Tüp Bebek Merkezi

23. Ocak 2008

Prof Dr. Cem Fıçıcıoğlu web sitesine hoşgeldiniz.
WEB SİTEMİZE GİRİŞ İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.





Tüp Bebek Konusunda Bilgi Portalı

Tüp Bebek - Acele Eden Cebinden Ödeyecek

7. Mayıs 2008

Tüp bebek için acele edenler cebinden ödeyecek!

Tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olacakların giderlerini ödeme kapsamına alan Bütçe Uygulama Talimatı’nın yayımlandığı 9 Şubat’tan önce, tüp bebek uygulamasına başlayanların giderleri devletçe karşılanmayacak. Bu tarihten önce

doğal yolla veya tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olan, ancak daha sonra yeniden çocuk sahibi olmak isteyip olamayanların masraflarını da devlet ödemeyecek.Sağlık Bakanlığı, devletin tüp bebek uygulamasını ödeme kapsamına almasının ardından uygulmada yaşanan sıkıntıları çözmek için genelge yayımladı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Necdet Ünüvar imzasıyla illere gönderilen genelgede, 2005 yılı Bütçe Uygulama Talimatında ödeme kapsamına alınan tüp bebek tedavisinin uygulaması sırasında birtakım yorum farklılıkları ve tereddütlerin oluştuğunun tespit edildiği belirtilerek, sorunların giderilmesi için bazı konulara açıklık getirildi.

40 yaşını aşmış kadının masrafı ödenmeyecek

Tüp bebek giderlerinin ödenmesinin kadın hastanın 40 yaşına kadar en fazla üç uygulamayla sınırlı olduğunu anımsatan Ünüvar, “40 yaşını aşan hastalar için tüp bebek tedavisi görmesinin gerekli olduğu resmi sağlık kurulu raporuyla belgelendirilse dahi, bu tedaviye ait giderleri devlet bütçesinden karşılanmayacaktır” dedi.

Çocuk sahibi olanın yeni tüp bebek masrafı ödenmeyecek

Genelgeye göre, Talimatın yayım tarihi olan 9 Şubat 2005′ten önce doğal yolla veya tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olan ailelerin, daha sonra yeniden çocuk sahibi olamadıkları gerekçesiyle tüp bebek tedavisi yaptırmaları durumunda, masrafları devlet bütçesinden karşılanmayacak.

9 Şubat’tan önce başlayanların masrafı karşılanmayacak

Genelgede, 9 Şubat 2005 tarihinden önce tüp bebek uygulamasına başlanmış çiftlerin tüp bebek masrafının ödenmeyeceği bildirildi. Ünüvar genelgede, Talimatın geriye dönük olarak işletilmediğine dikkat çekti.

Sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş açıklanamayan kısırlık vakalarında en az üç “intrauterin inseminasyon” uygulaması yapılmadan tüp bebek tedavisine başlanmayacak. Genelgeye göre, tüp bebek uygulaması öncesinde yumurtlamayı sağlamak amacıyla yapılan tedavide bir uygulama başına en fazla toplam 1.500 ünite gonadotropin kullanılabilecek. Tüp bebek tedavisinde devlet bütçesinden karşılanacak ilacın maksimum dozu 9.000 üniteyi aşamayacak.

Tüp bebek tedavisine esas oluşturacak resmi sağlık kurulu raporları, bünyesinde kadın hastalıkları ve doğum kliniğiyle üroloji kliniği bulunan üniversite hastaneleriyle bakanlıkça eğitim yetkisi verilmiş eğitim ve araştırma hastaneleri tarafından düzenlenebilecek.

Türkiyede Her yıl 5 bin tüp Bebek

7. Mayıs 2008

Türkiye’de her yıl 5 bin tüp bebek doğuyor… Tüp bebekte başarı oranı YÜZDE 15…

Türkiye’de yıllık ortalama 300 bin çocuk doğuyor. Bu çocukların yüzde 5′i ise tüp bebek yöntemiyle dünyaya geliyor.


Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Türkiye’de bir yıl içerisinde ortalama 40 bin tüp bebek uygulaması yapıldığını ve bu uygulamaların yüzde 15′inden olumlu sonuç alındığını söyledi. Prof. Dr. Tıraş, “Yılda ortalama 300 bin kadın çocuk sahibi oluyor. Doğan bebeklerin 15 bini tüp bebek yöntemi uygulanarak dünyaya geliyor.” diye konuştu. Türkiye’de tüp bebek yapma oranının Avrupa ülkeleriyle kıyaslanmayacak kadar düşük düzeyde olduğunu açıklayan Prof.Dr. Bülent Tıraş, “Bunun en büyük nedeni eğitimsizlik. İkinci nedeni de tüp bebek tedavisinin giderlerinin fazla olması. Tüp bebek yöntemiyle hamile kalmak isteyen bayanlar yaklaşık 4 bin YTL harcamak zorunda. Yapılan yasal düzenleme ile devlet bu giderlerin bin 140 YTL’ sini karşılamaya başladı.” dedi.

Tüp bebek tedavisi hakkında

6. Mayıs 2008

Tüp bebek BİLGİ PORTALI: Kadından alınan yumurtalar ile, erkekten alınan spermlerin birlikte laboratuvar alanında birleştirilerek , döllenme sağlanması ile oluşan embryoların kadının rahmi içerisine transfer işlemidir.

Tüp bebekte yumurtalar ve spermler bir tüp içine konur ve spermin kendisi yumurtaya girerek döllenme işlemini gerçekleştirir, diğer bir deyişle mikroenjeksiyonda ise spermler direkt olarak yumurtaya yerleştirilir.

Eğer erkekte kısırlık söz konusu ise , mikroenjeksiyon yöntemi tercih edilir. Ayrıca sperm sayısında bozukluk olan diğer kısırlık durumlarında da tercih edilmektedir.

Tüp Bebek

TÜP BEBEK BİLGİ PORTALI .

Tüp bebek hakkında merak edilen bilgiler

6. Mayıs 2008

 Tüp BebekHakkında Merak Edilen Bilgiler

Çiftler korunmadan 1 yıl süre ile çocuk sahibi olamamışlarsa ve yardımla üreme teknikleri kullanılarak çocuk sahibi olmak istiyorlarsa, yapılacak ilk iş erkek için sperm sayımıdır. Erkeklerde sperm sayısının zayıf olduğu durumlarda hemen yardımcı üreme tekniklerine başvurulabilir. Eğer kısırlık tedavisi için müracaat eden çiftlerden erkeğe ait kusur varsa erkeğin tedavisi çoğu kez yardımla üreme tekniklerine dayanır. Hanımlarla ilgili sorunlar ise kanalların tıkalı olması ya da yumurtlama problemi olarak karşımıza çıkabilir. Hanımlarda öncelikle bu tür sorunlar varsa örneğin yumurtlama problemi varsa düzeltmeye çalışılır yada kanalları tıkalı ise açılması için girişimlerde bulunulur. Bu girişimlerin olumsuz olması durumunda önce halk arasında aşılama denilen teknik uygulanır. Erkekten sperm alınıp en iyileri seçilerek hanıma tam yumurtlama gününde verilir ve bu yolla gebe kalması sağlanabilir.TÜP BEBEK HAKKINDA MERAK EDİLEN BİLGİLERİN SUNULDUGU WEB SİTESİ….

KISIRLIK VE TÜP BEBEK

6. Mayıs 2008

 TÜP BEBEK BİLGİPORTALI

Kısırlık sorunu olan çiftler için bugün pekçok tedavi yöntemi vardır. Bu yöntemler kısaca “Yardımla Üreme Teknikleri” başlığı altında toplanmaktadır. Kısırlık, ülkemizdeki her 100 çiftten 15′inin korkulu rüyasıdır. Kısırlık denilince evli çiftlerin 1 yıl süre ile korunmadan cinsel ilişkide bulunup, çocuk sahibi olmaması durumu anlaşılmaktadır. Yardımla üreme teknikleri doğal yollarla gebe kalınamaması durumunda çocuk sahibi olmak için başvurulan yöntemlerdir. Yardımla üreme teknikleri içinde en popüler olan yöntem “Tüp Bebek” yöntemidir.

KISIRLIK VE TÜP BEBEK

tüp bebek sürecinde psikolojik destek…

22. Nisan 2008

Tüp bebek sürecinde psikoloji

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE PSİKOLOJİK DESTEK

Eşlerin birlikte yola çıktıkları bu süreç evlilikleri için önemli bir sınavdır. Tüp bebek tedavisinde eşlerin
birbirine yaklaşım biçimi, tedavi sürecine bakış açısı ve evliliklerinde yükledikleri anlam oldukça
önemlidir. Tedavi sürecindeki ilk başarısızlıklar sonucunda yaşanan hayal kırıklıkları, suçluluk
duyguları problemi ortadan kaldırmadığı gibi evlilik için de oldukça zorlu bir süreç yaratmaktadır.

Akupunktur - Tüp Bebek

29. Şubat 2008

Akupunktur Tüp Bebek Tedavisinde

Akupunktur, Artık Tüp Bebek Tedavisinde Tamamlayıcı Tıp Yöntemi Olarak Kullanılıyor. Tüp Bebek Uygulamalarında Başarı Şansını Artırdığı Öne Sürülen Akupunktur, Tüp Bebek Yöntemi ile Çocuk Sahibi Olmak İsteyenlerin Yeni Umudu…

Akupunktur, artık tüp bebek tedavisinde tamamlayıcı tıp yöntemi olarak kullanılıyor. Tüp bebek uygulamalarında başarı şansını artırdığı öne sürülen akupunktur, tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak isteyenlerin yeni umudu…

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Bilgihan, akupunkturun, çocuk sahibi olamayan ailelerde, medikal tedavilere destek olan bir tedavi yöntemi olduğunu belirterek, ”Bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre akupunktur tedavisinin erkeklerde sperm sayı ve hareketliliğini artırdığı, kadınlarda ise yumurtaların olgunlaşmasına destek olup rahim kanlanmasını artırarak döllenmiş yumurtanın tutunmasını kolaylaştırdığı tespit edilmiştir” dedi.

gebelik

9. Şubat 2008

GEBELİK

Adet kesilmesinden sonra gebelik olup olmadığı tespit edilebilir. Erken hamilelik döneminde gelişen plasenta tarafından yapılan HCG(human koryon gonodatropin) annenin kanında ve idrarında bulunmaktadır.Yapılan gebelik testleri de bu hormonun tayinine dayanır.

Evde yapılan gebelik testleri
Evdeki hamilelik test cihazlarının çoğunu eczaneden reçetesiz tayin edebilirsiniz. Eğer vücudunuzda yeterince HCG varsa,test cihazlarında bulunan kimyasal maddeler idrarınızdaki HCG ile reaksiyona girecektir. Testler HCG varlığını farklı yollarla gösterir.Bazıları sıvı içerisinde bir halka oluştururken bazıları da renk değiştirirler.Eğer usulüne uygun kullanılmazlarsa çok kolay yanlış sonuçlara ulaşılabilir. Bundan dolayı cihazlardaki bütün kurallara dikkatle uyulması çok önemlidir.Evde yapılan hamilelik testleri büyük ölçüde doğru olmalarına karşın %100 değillerdir.Yalancı negatif (hamile olduğunuz halde test olmadığınızı gösteriyor) sonuçlar az da olsa oluşa bilmektedir. Evde yapılan teste negatif sonuç aldığınız halde hamile kaldığınızı düşünüyorsanız zaman kaybetmeden hemen doktorunuza başvurun.Doktorunuz daha güvenilir testleri size uygulayacaktır.

Laboratuarda idrar testi
Tıpkı evde uygulanan test gibi,bu testte idrardaki HCG yi %100 e yakın bir doğrulukla ve hamile kalındıktan sonraki 7-10 gün gibi kısa bir sürede tespit eder.

Kan testi
Bu test %100 doğrulukla yapılmaktadır ve hamile kalındıktan sonraki ilk haftada pozitif sonuç verir. Bu testte serum yada kandaki HCG hormon düzeyinin artışı tespit edilir. Yalnız labratuvarda yapılan bu test en kesin sonucu verir.. Ayrıca bu test hamilelik süresinin saptanmasında da yardımcı olur. Bazı durumlarda (erken tespit istendiğinde) idrar testi ile görülmeyen hamileliği kan testi ile görürsünüz.

Gebelikte dikkat edilmesi gereken hususlar

Hamile kadınlar her zaman bir şeyleri dert ederler.Soluduğumuz hava kirli mi?İçtiğimiz su temiz mi? Eşimin içtiği sigara yada bu sabah içtiğim kahve bebeğimin sağlığına zarar verebilir mi? Ya dişçide çektirdiğim röntgen?Bu tür kaygılar hamileliği gereksiz yere sinir bozucu hale getirebilir. Ama bilgi; hem bunlardan kurtulmanızı sağlar hem de sağlıklı bir bebeğiniz olma olasılığını arttırır.Hamileliğiniz sırasında bebeğinize zarar vermemek istiyorsanız lütfen aşağıdakilere bir göz atın:

ALKOL
Hamileliğimizin ikinci ayına kadar genellikle hamile kalındığından habersiz olduğumuz için;bunu bilmemiz halinde asla yapmayacağımız şeyleri, bilmeden yaparız. Hamilelik süresince fazla içki içmenin bebekte birçok soruna yol açtığı gösterilmiştir.Bebeğin kan dolaşımına giren alkol miktarının anne kanındaki alkol yoğunluğuna yaklaşık olduğu ve annenin aldığı alkolü bebeğinde paylaştığı göz önüne alınırsa bu pek de şaşırtıcı sayılmaz. Alkolü bedenden atmak için gereken süre bebekte annenin iki katıdır.Yani anne hafif çakırkeyifken, bebek sarhoştur.Bazı kadınlar hamilelikleri süresince hafif örneğin geceleri bir kadeh içmelerine karşın sağlıklı bebekleri olabilir.Ancak bunun hiçbir garantisi yoktur. Hamilelikte güvenli alkol dozu, eğer varsa bile bilinmemektedir. Eğer gün sonunda yorgunluğunuzu atmak için bir kokteyl almayı veya akşam yemeğinde bir kadeh şarap içmeyi adet haline getirdiyseniz, belki de şimdi bu yaşam biçiminizi değiştirmenin tam sırasıdır.Gevşemek için içki alıyorsanız müzik, masaj, ılık banyo,spor, okuma gibi başka yöntemleri seçebilirsiniz.

SİGARA
Hamilelikten önce içtiğiniz süre ne kadar olursa olsun sigaranın gelişmekte olan bebeğe zarar verdiği konusunda kesin bir kanıt yoktur. Ama hamilelik sırasında içilen sigara kesin ve belgelenmiş hasarlar vermektedir. Sigara hamilelikte düşük ve ölü doğuma sebep olduğu gibi çeşitli komplikasyonlar da sigara içen annelerde çok daha sık gözlenmektedir.Bunlar arasında vajinal kanama, anormal plasenta yerleşimi,plasentanın erken ayrılması,erken kese yırtılması ve erken doğumdur.


X IŞINLARI (RÖNTGEN)
Hamilelik sırasında çekilen röntgenlerin güvenli olup olmadığı karmaşık bir konudur,ama tanısal amaçlı çekilen bu filmlerin bebeğe zarar vermesi çok nadirdir.Röntgen ışınlarından yayılan radyasyonun zarar verip vermeyeceğini üç etken belirler.Birincisi;radyasyon miktarıdır.Cenin ve bebekte ciddi hasar yalnızca çok yüksek dozlarda (50-250 rad)oluşur.Çağdaş röntgen araçları çok nadir olarak 5 rad dan fazla ışın yaydıkları için genellikle bir sorun oluşmaz.

İkinci etken, ışının ne zaman alındığıdır. Çok yüksek dozlarda bile yumurtanın rahme yerleşmesinden önce dokunun etkilenme riski yoktur.Bebeğin organlarının gelişiminin erken dönemlerinde (döllenme sonrası 3-4.haftalar) ve hamilelik boyunca merkezi sinir sisteminin zarar görme riski vardır. Ama bu yalnızca yüksek dozlarda gerçekleşir.

Üçüncü etken ise, rahmin gerçekten ışına maruz kalmasıdır.Günümüzün röntgen cihazları,görmek istenen alanı iyi belirlemekte ve diğer bölgeleri ışından korumaktadır.Röntgen filmlerinin çoğu annenin karın ve kalça bölümüne böylece rahme gelecek ışınları önlemek için kurşun bir levha ile çekilir.Ama karın röntgeninin bile zararlı olma olasılığı 10 rad dan fazla ışık yaymadığı için yoktur.
Ama tabi ki ne kadar küçük olursa olsun gereksiz risk almanın da bir mantığı yoktur.Bu nedenle genellikle acil önemi olmayan röntgen çekimlerinin doğumdan sonraya ertelenmesi önerilir. Bebeğin röntgen ışınlarından zarar görme olasılığı düşük olduğu için,anne adayının sağlığı açısından gereken bir röntgeninde çekilmesinden vazgeçilip anne tehlikeye atılmamalıdır.
Araba veya uçak seyahati Araba seyahatlerinizde sık mola vererek, tren seyahatlerinizde oturduğunuz yerden sık kalkıp kısa bir yürüyüş yaparak kan dolaşımınızın düzenlenmesine yardımcı olmalısınız.Yolculuklarınızda sık tuvalet ihtiyacınızı hatırlayarak tuvalete yakın yerleri tercih edin.Bu yolculuklarda emniyet kemerinizi takmayı unutmayın.Bu sarsıntılarda bebeğinize gelebilecek zararları önleyecektir. Uçak ile seyahat Eğer uçak yolculuğu yapacaksanız, uçak şirketinin hamile yolcular için olan tüm uygulamalarını öğrenin.Hamileliğinizin 28-36 haftalarında bu yolculuk için doktorunuzdan bir sakınca olmadığına dair belge almanız gerekecektir. 36. haftadan sonra ise muhtemelen uçuşunuza izin verilmeyecektir. Hamile kadınlar için basıçsız kabinleri olan küçük uçaklarla uçmak uygun değildir.Çünkü basınç değişiklikleri su keselerinin erken patlamasına neden olabilir.Uçak yolculuklarında bol sıvı alın. Uçarken vücudunuz daha kolay su kaybedip dehidrate olabilir.

GEBELİK

TÜP BEBEK MERKEZİ

BİLGİ PORTALI

kısırlık

9. Şubat 2008

KISIRLIK

İnfertilite (çocuk olmaması) günümüzde evli çiftlerin %15′inin karşılaştığı bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. İnfertiliteye sebep olan faktörlerin 1/3′ü kadına, 1/3′ü erkeğe ve 1/3′ü de her iki cinse aittir. Bu nedenle erkeğe bağlı faktörler sorunun yarısını oluşturmaktadır.

Kısırlık sorunu ile başvuran çiftlerin eş zamanlı olarak muayenesi gerekmektedir. Hastadan öncelikle iyi bir öykü alınması ve fizik muayenesi gereklidir. İyi bir öykü, doktora infertilitenin nedeni olabilecek bazı hastalıklar (hormonal bozukluk, geçirilmiş cerrahi veya enfeksiyonlar vb.) hakkında çok değerli bilgiler verir. Fizik muayenede hastanın genel görünümden başlayarak (sekonder seks karakterleri), testis ve üreme organlarının tam olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

İyi bir öykü ve fizik muayenenin ardından laboratuar ve gerekirse radyolojik değerlendirilme yapılmalıdır. Laboratuar değerlendirilmesinde ilk yapılması gereken spermiogramdır. Spermiogram dışında gerekli ise bazı hormon ve kan tetkikleride yapılmalıdır.

Kısırlık ve çaresi gebelik bilgi merkezi

tüp bebek merkezi bilgi portalı

  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008
  • Şubat 2008
  • Ocak 2008
  • Aralık 2007
  • Kasım 2007

  • saç ekimi
  • Tüp Bebek
  • tüp bebek merkezi
  • tüp bebek merkezleri

  • tüp bebek saç ekimi saç ekimi
    eXTReMe Tracker
    Counter