Başlıca düğün hazırlıkları nelerdir

Başlıca düğün hazırlıkları nelerdir

Düğün telaşı oldukça zor ve bir o kadar da kafa karıştırıcı bir durumdur. Hazırlık esnasında bazen gereksiz o kadar çok şey ile uğraşılır ki, fark edildiğinde zaman kaybından başka Bir şey olmadığı anlaşılır..

Düğün Hazırlıkları

Bütün genç kızların rüyasını bembe-yaz bir gelinlik süsler. Her gelin beyaz bir kuğu gibi görünmek ister. Bu yüzden çoğu zaman kendilerini vitrinlerde sergilenen gelinliklerin içinde hayal ederler. Toplum değiştikçe, gelinliklerin tek rengi beyazlar da değişiyor. Renklerle birlikte kumaşlar da değişiyor.Genç kızların hayatlarında en güzel olmayı istedikleri gün, kuşkusuz “gelin” oldukları gündür. Her gelin kuğu gibi görünmek ister. Bu nedenle uygun gelinlik seçimi gün geçtikçe düğün ritüelinin en önemli detayı haline geliyor. Eskisi gibi “Beyaz olan her şey yakışır” düşüncesi rafa kalkıyor. Gelinlikler eskisi gibi ille de beyaz renk kumaştan yapılacak diye bir şart yok artık. Dahası “kırık beyaz” veya “ekru” renkteki bir gelinliğin asaleti, duruşu tartışmasız çok daha dikkat çekici. Yüzyıllardır Avrupa’da soylu ailelerin kullandığı bu renk, artık toplumun her düzeyindeki genç bayanlarını cezbeder oldu.

Gelelim kumaş seçimine; tafta veya organze bir kumaş kesinlikle çok asil ve değişmez bir moda. Ancak organize kumaşı sert bulanlara tavsiyem, kırık beyaz taftayı tercih etmeleri doğrultusunda. Tafta, ışığın etkisiyle farklı tonları içinde barındıran, dokusuyla zengin görünüme sahip bir kumaş türü. Eğer kabarık bir gelinliği tercih ediyorsanız da, altına konulan kabarık tülü belli etmeyen kullanışlı bir doku. Tafta kumaştan dikilen gelinliğinizi daha sonra davetlerde veya bir başkasının düğününde de giyebileceğiniz bir elbiseye veya bluza çevirmeniz mümkün. Saten gibi basit görüntüsü olmayan taftanın, vücuda nefes aldıran bir tarafı da var. Yaz-kış size istediğiniz asil görüntüyü vermenin dışında sağlık açısından çok uygun. Kendisinden belli belirsiz desenleri olan bir tafta kumaş alarak gelinliğinizin belden üzerini bu kumaştan diktirebilirsiniz.

Kumaş seçiminden sonra bir de gelinlik modeli seçmek var ki, evlenecek kızın stresinin temasını genellikle bu konu oluşturmakta. Hemen belirtelim, kısa boylu bayanların, kabarık gelinlik modellerinden uzak durması gerekiyor. Onun yerine sizi daha uzun boylu, alımlı gösterecek belden aşağısı özellikle eteğin ön bölümü “hafif” dar, düz inen bir model daha şık duracaktır. Eğer ‘içimde kalmasın’ diyorsanız eteğinizin arkasını kalça hizasından kabarık yaptırabilirsiniz; ancak arka etek boyunu ön etek boyuna göre en az 30 cm daha uzun tutmak şartıyla. İnce belli bir bayansanız işiniz daha kolay. Ancak hem kısa boylu, hem de ince belli iseniz kesinlikle ayakkabınızı gösteren bir etek boyu ve dar bir kesimi tercih etmeyin. Daima etek boyunu uzun seçmeniz sizi olduğunuzdan daha uzun gösterecektir. İnce belli, uzun bayanlara ister kabarık, ister dar bir kesim olsun, her ikisi de yakışacaktır, omuzlarını dik tutmak şartıyla. Geniş omuzlu bayanlar kabarık karpuz kollu diye adlandırdığımız modelden uzak dursunlar. Zira bu model bayanları fazla ‘yapılı’, kaslı gösterecektir. Dar omuzlu bayanlar da danteli kullanabilirler; ancak desenleri çok küçük olmak şartıyla. Büyük ve geniş desenli danteller dikkatleri daha çok çekeceğinden omuzlarınız hiç yokmuş gibi görünebilir. Eğer gövdeniz bacak boyunuza göre daha uzunsa bel çizginizi daha yukarıdan gösterebilir ve gelinliğinizin üst bölümünü daha kısa tutarak göğüs altının altı parmak aşağısından bollaşan bir modeli tercih edebilirsiniz. Kalçanız vücudunuza göre daha büyükse, kalçanın üzerinden toplanmış ve aşağı doğru aralıklı olarak kumaşın toplandığı, bu sayede kabarıklaşan bir gelinlik modeli size yakışabilir. Eğer soğuk bir havada gelin olacaksanız bilekte biten elinizin büyüklüğüne göre dikilmiş dantel eldivenler gelinliğinize zarafet katacaktır.

Sıra ayakkabı seçiminde; o gece el öpmek, misafirlerin masasını dolaşıp, tebrikleri kabul etmek, derken ne yazık ki sürekli ayakta kalacaksınız. Bir de gelinin de damadın da oynatılmadan oturtulmadığı yörelerimizden birinde evleniyorsanız işiniz daha da zor… Bu yüzden düğünün ilk saatleri için gelinliğinizin kumaşından yaptırabileceğiniz iğne topuk olmayan bir ayakkabı ile gezmeniz gelinliğinize yakışacaktır. Ancak masaları gezip fotoğraf çektirme işlemi bittikten sonra bir ara gelin odasına geçip ayakkabı değişikliği yapmanızda fayda var. Beyaz renkli bir spor ayakkabı, gelinliğinizin kumaşı altından gözükmeyeceği gibi, sizi gecenin sonuna ayak acısı çekmeden taşıyacaktır. Son bir tavsiye de gelinliğinizle aile, eş-dost fotoğrafı çektirme işini düğünün başında halletmeniz gerektiği. Bu meseleyi gecenin sonuna bırakmayın. Zira yer yer akmış bir makyaj, kırışmış ya da kirlenmiş bir gelinlik ya da daha kötüsü yorulmuş bir yüzle kayda geçmek istemezsiniz.

Düğün yemeğinin altın kuralları

Havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte düğünler artacaktır. Düğün yemeği, en az düğün kadar düşündürür insanları. Etkileyici bir dekorasyon, şık bir sunum ve misafirlerinize “ne güzel bir düğündü” dedirtecek servis ve yemekler. Normal bir düğün yemeği hazırlamak , açık büfe hazırlatmaktan daha uygun bir bütçe ile sonuçlanır. Çünkü yemekte ikram edileceklere, sırasına ve çeşitlere siz karar verirsiniz.Düğün zamanı geliyor, geldi derken binlerce ayrıntı da beraberinde geliyor. Bugünkü yazımız, düğün sofraları hakkında. Söz konusu düğün yemeği olunca ayrıntılar o kadar çoğalır ki. Etkileyici bir dekorasyon, şık bir sunum ve misafirlerinize “ne güzel bir düğündü” dedirtecek servis ve yemekler. Bu arada bir düşüncenin de yanlış olduğunun altını çizmek lazım. Normal bir düğün yemeği hazırlamak ya da hazırlatmak, açık büfe hazırlatmaktan daha uygun bir bütçe ile sonuçlanır. Çünkü yemekte ikram edileceklere, sırasına, üç veya dört çeşit olacağına siz karar verirsiniz. Oysa açık büfede farklı çeşitlerde birçok ana yemek, ara yemek, salata, tatlı hatta çerez ve hamur işleri de bulunmak zorunda. Peynir çeşitlerini de unutmamak lazım. Anlayacağınız gelen davetliler mükellef ve doyurucu bir büfe bekler. Gerçi açık büfe diye ısrar ediyorsanız, size açık büfe için birkaç önerimiz olacak ki, hem görsel olarak hem de mide olarak doyurucu olsun.

Açık büfe her şeyden önce zengin çeşit demektir. Herkese aynı salata çeşidini sunmak bile açık büfe prensiplerine aykırıdır. Miktarı daha az tutarak farklı seçenekler üzerine yoğunlaşın. Giriş yemeği olarak bir iki börek çeşidi, kiş düşünebilir ve şarküteri gıdalarından çeşitler yapabilirsiniz. Yanına bir çeşit zeytinyağlı ve soğuk servis edilen balık ve et çeşitlerinden de koydunuz mu, zaten masanız genel hatlarıyla ortaya çıkmış demektir. Ana yemek olarak da misafirlerinizin bir kısmının vejetaryen, yani kırmızı et yemeyen kişiler olabileceğini düşünerek balık veya tavuk olarak hazırlatabilirsiniz. Yok, ben kırmızı etten vazgeçmem derseniz, tavuk veya balığın yanına kırmızı et de hazırlatabilirsiniz. Ağır olmaması için baharatını, reyhanını, kekiğini de unutmamak lazım. Pastadan önce konuklarınıza meyve salatası veya dondurma ikramında bulunmanız da sofrayı genişletecektir.

Açık büfe sofrasına beyaz kolalı örtüler, ortasına mevsim çiçeklerinden geniş bir vazo veya rengârenk buketler yerleştirmeniz sıcak bir görüntü verecektir. Eğer kır düğünü yapıyorsanız ortancalar ve sarmaşık açık büfenize renk katacaktır. Servis tabaklarının arasına küçük mumlar yerleştirip, Tahtakale’den aldığınız renkli taşları serpmeniz şık bir sofra görüntüsü verecektir. Lame veya dore kumaş maşa örtüleri de mekânı alımlı gösteren renklerdir. Eğer uzun masaların yerine yuvarlak masalar tercihiniz ise, jakarlı bir örtünün üzerine tül örtüsü de ihtişamlı bir düğün için mükemmel bir seçim olacaktır. Ayrıca konukların oturacağı yemek masalarının ortasına birkaç kollu şamdanlar yerleştirebilir, mumların etrafına da çiçekten bilezikler yapabilirsiniz. Sadece şamdan ve etrafına da birörnek küçük cam kâselerin içinde suda yüzen mumlar da yerleştirebilirsiniz. Açık büfenin üzerine de büyük cam vazolar suyla doldurulup, içine yine suda yüzen mumlar koyularak ışık oyunları da yapılabilir. Mevsim uygunsa gül yaprakları ve servis masasının üzerine yerleştireceğiniz katlı servis tabağının içine hazırlanan üzüm ve peynir çeşitleri zengin görünümü destekleyecektir. Gelelim servise. Yemek servisinizi kontrol eden bir şef ve davetlilerin arasında içecek ikramı yapan garsonlar sofra yükünüzü hafifletecektir. Düğün başlamadan önce yapacağınız küçük bir toplantıyla isteklerinizi ve ricalarınızı belirtin. Hatta bir şefin olması açık büfenize renk katacaktır. Bazı yemeklerin yanına yeşilliğini hazırlayıp, salata soslarınızı bile ikram edebilir. Bu arada balığın pahalı olduğunu düşünenler, soya etli mantar dolması veya kabak carpaccio da sunabilirler. Yemeklerin görüntüsüne gelince; hiçbir zaman yiyecekleri kazanda kaynatır gibi doldurmayın servis tabaklarına. Zarif görüntüden uzaklaşmayın. Yemeklerin taze görüntüsünü kaybetmemesi için açık büfeyi düğünden 10 dakika önce geniş masalara yerleştirin. Salataların soslarını kesinlikle önceden dökmeyin. Onun yerine salata tabaklarının yanına birkaç adet limonluk, zeytinyağlık, sirkelik ve başka özel bir sos hazırlandıysa onları yerleştirin. Özenli, renkli bir sofra için fazla büyük tabaklar kullanmayın. Mekâna uygun servis tabakların da seçince servisiniz kusursuz olmaya aday olacaktır. Her servis tabağının kendi servis kaşığı, kepçesi olmalı. Sapına kadar kirlenen servis takımlarının aralıklı olarak temiz bir peçete ile silinmesini şeften veya yardımcısından rica edin ki konukların elleri kirlenmesin. Konukların rahatı için açık büfeyi masalara yakın bir yere yerleştirin. Eğer açık büfe yerine set bir mönü düşünüyorsanız o zaman zengin çeşitli bir soğuk yiyecek tabağı, ana yemek yanında haşlanmış sebze tabağı, salata ve hafif bir tatlı sizi birçok külfetten kurtaracaktır. Yazıda bahsettiğimiz dekorasyon ve örtüler yine aynı şekilde kullanılabilir. Seçim sizin.

Gelin ata binsin, ‘bakım’ yaya kalmasın

Bahar havasıyla birlikte düğünler başlayacaktır. Bu yüzden düğün konusunda teklifler sunmaya devam ediyoruz. Sırada geline özel bakım konusu var. Sadece cilt bakımı değil, bunun yanında yenmesi gereken meyveler ve içilmesi gereken bitkisel çaylar da söz-konusu. Düğün, nikâh telaşı, koşturma derken yaşadığınız veya yaşayacağınız stresi en baştan kontrol altına almak için planlı bir yol izlemek ve sakinleştirici etkiye sahip bakımlar yapmak gerekiyor. Bu, sizi rahatlatacağı gibi önemli gününüzde güzel görünmenizi sağlayacak bir paket olmalı. Hemen belirtelim: Nikah için alınan güne bir ay kala ev yerleştirme ile ilgili bütün işlerin bitmiş olması gerekir. Bu son bir ay gelinlik provaları, düğün hazırlıkları ve kişisel bakımınız içindir.

Eğer çalışıyorsanız, işyerinizi evleneceğiniz konusunda bilgilendirin ve işyerinde size yakınlık gösterenlerden de yardım istemekten çekinmeyin. Düğün Hazırlıkları’nın bir kısmı da mesai saatlerinde gerçekleştirilebilir, unutmayın. Nasıl mı? Sözgelimi işyerinde masa altından günde 10 dakika olsun ayak bileğinizi sağdan sola, soldan sağa çevirme hareketini yapabilirsiniz. Bu hareket ayak bileklerinizi güçlendirir, bu da iyi olur; zira, düğün ünü saatlerce ayakta kalacaksınız.

Stres ve çevresel faktörler, cilde toksin yüklerken, cildinizin yüzeyi bu toksin artışı yüzünden ölü hücrelerle tıkanıyor ve nefes alamayan cilt solgun görünüyor. Ölü deri tabakası nedeniyle kullandığınız ve daha önce yararını gördüğünüz hiçbir krem, maske de işe yaramayabiliyor. Düğüne kadar cildinizi bir ay içerisinde iki kere bir güzellik merkezinde temizletin ve cilt tipinize göre bir bakım uygulatın. Cilt bakımı işlemini düğünden veya nikahtan en az iki gün öncesinde tamamlayın ki cildiniz 48 saat içerisinde kendisini dinlendirmiş ve epidermis tabakasını yenilemiş olsun. Bu arada evinizde de cilt tipinize uygun bir temizleyici edinin ve her akşam mutlaka bu ürün ile temizleyin. Daha sonra cildinize uygun tonikle temizleme işlemini noktalayın. Sakinleştirici bir gece kremi veya sivilceniz varsa yok edici ve tedavi edici bir krem kullanın. Unutmayın gece cildinizin onarımı daha kuvvetli olduğundan gece yapılan işlemler daha kalıcı sonuçlar verecektir. Yatmadan evvel çinko hapı da yuttunuz mu, dinlenmiş ve sağlıklı bir cilt ile yeni güne günaydın diyebilirsiniz. Eğer elinizde çinko hapı yoksa her gece yatmadan iki elma yemeyi deneyin, ciltteki toksinleri atmaya yardımcı olacaktır. Kabuklarını da bir bardak oda sıcaklığındaki suya koyun. Sabah kalktığınızda bu suyu için. Geceden suyun içine bırakılmış kabuklar vitaminini suya bırakacaktır.

Her sabah temizleme işlemi sonrasında da yağsız nemlendiricinizi sürmeyi aklınızdan çıkarmayın. Stres yüzünden vücuttaki nem yok olur bu da cildin sarkmasına, yanakların solgunlaşmasına sebep olur. Stresinizi azaltmak için, sevmeseniz bile adaçayı ve ıhlamur tüketimini fazlalaştırın. Başka tadı hoşunuza giden bitkisel çaylar da fazla kahve tüketiminden daha yararlı. Ayrıca her banyo sırasında aktarlardan bulabileceğiniz büyük bir kabak lifi alın. Vücudunuzu temizledikten sonra bu lif ile nemli vücuda, -yüzünüz hariç- peeling yapın ki kan sirkülasyonunuz artsın. Sonrasında aromatik bir krem veya sıkılaştırıcı etkiye sahip bir ürünü bütün vücudunuza uygulayın. Günde iki defa uygulayacağınız bu kremler sayesinde gelin olduğunuz gün daha dinç bir görünüm elde etmiş olacaksınız. Vücuttaki istenmeyen tüylerden arınma işlemini ise yine düğünden en az iki gün önce bitirmiş olmalısınız. Bu sayede kızarık bir vücutla gelin olmaktan kurtulmuş olursunuz.

Gelin makyajınızı ise evlilik gününden bir hafta evvel yüzünüze uygulatın. Hatta o gün nişanlınız ile veya aileniz ile keyifli bir akşam yemeğine gidin ki yaptırdığınız makyaj (eğer beğendiyseniz) boşa gitmesin. Yakışıp yakışmadığını anlamak için ve son gün bir sürprizle karşılaşmamak için tedbir almış olun.

Eğer kaşlarınızı aldırıyorsanız düğünden bir gün önce manikür ve pedikür ile kaşlarınıza da şekil verdirin. Eğer yeni bir kaş modeli denemek istiyorsanız nikah gününden en az on beş gün önce aldırın ki sonucu beğenmezseniz değiştirebilme şansınız olsun. Çünkü kaşlar dokuz gün içerisinde eski haline gelir. Mümkün olduğu kadar yürüyüş yapın ama arabaların geçtiği yol kenarında değil, oksijenli bir ortamda . Mümkünse son gece yüksek yastıkta uyumayın, ince bir yastık nefes alış verişlerinizi dengeleyecektir. Kahvaltıdan önce sıkma taze portakal suyu hatta elma suyu için ve sonrasında olabildiğince güçlü bir kahvaltı yapın ve gün boyunca sadece meyve ve su tüketin. Sonra ılık bir duş alıp, durulanma işlemini mümkünse soğuk suyla bitirin. Gelinliğinizi giymeden önce kesinlikle rujunuzu sürmeyin ki kumaşa bulaşma olasılığını ortadan kaldırmış olun. Eğer gelinliğinizi başınızdan geçirmeniz gereken bir durum varsa başınızdan aşağıya yüzünüzü kapatacak şekilde ince saten bir kumaş veya tülbent koyun ve gelinliği aşağı çekin. Göreceksiniz yüzünüzdeki makyaj güzelim gelinliğinize bulaşmadan duruma müdahale etmiş olacaksınız. Bir sonraki haftaya gelin makyajında görüşmek üzere…

Gelin abartılı makyajdan kaçınmalı

Boya kutusuna düşmüş intibaı veren makyajlar artık çok sakil karşılanıyor. Makyajın yüzünüze uygun olması, varsa kusurları örtüp yüze mana vermesi önemli.Gelin makyajı, mezuniyet törenlerinde yapılan makyajlarda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. Bir kere en başından belirtelim, genç yaşta kesinlikle çok ağır bir makyajı tercih etmeyin. Hele koyu renklerden kaçınmanızı tavsiye ederim. Genç gelinlere önerilecek başlıca şeylerden biri koyu ve dramatik renk tonlarından ziyade pembe ve ışıltılı tonların zarafetini tercih etmeleri.

Yaz mevsiminde gelin oluyorsanız, cildinizi düğünden iki hafta evvel güneşin etkisiyle biraz renklendirin. Bronz ten, saatlerce güneşin altında kalmadıktan sonra size aydınlık ve sağlıklı bir görünüm sağlayacaktır. Yaz mevsiminde kır düğününü tercih ediyorsanız, güneş altında parıltılı beyaz ve dore tonlarında bir göz makyajı pastel bir rujun da etkisiyle iyi bir görünüm sağlayacaktır. Su bazlı fondöten veya sadece pudra, kapatıcıdan sonra sürüldüğünde pürüzsüz bir cilt sunar. Sivilceli bölgeler için sarı bazlı kapatıcı, eğer burnunuz büyükse küçük göstermek için burun kanatlarına ve yanakla birleştiği noktaya parmağınızla uygulayabileceğiniz bronz renkte kapatıcı, göz altları ve kaz ayaklarının olduğu bölgeye ise kendi teninizden bir ton açık, sedefli beyaza yakın tonlarda kapatıcı kullanmak makyaj hilelerinin en önemlileri arasında sayılıyor.

Kış mevsiminde cildinizin tonuna uygun fondöten, yazın da kayısı veya dore tonlarında su bazlı bir fondöten veya pudra uygulattırın. “Loose powder” diye adlandırılan toz pudra ile de sabitledikten sonra pastel ara tonlar göz farı ve allık olarak düşünülebilir. Bu arada bir hatırlatma, mutlaka temiz, terli ve yağlı olmayan bir cilde makyaj yaptırın, hatta terlemeyle ortaya çıkacak yağlanmayı dengeleyen bir matlaştırıcı krem veya jeli makyaj öncesi uygulattırın ki makyajınız sizi düğün/nikah süresince taşısın. Yüzünüze kesinlikle parıltılar simler uygulatmayın, zaten göz makyajınızdaki sedef ve pırıltılar yeterince yüzünüzü aydınlatırken, yüzdeki simler ışığın etkisiyle kusurlarınızı ortaya çıkaracaktır. Açık tonlar hele kaş altına sürülen beyaz bir pırıltı ve göz içine sürülecek beyaz bir kalem gözlerdeki ışıltıyı, mutluluğu çıkarmak için bire bir.

Eğer kirpikleriniz fazla belirgin değilse, göz kenarlarınıza takma kirpik taktırın ve kirpiklerinizi bolca rimelleyin. Kahverengi bir rimel kır düğünlerinde, lacivert bir rimel de gece düğünleri için ideal. Mikropigmentasyon uzmanları gün ışığının keskin hatları öne çıkarmasından dolayı yumuşak ve sıcak renkleri uygun buluyor. Kapalı alanlarda ise salon ışıklarının cildi grileştirmesi kahverengi gözlere uygulanan mavi tonları kötü gösteriyor. Ancak renkli gözlü iseniz lacivert ve koyu yeşil tonları tavsiye ediliyor. Gümüş parıltılarının olduğu bir göz makyajı tavsiye ediliyor uzmanlarca. Neden mi, çünkü yansıyan ışığı emerek kusurları ortadan kaldırıyor gümüşî renkler.

Allığınızı şakaklarınıza doğru, elmacık kemiklerinden başlatarak dairesel hareketlerle sürün veya sürdürün. Terracota yani toprak renkleri yaz düğünleri için, pembe ve kayısı tonları ise kış düğünleri için ideal.

Ruj olarak pembe tonları her mevsimin gözdesi. Eğer koyu tenli iseniz kendinden ışıltılı bir parlatıcı veya açık toprak rengi kâfi. Son hafta her gün dişinizi fırçaladıktan sonra diş fırçanızla dudaklarınızı fazla yıpratmadan sadece suyla fırçalayın. Dudaklarınızı dolgunlaştıracaktır ve ruj kullanımına rahatlık sağlayacaktır. Dudak kalemi kullanıyor bile olsanız belirgin bir uygulamadan kaçının. Dudak kalemini sürdükten sonra ruj fırçası yardımıyla rujunuzu sürün ve dudak kaleminin üzerinden geçin. Böylece basit görüntüye maruz kalmayacaksınız. Ayrıca dudak kaleminizi bütün dudağınıza sürüp üzerine ruj sürerek de rengi sabitleyebilirsiniz.

Son bir tavsiye: Düğüne on gün kala temizleme sonrası sürdüğünüz nemlendiricinizi buzdolabında tutun, böylece cildinize her sürdüğünüzde şok etkisi yapacak ve kan dolaşımını hızlandıracaktır. Bu işlem de makyaj uygulamasını kolaylaştıracaktır.

EVLENECEKSİN

Diyelim ki evleneceksin ve diyelim ki kadınsın…İşte yandın!…

Çünkü bir kadınsan ve gelin olacaksan, bütün hazırlıklarda damatla muhatap olacaksın ve hummalı aşamada damada bir şeyleri gösterecek ve fikrini alacaksın. Hatta isteyeceksin ki o da seninle aynı fikirde olsun.. Olmayacak tabi.. Dünya üzerinde görülmüş şey değil çünkü…

Sen cicili bicili nikah şekerleri arayacaksın, bir yandan da en değişik bizimki olsun diye çırpınacaksın… O “Aşkım ne gerek var bunlara, saçma şeyler bunlar!” diyecek. Fıttıracaksın.

Bir yandan da hesap kitap yapacaksın… Eeeee, evleniyorsun ama parayı da sokağa atmaya gerek yok. Damattan yine tık yok. Sanki sen tek başına evlenecekmişsin gibi davranacak. Üstüne üstlük arada bir de seninle dalga geçecek. Gıcık olacak ama umursamayacaksın.

Davetiye için bakmadık katalog ve web sitesi bırakmayacaksın. Tanıdığın bütün grafikerleri arayacaksın, matbaaların kapılarını tırmalayacak, neredeyse bir düğün parası kadar telefon parası ödeyeceksin.. Tek istediğin değişik bir davetiye olması… Damat çalışmaları görecek, “Alemsin aşkım!” diyecek. Üzülecek ve sinirleneceksin.

Sen koşturup dururken damat da isteklerini belirtecek. Kalabalık istemeyecek, düğün tören taklavat ve kapsamlı, ayrıntılı ne varsa hepsini reddedecek… Kavga edeceksin. Barışacaksın.Üzüleceksin. “Amaaaan sen de!!! Boşver!” diyeceksin, araştırmaya devam edeceksin. Her bir ayrıntıyı araştıracaksın. Hatta bunların hepsini daha nikah günün belli olmadan yapacaksın. Belki evlilik töreninde yapmayı asla düşünmediğin tüm aktiviteleri araştıracak, fiyatlarını öğreneceksin.

Gelin saçın için kuaförünle konuşacak, bin tane modeli yaklaşık iki dakikada anlatacaksın.

Fiyatların hepsini öğrenecek, o gün makyajının nasıl olacağına karar bile vereceksin. Tabi tüm bunlar o gün gelene kadar hep değişecek. Sonra gelin saçı için niçin dünyanın en büyük paralarını ödemek zorunda kalacağını düşünüp, kuaförü kandırma planlarını hazırlayacaksın. Hatta kuaföre o gün evlendiğini söylememeyi bile düşüneceksin.

Kısacası acayip hin biri olup çıkacaksın.

Bir haftanın sonunda elinde davetiye, nikah şekeri, gelinlik, damatlık, kiralık smokin, kır düğünü fiyatlarıyla dolu kocaman bir dosya olacak. Nikah dairelerine nasıl başvurulduğunu, hangi günlerin dolu olduğunu bile öğreneceksin. Herkes “Aman acele etme” diyecek ama sen asla dinlemeyeceksin. Her şey için daha güzelini bulma şansını kaybetmek istemeyeceksin.

Bunları yapmanın tek sebebi, en büyük aşkınla, hayatının kararını verdiğin günün unutulmaz geçmesi ve hatırladığında “Keşke şunu şöyle yapmasaydım!” demek olacak… Seneler geçtiğinde o önemsiz görünen ufak ayrıntıları hatırlayıp tebessüm etmek isteyeceksin. “Ne kadar güzeldi” demek isteyeceksin… O gün sana baktığında kusursuz görünmek isteyeceksin.

Masal gibi olsun isteyeceksin…

Üstelik bunu da yapacaksın….

Damat bey o gün giyinecek kuşanacak, bütün saçma bulduğu şeyleri yüzünde mutlu bir tebessümle seyredecek ve “Çok güzel oldu her şey” diyecek… Karşı çıktığını bile unutacak..

Çok yorulacaksın..

Ama değecek!