Çocuklarda Antibiyotik Kullanımı

Çocuklarda Antibiyotik Kullanımı

1-Antibiyotikler nedir?

Antibiyotikler yüzlerce çeşidi olan, vücutta bakteri enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Penisilin 1940’larde bulunduğunda kesinlikle bu bir mucize idi çünki o ana kadar insanlar enfeksiyonlardan ölüyordu. Bakteri (veya mikrop) nin tipine göre etkin antibiyotik farklıdır. Enfeksiyonun yerine ve şiddetine göre de farklı formları kullanılır. Örnek; Ağızdan,damardan, enjeksiyonla, göz veya kulak damlası olarak, cilt kremi şeklinde vb.. Antibiyotikler kesin olarak bakteriler içindir. Virüslere keisn olarak bir etkisi yoktur.

2-Antibiyotikler ne zaman ve nasıl kullanılmalı?

Öncelikle ve kesinlikle uzman doktor denetiminde kullanılmalı. Bence reçetesiz de satılmamalı ancak umarım ülkemizde de böyle bir uygulama olacak. Tanı kesinlikle iyi konmalı ve açık olmalı.” Yüksek ateş için antibiyotik vermek değil de bakteriye bağlı boğaz enfeksiyonunu tedavi etmek gibi.” Eğer antibiyotik verilmesi uygun görülüyor ise uygun ve etkin dozlarda ve gereken uzunlukta kullanılmalı. Yarım ve yanlış antibiyotik kullanımı kesinlikle çok sakıncalı.

Antibiyotik direnci kesinlikle önemli bir konu olduğu için antibiyotik verilecekse en etkin dozajında verilmeli. Örneğin Amerika’da az antibiyotik kullanımı savunuluyor ancak önerilen dozlar da yükseltildi. Bakteri direncini aşabilmek için.

3-Çocuklarda antibiyotik ne zaman kullanılmamalı?

Çocuklarda görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının (buna boğaz ve kulak dahil) yaklaşık olarak ortalama yüzde 80’i viral. Yani antibiyotiksiz iyileşebilir. Tanı eğer ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonlarını tanımlamak için kullanılıyor ancak üsye dediğinizde kulak enfeksiyonu veya boğaz enfeksiyonu dememiş oluyorsunuz.) ise tedavide antibiyotik endike değil. Bunun tedavisi sıvı, dinlenme, doğal ilaçlar eğer gerekiyorsa da kesin olarak semptomları giderme.

Yine allerjiye bağlı uzamış burun akıntıları öksürükler oluyor. Bunlarda da antibiyotik kullanmaya gerek yok.

Kulak iltihapları için de Amerikan Pediatri Akademisininden gelen son bildirgede; Çoğunun virüse bağlı olduğu için kesin olarak hemen antibiyotik verilmemesi önerildi. Hasta gözükmeyen, çok ateşli olmayan kulak iltihaplarında iki gün bekleme kuralı çıktı. Bu hakikaten de kesin olarak işe yarıyor.

Yine boğaz iltihaplarının da yaklaşık olarak ortalama yüzde 80’e yakını viral. Tanıyı kesin olarak iyi koymak gerekiyor.

3-Koruyucu antibiyotik diye bir şey var mı?

Biz tıp fakültesindeyken öyle bir kavram sanki vardı. O şekilde antibiyotik kullanıldığını hatırlıyorum bunun anlamlı olduğu çok daha nadir durum olabilir. Örneğin bağışıklık sistemi çok daha iyi çalışmayan çocuklar veya memenjit, tüberküloz gibi son derece ciddi hastalıklar. Oysa üst solunum yolu ile ilgili hastalıklarda böyle bir şey yok. Faydadan daha çok zarar veriyorsunuz, dirençli bakteri üreterek.

4-Bakteri direnci nedir? Neden olur?

Penisilinden bu yana birçok antibiyotik üretildi. Sürekli yeni antibiyotikler üretmek zorunda kalıyor tıp alemi çünki bakteriler çok daha akıllı. Antibiyotiklere karşı yeni yeni direnç mekanizmaları geliştiriyorlar. Toplumlarda antibiyotik kullanımı ne kadar fazla ise bakteri direnci de bir o kadar fazla oluyor .Özellikle de yanlış ve eksik antibiyotik kullanımı tuz biber ekiyor.

5-Bir enfeksiyonun virüse mi bakteriye mi bağlı olduğu nasıl anlaşılır? Antibiyotikler yanlız bakteri enfeksiyonunda mı kullanılır?

Bunu anlamak için bir sürü veri gerekir. Yaş grubu, bulgular, çevredeki enfeksiyon paterni bu konuda kesin olarak yardımcı olur. Bazı bakteri ve virüsleri ayıracak bir takım antijen testleri vardır. Zaman zaman bunlar da kesin olarak yararlı olur. En önemli şey elbette uzman doktorun klinik tecrübesidir. Etrafta olan virüsler ve bakteriler konusunda bilgi sahibi olmak kesinlikle oldukça işe yarar. Bazı durumlarda bakteri virus ayrımı açık olmayabilir ve uzman doktorun klinik değerlendirmesine göre iki gün bekleme seçeneği veya ampirik (tam tanı belli olmadan) antibiyotik seçeneği arasında karar vermek gerebilir. Virüslere karşı antibiyotikler kesin olarak etkin değil.

6-Antibiyotiklerin zararı nedir?

Her ilaç yarar zarar analizi yaparak verilmeli. Her ilacın potansiyel yan etkisi olduğu gibi antibiyotiklerin de var. Özellikle bağırsak florasına zarar vermek, fırsatçı mantar enfeksiyonlarına yol açmak kesinlikle en sık yan etkileri arasında sayılabilir. Allerjik reaksiyonlar da görülebiliyor. Karaciğer veya böbrek hasarı normal kullanımlarda ve önceden bu organlarda sorunu olmayan çocuklarda görülmüyor.

En önemli zararı kesinlikle vücuttaki doğal mekanizmayı bozarak sindirim sisteminin dengesini altüst etmesi. Hijyen hipotezine göre astım ve allerjik hastalık riskinin artmasında kullanılan fazla antibiyotiklerin de rolü var.

Bir de tabii her antibiyotik kullanımı direnç gelişimi riskini arttırıyor, hem o çocukta hem de toplumda. Kesin olarak en önemlisi yarar zarar analizini son derece doğru yapmak.

7-Türkiyedeki antibiyotik kullanımı nasıl?

Ne yazık ki Türkiye’de antibiyotik kullanım verilerimiz çok fazla değil. Yani ne kadar ve hangi sebeple antibiyotik kullanıldığı üzerine objektif bilgimiz ne yazik ki yok. Ancak bazı Akdeniz ülkeleri gibi biz de antibiyotik kullanımının kültüre işlemiş olduğu ülkelerden biriyiz bence.

“Aman erken önlem alalım”, ”Aman hastalığı başından vurmak lazım”.” Koruyucu bir ilaç yok mu?” gibi cümlelerle çoğu zaman antibiyotikler kastediliyor. İnsanların pek çoğu kültürel olarak antibiyotiğe inanıyor ve hatta her soğuk algınlığında kesinlikle antibiyotik kullanılması gerektiğini düşünebiliyor. Doktordan antibiyotik reçetesi olmadan çıkarsa sinirleniyor. Bu durum tabii çocuklara da yansıyor. İnsanlar reçetesiz antibiyotik kullanabildiği için ne yazık ki pek çok hastalık eczacı kontolünde veya anne babanın kontolünde yani bilinçsizce tedavi ediliyor. Tabii eğitim ve kültürel düzeye göre değişen bir şey bu ancak yine de kesin olarak içimize işlemiş bir antibiyotik alışkanlığı var.

Bizde çok daha fazla veri olmalı ve olduğunda antibiyotik kullanımının dramatikliği ortaya çıkacak bence. Antakya’dan bir çalışma bu çalışmaya katılan hastalarda Üst solunum yolu enfeksiyonu (tanım gereği viral) tanısı alan hastaların yaklaşık olarak ortalama yüzde 80’inin antibiyotikle tedavi edildiğini, kulak iltihaplarının ise yaklaşık olarak ortalama yüzde 100’ünün antibiyotikle tedavi edildiğini gösteriyordu.

8-Dünyayla kıyasladığımızda durum nasıl?

Amerika’da ve Avrupa’nın bir çok yerinde antibiyotik yanlizca reçete ile satılıyor ve gereksiz antibiyotik kullanımının engellenmesi konusunda daha çok bilinçli bir çaba var. Avrupa birliğinde ortaokullarda bile antibiyotik direncini öğretmeye başladıklarını okumuştum. Yunanistan ve Portekiz’de reçetesiz antibiyotik satılıyor ve kullanım oranları diğer Avrupa ülkelerine göre çok daha yüksek. Almanya ile komşusu Akdenizli Fransa arasında bile belirgin bir fark var. Fransa’da antibiyotik kullanımı Almanya’ya göre çok daha yüksek, tabii antibiyotik direnci de. Almanya’da iki gün bekleme prensibi çok daha fazla uygulanıyor ve sonuç olarak (yayınladıkları verilere göre) çoğu kez kesin olarak antibiyotiğe gerek kalmıyor.

9-Antibiyotikler konusunda son olarak neler söylenebilir?

Antibiyotikler asla kullanılmasın demek mümkün değil ancak önemli olan kesinlikle tanıyı iyi koymak ve yarar zarar analizini mutlaka doğru yapmak. Akılcı antibiyotik kullanımı gerekli. Antibiyotikler konusunda toplum eğitiminin çok daha faydası olacağına inanıyorum.

Elbette reçetesiz antibiyotik satılmamalı ve eczacılar ve kalfaları antibiyotik asla önermemeli. Hasta muayene etmeden antibiyotik önermek de kesinlikle son derece yanlış. Virüsler iyi tanınmalı ve mümkün olan şartlarda iki gün bekleme alternatifi değerlendirilmeli.

Önümüz grip mevsimi. Mesela gribin yani influenzanın doğru teşhisi ve iyi takibi bir sürü antibiyotiğin gereksiz yere kullanılmasını engelleyebilir.

Akılcı antibiyotik kullanımı hem çocuklarımızın sağlığı için hem de toplum sağlığı için kesinlikle önemsenmesi gereken bir konu…

Sevgiyle kalın…

Dr. Beril BAYRAK-BULUCU

Çocuk Hastalıkları