Normal Doğum

Normal Doğum

Miada ulaşmış (37. haftadan sonra) bir gebeliğin herhangi bir müdahale yapılmaksızın normal vajinal yoldan doğmasına normal doğum denir. Eğer doğumda Vakum veya Forseps kullanılması gerekirse, o zaman Müdahaleli Doğum söz konusu olur.

Doğum ağrılarının arttırılması ve doğumun hızlandırılması sebebi ile, Doğum İndüksiyonu (Suni sancı) verilmesi ve bebeğin doğumunu kolaylaştırmak için annenin vajina ve anüs arasındaki perine adı verilen bölgenin kontrollu olarak kesilmesi yani Epizyotomi (Dikişli doğum) operasyonu da müdahaleli doğum kapsamına girer.

Doğum eylemi veya travay yani doğum sancıları, dış dünyada yaşamak için hazır hale gelmiş bebeğin Anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan mucizevi bir süreçtir. Bu olayın başlangıcı düzenli olarak rahim kasılmalarının ortaya çıkmasıdır. Bitişi de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların Anne bedeninden ayrılması, yani rahimin boşalmasıyla meydana gelir.

Normal doğumların yüzde 96’sı baş gelişi, geri kalan kısmı da makat gelişi veya daha nadir olan yan geliş vb. şeklinde olabilir. Bu yazıda bahsedilenler baş gelişi ile ilgilidir.

Doğum eylemine hazırlık

Doğum eyleminin başarılı bir doğumla sonuçlanabilmesi için hamileliğin son dönemlerinde eylem öncesi Anne vücudunda birçok hazırlık yapılması söz konusudur. Bu hazırlıklar aslında gebeliğin başlangıcından itibaren meydana gelir. Anne adayının vücudunda gebeliğin algılanmaya başlamasıyla birlikte aslında daima kasılmaya programlanmış olan rahimin kasılmaları baskı altında alınır. Normal koşullar altında bebeğin olgunlaşma süreci tamamlanana kadar da rahim kasılmalarının baskılanması devam eder. Gebelik büyüdükçe rahim üzerindeki baskı azalmaya başlar ve kısa süren, genelde bir rahatsızlığa yol açmayan ve nadir gelen kasılmalar meydana gelir. Anne adayı tarafından hissedilebilen Braxton-Hicks kasılmaları olarak adlandırılan bu kasılmaların amacı rahim ağzını doğum eylemine hazırlamaktır.

Serviks (rahim ağzı) olgunlaşması

Normal koşullarda rahim ağzı oldukça dayanıklı bir bağ dokusundan oluşan; giriş kısmı kapalı, sert, koni veya silindir biçiminde bir yapıdır. İlk doğumu olanlar da ise tamamen kapalıdır. Daha önce doğum yapmış anne adaylarında bir (1). ila iki (2). cm kadar açık olabilir. Rahim ağzının, doğum eyleminde oldukça önemli bir rolü vardır; bebeği doğum kanalından aşağı itmeye çalışan rahim kasılmalarının olma sebebi rahim ağzının yaklaşık olarak on (10). cm genişliğinde açılması içindir. Böylece bebeğin rahimin içinden çıkması sağlanmış olur. Daha önceden bir hazırlık döneminden geçmeyen rahim ağzının uygun bir şekilde açılmasında sorun olabilir. İşte bu hazırlık döneminde rahim ağzında bir takım değişiklikler olur: Önce rahim ağzının kıvamı yumuşamaya başlar. Rahim ağzının yönü başlangıçta annenin bel kemiğine doğru iken; daha sonra öne, mesaneye (idrar torbası) doğru yön değiştirir. Bu sırada yavaş yavaş rahim ağzında “silinme” olarak adlandırılan bir süreç başlamış olur. Bu arada rahim ağzının uzunluğu azalır ve incelir. Bu şekilde olgunlaşmış, incelmiş ve yumuşamış rahim ağzı artık doğum eyleminin başlattığı kasılmalara çok daha duyarlı hale gelir ve açıklığı giderek artmaya başlar.

İlk doğum söz konusu ise genellikle önce rahim ağzının olgunlaşma hazırlıkları başlar, daha sonra kasılmalar meydana gelir. Daha önceden doğum yapmış olanlarda ise rahim ağzı olgunlaşması süreci doğum eyleminde doğum ağrılarının başlamasıyla paralel gider.

Doğum eyleminin başlamasına ne kadar zaman kaldığı anlaşılabilir mi?

Doğum belirtileri başlamadığı sürece düzenli olarak kontrollere devam etmeniz çok daha uygun olur. Tüm gebeliklerin yalnızca yüzde 5′i tam 40. gebelik haftasında (yani 9 ay 10 günde) sonlanır. Doğumun 40. gebelik haftasından 2. hafta önce veya 2. hafta sonra olması da oldukça normal kabul edilir. Belirtiler başlamadığı sürece en azından mutlaka rutin olarak haftalık kontrollere gidilmelidir. Bu kontrollerde bebeğin NST (bebeğin kalp atışlarının ve rahim kasılmalarının grafik olarak test edilmesi) ve/ya da Ultrason ile değerlendirilmesi yapılır.

Doğumun başladığı nasıl anlaşılır?

Daha önceden bahsedilen hazırlayıcı kasılmalar (Braxton-Hicks) bazen o kadar çok şiddetli olur ki, anne adayı bu durumu doğum eylemiyle karıştırabilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak anne adayları için bu hazırlık kasılmaları oldukça yanıltıcı olabilir. Gerçek doğum kasılmalarının ya da sancısının nasıl bir şey olduğunu bilmeyen anne adayları bu hazırlık kasılmaları sırasında heycanlanıp telaş yapabilir. Gerçek doğum ağrılarının hazırlık kasılmalarından en önemli farkı düzenli aralıklarla oluşmalarıdır. Başlangıçta çok daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum ağrıları belirli bir süre sonra yaklaşık olarak on (10). dakikada 3. kez ortaya çıkar ve her bir kasılma periyodu ortalama 40. ila 50. saniye kadar sürer. Gerçek doğum ağrıları kesinlikle dinlenmekle geçmez. Şiddeti ve yoğunluğu da zaman içinde giderek artar. Anne adayı rahim kasılmalarını kendi eliyle karında sertleşme olarak fark ederek hissedebilir. Eğer bu kasılmalar belli bir düzene girmişse ve dinlenmekle geçmiyorsa doğum için hastaneye gitme zamanı gelmiş demektir.

Doğum eyleminin başlangıcı her zaman öncelikle kasılma ve ağrıların başlaması şeklinde gerçekleşmez. Bazen ağrılar başlamadan önce su kesesi açılabilir (Suların Erken Gelmesi). Su kesesi açıldığında bebeğin durumunun değerlendirilmesi için hastaneye gitmek çok daha uygun olur.

Hafif kanlı-sümüksü bir akıntı olan nişan ya da nişane, rahim ağzındaki bebeği koruyucu sümüksü mukus tıkacının atılmasıdır. Başka bir belirti veya yakınma yoksa beklenebilir. Genellikle nişandan sonraki ilk 2. günde doğum ağrıları başlar.

Gebeliğin takibi sırasında uzman doktora başvurulmasını gerektiren acil durumlar doğumu beklemekte olan hamileler için de geçerlidir.

Bunlar özetle:

Şiddetli, yoğun ve dinlenmekle geçmeyen düzenli kasılmalar meydana gelir ise doğum eylemi başlamış demektir, hastaneye gitmek kesinlikle uygun olur.

Ağrılar çok uzun sürer ise (1. dakikadan çok daha fazla), kanama fazla miktarda olur ise, bebeğin su kesesi açılır ise ve su gelir ise, bebek hareketlerinde azalma olur ise kontrole gitmek kesinlikle uygun olur.

Pelvik muayene (çatı muayenesi)

Tuşe” olarak adlandırılan; steril eldiven giyildikten sonra genellikle işaret ve orta parmak vajinaya sokularak yapılan bu elle muayene oldukça önemlidir: Bu muayene esnasında rahim ağzının açıklığı, silinmesi ve yumuşaması, bebeğin başının doğum kanalının neresinde olduğu ve amniyos kesesinin bazı özellikleri hakkında ipucu verir. Ayrıca doğum kanalının başlangıç kısmı, kanalın özellikleri ve Doğum kanalının çıkış kısmı konusunda da oldukça önemli bilgiler bu muayenede edinilir. Kanalın kemik ve yumuşak doku yapısında bebeğin geçişine engel olabilecek durumlar (çatı darlığı gibi) bu muayene esnasında ortaya çıkar. Bazen bu muayene işlemi 38. haftalık yani yaklaşık 9. Aylık Gebelik döneminde de yapılabilir.

Bebeğin durumunun değerlendirilmesi

Pelvik muayene bitiminden sonra bebeğin kalp atımları ile rahim kasılmaları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yaklaşık olarak 20. dakika süreyle kardiyotokografik inceleme yani NST (Non Stress Test) yapılır.

Bu incelemeler sonucunda gerçek doğum eylemi başlamadıysa, muayene, ultrason, NST bulguları normal ise, tekrar eve dönülebilir. Özellikle daha önceden doğum yapmamış anne adayları doğum eylemi henüz tam başlamadan başvurabilirler.

DOĞUMUN EVRELERİ VE SÜRELERİ:

1. Evre: Serviksin (rahim ağzının) açılması: Bu dönem ortalama 4. ila 12. saat sürer.

2. Evre: Bebeğin doğum kanalında ilerleyerek doğması: Bu dönem ortalama 1. ila 2. saat sürer.

3. Evre: Plasentanın (bebeğin eşinin) alınması veya doğması: Bebeğin doğmasından 2. veya 4. dakika sonra plasentanın çıkmasını sağlayan rahim kasılmaları başlar. Ortalama ½ saatlik bir sürede plasentanın çıkması tamamlanır. Plasentanın da alınmasından sonra rahim kasılması ile kanama azalır. Doğum kanalı, serviks (rahim ağzı) ve vajen kontrolü yapılır. Epiziotomi (Epizyotomi (Dikişli doğum) dikilir.

4. Evre: Doğum sonrası kanama kontrolu: Doğum sonrası 1. saatlik dönem doğumun 4’üncü evresi olarak değerlendirilir. Bu dönemde olası bir rahim gevşemesine bağlı ya da doğum kanalından kaynaklı kanamalar gözlenebilir.

NEFES EGZERSİZLERİ:

Özel bir çaba sarfetmeden nefes alındığında, yani kendiliğinden nefes alındığında, havanın vücuda giriş şekline dikkat edilmemektedir. Bu durumda karın ve göğüs yavaşça ve hafif olarak yukarı kalkar.

Göğüs nefesi egzersizi:

Egzersize başlamadan önce mutlaka derin bir nefes verin. Sonra nefes alarak göğsünüzü şişirin. Bu sırada akciğerler hava ile dolacak ve diaframı (karın ve göğüs boşluğunu ayıran kas) aşağıya itecektir. Daha sonra nefesinizi yavaşça bırakın.

Karın nefesi egzersizi:

Bir elinizi göğsünüze bir elinizi karnınıza koyun ve derin bir nefes alın, ancak bu nefesi alırken göğsünüz hiç kalkmadan yalnızca karnınızı şişirerek. Daha sonra karnınızı olabildiğince içeri çekerek üfleyin. Bu iki nefesi, yani göğüs ve karın nefesini ayırmak oldukça önemlidir, sebebi doğumda özellikle göğüs nefesinize hakimiyetiniz size çok yararlı olacaktır.

Doğum için gerekli nefes egzersizleri:

Tutulmuş nefes: Derin bir nefes alın ve sonuna geldiğinizde nefesinizi bırakmayın, içinizden ona kadar sayın, sonra havayı ağızdan üfleyin. Bu tutulmuş nefes doğum sırasında özellikle bebeğinizi dışarı iterken kolaylık ve fayda sağlayacaktır.

Yüzeysel küçük nefes: Hafifçe ve çabucak, ses çıkarmadan nefes alıp verin. Yalnızca göğsünüzün üst kısmı kıpırdamalı, karın mutlaka hareketsiz kalmalıdır. Bu nefes ritmik olmalı. Dolayısıyla nefes alma zamanının verme zamanına eşit olmasına mutlaka dikkat edin. Bu nefesi ağzınızı açık ya da kapalı iken yapabilirsiniz. Bu yüzeyel nefes rahim ağzının doğum için genişlemesini sağlayan güçlü kasılmalar yani ağrılar geldiğinde mutlaka işe yarayacaktır. Yüzeyel küçük nefes; doğum yani bebeğin çıkma anında değil, doğum ağrıları sırasında uygulanmalıdır.

Büyük sık nefes: Bu kez nefes ritmi hızlanmalı, saniyede tam bir nefes alıp vermek gerekir. Ağız yarı açık nefes alın ve nefes verin. Bu nefes rahim ağzı genişlemesinin sonunda bebeği iterken ve bebek dışarı çıktıktan sonra kendinizi engellemeniz gerektiğinde oldukça işe yarayacaktır. Bu farklı nefeslere hakim olmayı öğrendikten sonra bir doğum provası yapabilirsiniz. Bebeği doğurma sırasında duracağınız pozisyona geçin, yani sırt yastıklarla kalkmış, bacaklar bükülü, uyluklar ayrılmış durumda olun. Bu pozisyonda kendinizi şu egzersize alıştırın: Önce bebeği dışarı itmeyi kolaylaştıran nefes tutmayı (nefesi tutup, ıkınma veya itme hareketi) yapın ve hemen ardından bebeği daha fazla itmeyi engelleyen sık sık yüzeysel küçük nefesleri tekrar edin. Doğum sırasında önce bebeği itmek için kendinizi kasıp nefes tutmayı (nefesi tutup, ıkınma veya itme hareketi) yapın. Daha sonra birden çocuğun başı göründüğünde doğumu yaptıran kişi size artık “itmeyin itmeyin” veya “ıkınmayın, ıkınmayın” diyecektir. Pratikte şöyle anlaşılacaktır: Tutulmuş nefes, ”nefes alın, tutun, itin itin, itin veya ıkının, ıkının”. Sonra hemen ardından ‘‘artık itmeyin veya ıkınmayın, ağzınızı açın, nefes alın, verin, alın, verin…”. Tutulmuş nefesten hemen sık nefese geçmek kolay değildir. Bu yüzden çalışmak gerekir. Ancak bu nefes egzersizlerini yaparken arada normal solumanıza dönüp, kendinizi dinlendirmeyi mutlaka unutmayın.

  • Prof. Dr. M.Cem TURAN
  • Kadın Hastalıkları ve Doğum