1.Ay Bebek Gelişimi

1.Ay Bebek Gelişimi

Bebeğiniz 1 Aylık

Yeni doğan bebeğin hareket yetenekleri pek fazla etkileyici değildir…

Bebeğinizin ilk kazandığı yeteneğinin başını yukarıya doğru kaldırmak olduğunu, bunun ardından kol ve ellerini kullanabildiğini bununla birlikte ayak ve bacaklarını hareket ettirdiği görülür. Bebek çenesini kaldırabilir. 19 – 20 cm. Uzaklıktaki nesneleri çok net görebilir ve kokuları birbirinden ayırt edebilir.

Yapılan araştırmalar sonucunda bebeklerin daha çok gözlere baktığı belirlenmiştir. Bu sebeple bebekle sağlanan göz teması, bebekle bakıcısı arasında sosyal bir bağın gelişmesinde önemli bir rol oynar.

Annelerin bebeklerine karşı duyduğu kuvvetli bağın oluşmasında kritik bir dönemin varlığı ileri sürülmektedir, bu da doğumdan sonraki dönemdir. Bu dönemde bebekleri kucaklarına alarak seven annelerin, bebeklerine çok daha kuvvetli bağlarla bağlandıkları gözlemlenmiştir.

  • Genellikle bu aylarda konuşmaya yönelik herhangi bir faaliyet görülmez.
  • Bebeklerin başı mutlaka desteklenmelidir.
  • Bebeklerin elleri genelde yumuk ya da hafif açıktır.
  • Bebeklerde hıçkırıklar sık sık görülür ve önemsizdir.
  • Bebeğinizin hapşırıkları sizi korkutmasın, bu hapşırmalar burnu temizler.
  • Bebeğiniz bu aydan sonra objelere bakmaya başlayabilir.
  • Bebek bu ayda beyaz-siyah geometrik objeleri çok daha iyi seçer.
  • Bebeğin yatağının etrafındaki objeler dikkatini çeker.
  • Bebekler insan yüzünü diğer objelerden ayırabilirler.
  • Bebekler insan sesini diğer seslere tercih ederler.
  • Bebeğinizi beslerken onunla mutlaka konuşun.
  • Bebeğin günlük banyo yapma ihtiyacı yoktur. Bebekleri fazla yıkamak cild kuruluğuna sebep olur.

Doğumdan hemen sonra Hepatit B aşısının ilki yapılmış olması gereklidir. Birinci ayın sonlarında (ilk dozdan 1.ay sonra) Hepatit B aşısının 2.dozu uygulanmalıdır.

Kişilik gelişimi:

Bebeğin diğer bir önemli özelliği tümüyle kendi gereksinimlerini gidermeye yönelik olmasıdır. Bu özelliğe Egosantrik diyebiliriz. Ancak burada söz konusu olan bencillik bilinçli olarak kendi gereksinimlerini ön planda tutmak değildir. Bebek ilk ilişkisini bu çerçeve içinde annesi veya Annelik görevini yapan kişi ya da kişiler ile kurar.

Bebeğin bu ilişki içinde iki temel gereksinimi vardır: fiziksel bakım (korunma ve doyurma) ve sosyal bakım (duygusal yakınlık ve sevgi). En önemli bu iki temel gereksinimin nasıl ve ne ölçülerde yerine getirildiğini anlarsak çocuğun ilerdeki kişiliğinin temeli hakkında pek çok şey öğrenmiş oluruz. Öncelikle fiziksel bakımı ele alalım. Olumlu bir Anne ve Çocuk ilişkisinde Çocuk zamanla annesini ve çocuğa doyum veren, rahat ettiren ve onu koruyan bir kişiyi ödel kaynağı olarak benimser, ona değer verir. Anne yokken arar ve görünce sevinir, ona son derece bağlılık duyar ve bağlanır. Bebeğin kısa süre de olsa annenin gözden uzaklaşmasına katlanabilmesi bebeğin özbenliğine de varlığı artık kesinlik kazanmış bir Anne tasarımının varlığını gösterir. Anne kısa bir süre gözden uzaklaşmış olabilir, ancak az sonra gelecektir, çünkü gözden şu anda silinmesi tümden yok olması anlamına gelmez.

Düzenli verme ve alma ilişkisi Bebek zihninde annenin sürekliliğini sağlar. Anne çocuğa karşı olumlu ve tutarlı ise çocukta genel olarak da doyum bulacağına ilişkin bir temel güven duygusu oluşmaya başlamıştır. Ancak Anne olumsuz, tutarsız veya kaygılı ise Çocuk bu temel güveni oluşturmakta zorluk çekebilir.

Fiziksek bakım eksiksiz de olsa temel güveni oluşturmada tek başına yeterli gelmez. Duygusal yakınlık ve sevgi görmeyen çocuğun kişiliği de bu durumdan olumsuz etkilenir. Bakım evlerinde yetişen Çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar yeteri kadar fiziksel bakım gören yalnız sevlip okşanmayan, konuşulmayan çocukların ilk önce çevrelerinden ilgi aradıkları, ancak zamanla adeta küsüp çevreyle ilişkilerini kopardıkları gözlenmiştir. Halbuki sevgi ve duygusal yakınlık gören Çocuk insanlarla ilişki kurmayı tatmin edici bir olay olarak kabullenir. Annesinin ona değer vermesi çocukta değerli olduğu kanısını uyandırır. Genellikle insanlarca sevileceğine, sevilmeye değer olduğuna ilişkin temel bir güven oluşturur. İşte, Anne-Çocuk ilişkilerindeki bu süreklilik, tutarlılık ve aynılık çocukta ”Temel Güven Duygusunun” ana temelini oluşturur.