p style="padding-bottom: 10px;">Tedavi olanların 80 bini tüp bebek ve aşılama  yaptırmaktadır ve görüldüğü kadarıyla bu sayı dünyada ve Türkiye’de gün geçtikçe hızla artacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2008/08/25/ilacsiz-tup-bebek-yontemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek Sürecinde Psikolojik Destek</title>
		<link>http://www.tupbebegim.org/2008/04/22/tup-bebek-surecinde-psikolojik-destek/</link>
		<comments>http://www.tupbebegim.org/2008/04/22/tup-bebek-surecinde-psikolojik-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 09:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>www.tupbebegim.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ankara Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Fiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tupbebegim.org/2008/04/22/tup-bebek-surecinde-psikolojik-destek/</guid>
		<description><![CDATA[Eşlerin birlikte yola çıktıkları tüp bebek tedavi süreci evlilikleri için önemli bir aşamadır. Tüp bebek tedavisinde eşlerin birbirine yaklaşım biçimi, tedavi sürecine bakış açısı ve evliliklerinde yükledikleri anlam oldukça önemlidir. Tedavi sürecindeki başarısızlıklar sonucunda yaşanan hayal kırıklıkları, suçluluk duyguları problemi ortadan kaldırmadığı gibi evlilik için de oldukça zorlu bir dönem yaratmaktadır. Tüp bebek yöntemi elbette [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_370" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px"><img class="size-full wp-image-370" title="Tüp bebek sürecinde psikoloji" src="http://www.tupbebegim.org/wp-content/uploads/2008/04/hasta_depresyon.jpg" alt="Tüp bebek sürecinde psikoloji" width="250" height="250" /><p class="wp-caption-text">Tüp bebek sürecinde psikoloji</p></div> Eşlerin birlikte yola çıktıkları tüp bebek tedavi süreci evlilikleri için önemli bir aşamadır. Tüp bebek tedavisinde eşlerin birbirine yaklaşım biçimi, tedavi sürecine bakış açısı ve evliliklerinde yükledikleri anlam oldukça önemlidir. Tedavi sürecindeki başarısızlıklar sonucunda yaşanan hayal kırıklıkları, suçluluk duyguları problemi ortadan kaldırmadığı gibi evlilik için de oldukça zorlu bir dönem yaratmaktadır.</p>
<p>Tüp bebek yöntemi elbette birden fazla denenebilir. İlk tedavi süreci başarısız olan çift umutsuzluk duygusuna kapılmamalıdır. Bilinmeli ki diğer denemelerde bebek sahibi olan çiftlerin sayısı da az değildir.</p>
<p>Bu tedavi sürecinde eşler mutlaka birbirine destek olmalıdır. Var olan durum ile ilgili bir çözüm planı oluşturmalı ve evliliklerini &#8211; ilişkilerini koruma altına almaları gerektiğinin farkına varmalıdır. Eşler ; hastaneye ilk adım attıkları andan tedavi odasına gidene kadar bu olumlu düşünce süreci içinde olmalı ve ortak oluşturulan bu plana uyum sağlamalıdır. Yapılan doktor kontrollerinde eşlerin birbirlerine sağlamış olduğu duygusal destek evlilik süreci ve tedavi açısından da oldukça önemlidir.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinde sosyal çevrenin beklentileri kişide kaygı yaratabilir. Ailenin diğer bireyleri ve büyüjleri sürekli olarak tedaviyi sorgulayabilirler. Yolda yürürken, televizyon izlerken, hastaneye her gittiğinize bir anne / ya da bebek sahnesi ile karşılaşabilirsiniz , bu duyguya siz de sahip olmak isterken karşınızdaki kişinin bu duyguları yaşamasından hoşlanmayabilirsiniz, fakat bu durumu kabullenmiş ve duygusal</p>
<p>açıdan güçlü   bir şekilde tedaviye devam etmelisiniz.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinde psikolojik destek oldukça önemlidir. Bir çok tüp bebek merkezi artık bünyesinde bir psikolog bulundurmaktadır. Doktorunuzun önerileri dahilinde size sunulan bu psikolojik tedaviyi kabul etmelisiniz, çevrenizdeki kişilerle bu durumu konuşmak, paylaşmak , ben halledebiliyorum ya da üstesinden gelebiliyorum demek , yaşadığınız bir takım duyguları yok saymak ruh sağlığınız ve evliliğiniz için tehlikeli olabilir.</p>
<p>Özellikle de tedavi sonucunda gebelik gerçekleşmiyorsa bir psikolog desteği alınması çiftler açısından sağlıklı olacaktır. Tedavi sürecinde eşlerin birbirine sağlamış oldukları duygusal destek eğer çok güçlü olursa başarısız sonuçlanan tedavi sonrasında psikolojik bir rahatsızlıkla karşılaşma olasılığı oldukça azdır.</p>
<p>Merkezimizde bizlerin uygun gördüğü çiftlere veya psikolojik destek talep ededn çiftlere bu konuda destek verilmektedir.</p>
<p>Tüp bebek konusunda en geniş bilgi <a href='http://www.tupbebek-istanbul.com'>Tüp Bebek İstanbul</a> adresinde.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tupbebegim.org/2008/04/22/tup-bebek-surecinde-psikolojik-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

