Gebelik ve ilaç kullanımı

Gebelik ve ilaç kullanımı

Gebelik ve ilaç kullanımı 

Gebelik dönemindeki şikayetler ya da Gebelik öncesi sahip olunan bazı hastalık ya da rahatsızlıklar kişilerin gebeliğin bir döneminde ya da gebeliği süresince ilaç kullanımını zaruri hale getirebilir.

Bazen de gebeliğin erken dönemlerinde, Gebe kalındığını bilmeden Kadınlar yanlışlıkla kullanılan ilaçlar bir takım endişelere sebebiyet verebilir.

Gebelikte kullanılması gerekli ilaç alımında temel prensip her zaman için zarar/kar oranıdır. Verilecek ilaçların gebeliğe herhangi bir sakıncasının olmaması ya da en asgari şekilde olması hem Anne adayının gebeliğin rahat gidişatı hem de içeride gelişen fetusun sağlığı açısından oldukça önemlidir.

Bu nedenle ilaç kullanımlarındaki temel prensiplere uymak kesinlikle mecburidir. Bu prensiplere doğru şekilde riayet edildiğinde kesinlikle hiçbir sorun olmayacaktır. Bu konuda Uzman Doktor Önerileri ve gerekirse konsultasyonlar oldukça önemlidir.

Gebelik döneminde en sık kullanılan ilaçlar bulantı gidericiler, antihistaminikler (allerji belirtilerine karşı kullanılan ilaçlar), anti-asitler (mide asidini düşüren ilaçlar), analjezikler (ağrı kesici ilaçlar), antibiotikler, uyku ilaçları ve sakinleştirici ilaçlar gibi ilaçlardır.

Gebelik döneminde kullanılan ilaçların % 100’e yakını plasentadan bebeğe geçmesine rağmen, ilaçların çok az bir kısmının bebekte istenmeyen durumların oluşmasına neden olduğu belirlenmiştir.

İlaçlar hakkında

İlaçlar lokal (bölgesel), oral (ağızdan), transdermal (cilt yoluyla), parenteral (damar yoluyla, kasiçi uygulamayla), inhalasyon (akciğerler yoluyla) ve ender ve özel durumlarda uygulanan bazı yollarla vücuda girerler.

Lokal veya topikal uygulama esnasında hasta olan bölgeye ilacın direkt verilmesi söz konusudur (cilt pomad ve kremleri, göz, kulak, burun damlaları, hemoroid ilaçları, vajinal fitiller vs..). Bu uygulama şeklinde kana geçiş genellikle oldukça düşüktür ve bu yüzden bebeğin direkt olarak etkilenme riski azdır. Gebelikte bu tür ilaçlar oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ağızdan alınan (oral) ilaçlar ise, öncelikle sindirim sistemine ulaşırlar. Direkt mideye veya barsak yönelimli ilaçlar etkilerini burada gösterdikten sonra genellikle kana fazla geçmeden dışkı yoluyla atılırlar (kabızlık ilaçları, mide ilaçları, barsak gazı gideren ilaçlar vs.). Ancak ağızdan alınan pek çok ilaç barsaklardan emilerek yüksek oranda kana geçer ve vücudun tüm organlarına dağılarak etki gösterecekleri bölgeye ulaşırlar (antibiotiklerin enfeksiyon bölgesine, ağrı kesicilerin de ağrı olan bölgeye ulaşmasında olduğu gibi). Vücudun her tarafına yayılan bu ilaçların bir kısmı da plasentadan bebeğe aktarılacaktır. Çünkü kana geçen her madde plasenta yoluyla bebeğe de ulaşır. Bunun istisnası verilen ilacın plasentayı geçemeyecek kadar büyük yapılı bir madde olmasıdır.

Kalçadan kas içi uygulamalarda (yapılan iğneler) da ilaç kısa zamanda dolaşıma geçer.

Parenteral uygulamalardan intravenöz (damar içi) uygulama ilacın direkt olarak kana karışmasını sağlar.

Transdermal (cilt yoluyla) yapılan uygulamalar (flasterler) ile inhalasyon yoluyla (solunarak) alınan ilaçlarda da etken madde bir süre sonra kana karışır.

Bazı istisnaları saymazsak, kana geçen ilaçlar daha sonra kural olarak plasenta yoluyla direkt olarak bebeğin kan dolaşımına geçer ve Anne kanındaki ilaç düzeyiyle bebeğin kanındaki ilaç düzeyi eşitlenir. Bu durum genellikle bir dezavantaj olmakla beraber bazan avantaja dönüşebilir; bebeği tedavi etmek amacıyla anneye verilen bir takım tedavileri vardır (Örnek; rahim içinde bebekte tespit edilen kalp ritim bozukluğu anneye verilen “digoxin” ilacı ile tedavi edilmesi mümkündür.).

Teratojen ve teratojenite ne demektir?

“Teratojen” kelime olarak “normalden farklı” anlamına gelir. Ancak obstetrideki tanımı biraz farklıdır ve “bebekte yapısal ya da işlevsel olarak bozukluk yaratan etken” anlamına gelir. “Teratojenite” ise, teratojen etkinin oluşma potansiyeline verilen addır..

Teratojen etkenler, Gebelik esnasında Anne adayının istemli ya da istemsiz bir şekilde maruz kalması durumunda bebeği etkileyerek bebekte kalıcı bir şekil veya işlev bozukluğuna neden olduğu bilinen etkenler veya maddelerdir. Bu etkenler gebelikte kullanılan Çeşitli İlaçlar, gebelikte maruz kalınan radyasyon (röntgen ışınları ve radyoaktif maddeler) ya da çeşitli mikroorganizmalar (virüs, parazit gibi) olabilirler.

Teratojen olarak bilinen maddelerin çoğu etkilerini organ gelişiminde kusurlara yol açarak gösterirler.

Örnek; gebeliğin son dönemlerinde “tetrasiklin grubu” antibiotik kullanımı, bebeğin yeni gelişmekte olan diş taslaklarını etkileyerek bebeğin dişlerinin kalıcı olarak sarı- kahverengi bir renge boyanmasına, dişlerde ve kemiklerde bir takım deformitelerin oluşumuna neden olmaktadır.

Kullanılan ilacın teratojen özellikleri dışında diğer bir belirleyici etken de ilacın kullanılma dozu ve kullanım süresidir. Çoğu ilaç düşük dozda ve az sayıda kullanıldığında bebekte herhangi bir istenmeyen duruma yol açmaya sebep olmazken, doz ve kullanım günü arttıkça aynı ilaçlar bebekte hiç istenmeyen durumlar oluşturabilmektedir.

Gebelikte kullanılan bazı ilaçların bebek işlevsel-etkileri ya da üzerine-yapısal doğumdan hemen sonra değilde seneler sonra ortaya çıkabilir. Buna en iyi örnek çok önceleri Anne adaylarına Düşük tehdidi tedavisi için verilen DES (Dietilstilbestrol) adlı hormon türevi ilaçtır. DES kullanan Anne adaylarının Doğan Kız çocuklarında doğumda her şey normal bulunmuş, ancak bu Kızlar büyüdükçe ve özellikle de Doğurganlık çağına geldiklerinde felaket tablosu ortaya çıkmıştır: gelişmekte olan kızlarda genital sistemde çeşitli şekil bozuklukları (rahim, vajinada şekil bozuklukları) ile serviks ve vajina kanserinde artış. Artık günümüzde DES ilaçları üretilmemektedir.

Teratojenitede en riskli periyot nedir?

Son adet tarihinden itibaren 31. Gün, 71. Gün arası organ teşekkülünün (Organogenesis) meydana geldiği dönemdir ve “Teratrojen Dönem” olarak adlandırılır. Bu günler arasında bebekle meydana gelen olumsuz etkiler anomali ile sonuçlanabilir. Çok acil durumlar dışında bu devrede ilaç kullanılmamalıdır.

31. günden önce alınan ilaçlarda ya “hep ya hiç kuralı” geçerlidir. Yani ilaç ya embryoyu hiç etkilemez veya bir düşüğe neden olur.

Teratojenite nasıl belirlenir?

Belli bir ilaç piyasaya sürülmeden bir çok testlerden geçer. İlk etapta Gebe İnsanlar üzerinde deney yapmak etik olamayacağından deneylerin ilk ve en önemli basamağını “hayvan deneyleri” oluşturur.

Hayvanlardaki fizyoloji ve anatomi insanlara birebir benzemediğinden aslında Hayvan Deneyleri sadece bir fikir verici olabilir. Bunun en güzel örneği hayvan deneylerinde hiçbir olumsuz etkisi bulunmayan “talidomid”dir. Bu ilaç Avrupada gebelerde Uyku İlacı olarak yıllarca kullanılmış ve bebeklerde bacak ve kol kusurlarına yol açtığı ortaya çıktıktan sonra derhal bırakılmıştır.

Aynı zamanda hayvan deneylerinde gelişim kusurlarına yol açan birçok ilaç insanlarda bu duruma yol açmamaktadır.

Belki de yakın bir gelecekte insan doku kültürleri kullanılarak daha gerçekçi sonuçların alınması çok daha mümkün olacaktır.

Teratojenitenin belirlenmesinde önemli diğer bir yol da dünyanın dört bir yanından elde edilen bilimsel olguların sunumlarıdır. Bu sunumlarda ilacı kullanan ve kendi isteğiyle gebeliğini devam ettiren Anne adaylarının bebeklerinin Doğum Sonrası incelenmesiyle çok değerli veriler elde edilir.

İlaçlarla ilgili tüm bu veriler birleştirilerek belli bir ilacı gebeliğinin aynı döneminde kullanılan belli sayıda Anne adayının bebeklerinde ortaya çıkan anomaliler ile gebeliği boyunca hiçbir dış etkiye maruz kalmayan Gebeler karşılaştırılırlar.

Bilinen hiçbir etkiye maruz kalmamış gebelerde bile % üç (3). ila (4). oranında anomali olasılığı vardır ve bunun kesin nedeni bilinmemektedir. İşte ilaç kullanan gebelerin doğan bebeklerindeki anatomik ya da Fizyolojik (işlevsel) problemlerin kullanmayanlara oranla istatistiksel olarak anlamlı yüksek olması kullanılan ilacın teratojenitesini gösterir. Tabi ki dünyadaki yayınlanan olgu sayıları arttıkça yapılacak olan istatistiki Testler de daha güvenilir ve gerçeğe çok daha yakın olacaktır.

Ayrıca ilaca maruz kalmış gebelerin bebeklerinde izlemler uzun süreli olmalıdır. Çünkü teratojen etki yıllar sonra ortaya çıkabilir (DES örneğinde olduğu gibi).

Ayrıca yapılan çalışmalardan bir takım çelişkili sonuçlar da gelebilmektedir.

Örnek; gebeliğinde bilmeden Doğum Kontrol Hapı kullanan gebelerin bebeklerinde önceki çalışmalarda belirtildiği gibi bacak ve kol anomalilerinin normalden çok daha fazla olmadığı görülmüştür.

Teratojenitenin derecesi neye göre belirlenir?

ABD’nin ilaç ve gıdaları denetleyici en üst kurulu (FDA /Food and Drug Administration) ilaçları gebelikte Bebek üzerinde etkileri açısından 5. ayrı gruba ayırmıştır:

Kategori A: İnsanlarda yapılan çalışmalarda fetus üzerine olumsuz bir etki saptanmamıştır. Bu gruba dahil olan çok az sayıda ilaç vardır. Gebelikte kullanılan vitaminler ve kan (demir) hapları bu grupta yerini alır.

Kategori B: Hayvanlarda yapılan çalışmalarda hayvan fetusları üzerinde olumsuz bir etki saptanmamıştır, ancak insanlarda yapılan çalışmalar mevcut değildir.

Veya:

Hayvanlarda yapılan çalışmalarda olumsuz etkiler saptanmış, ancak insanlarda yapılan çalışmalarda bu olumsuzluklar doğrulanmamıştır. Penisilin grubu antibiotikler ve parasetamol grubu ağrı kesiciler bu grupta yer alır.

Kategori C: Hayvan ve/ya da insanlarda yapılan çalışmalar yetersizdir.

Veya:

Hayvan deneylerinde olumsuz etkiler saptanmış, ancak insanlara ait veri yoktur. Gebelikte kullanılan ilaçların bir kısmı bu grupta yer alır.

Kategori D: Bu gruptaki ilaçlarda insan fetusu üzerine olumsuz etki bulunmuştur. Bu gruptaki ilaçlar zarar/kar oranı kar lehine olduğunda kullanılabilecek ilaçlardır. Gruba en iyi örnek Epilepsi (sara) hastalığı olan Anne adaylarının mutlaka kullanması gereken ilaçlardır.

Kategori X: Bu gruptaki ilaçlarda da insan fetusu üzerine olumsuz etki bulunmuştur. Ancak bu gruptaki ilaçlar gebelikte kullanıldığında zarar/kar oranı her zaman zarar lehine olan ilaçlardır. Bu yüzden hiç bir şekilde Gebelik süresince kullanılmamalıdır (DES, Kumarin ve Talidomid gibi).

FDA’nın bu sınıflandırması birçok açıdan yetersizdir. Çünkü sınıflandırma etkenin hem gebeliğin hangi döneminde ve ne miktarda kullanıldığını dikkate almamakta, hem de bebekteki riskle birlikte tedavi konusundaki yönlendirmeyi de içermektedir.

Günümüzde kesin olarak teratojen olduğu bilinen ilaçlar

Şu anda çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmakta olan çok sayıda etken madde olmasına karşın bunlar arasında bebekte Anomali yapma riski olduğu kesinleşmiş veya kuvvetle muhtemel olan ilaçların sayısı oldukça azdır. Gebelikte kesin olarak kullanılmaması gereken (teratojen) ilaçların listesi ve kullanıldığı hastalıklar aşağıda yer almaktadır:

  • ACE inhibitörleri (hipertansiyon tedavisinde)
  • Alkol kullanımı (Fetal alkol sendromu)
  • Danazol (hormon bozukluğu ve endometriozis tedavisinde)
  • DES (Dietilstilbestrol) (Bir östrojen türevidir, artık üretilmiyor)
  • Androjen hormonları
  • Tetrasiklin (antibiotik)
  • Etretinat (“Psoriazis” yani sedef hastalığında kullanılan bir A vitamini türevidir)
  • Talidomid (Artık üretilmiyor)
  • Rubella (Kızamıkçık) canlı aşısı
  • Busulfan, Aminopterin, Siklofosfamid, Metotreksat gibi kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar
  • İzotretinoin (Sivilce tedavisinde kullanılan bir A vitamini türevidir)
  • Karbamazepin, Fenitoin, Trimetadion, Valproik asit gibi epilepsi (sara) ilaçları
  • Lityum (Psikiyatride kullanılan bir ilaçtır)
  • Metimazol (tiroid hormonu yüksekliğinde kullanılan bir ilaç)
  • Kumarin ve türevleri (pıhtılaşmayı engellemede kullanılan ilaçlar)
  • Radyoaktif iyot (tiroid fonksiyon testlerinde)
  • Radyasyon (Yüksek doz)
  • CT (Bilgisayarlı tomografi) çekilmesi

Liste gün geçtikçe uzamaktadır ve tam bir liste değildir.

Akılda tutulması gereken en önemli nokta organlarda yapısal bozukluk yaptığı kesinlikle bilinen ilaçların büyük bir kısmının kritik devre (yani organ gelişiminin olduğu devre) atlatıldıktan sonra genellikle bu etkiyi göstermemesidir.

“Organogenesis” yani organların oluşumu gebeliğin ilk üç (3). ayında tamamlanır. Daha sonraki dönem ise, “büyüme ve gelişme” dönemidir ve ilaç kullanımı için nisbeten riski az olan bir peiyodu kapsar. Bu yüzden çok mecbur kalınmadıkça gebeliğin ilk üç (3). ayı içerisinde ilaç kullanımından kesinlikle kaçınmak gerekir.

GEBELİKTE “KULLANILABİLİR” İLAÇLAR

Gebelik dönemi hiç bir şekilde ilaç kullanılmaması gereken bir dönem değildir.

Gebelikteki amaç hem gebenin rahat bir Gebelik Süreci geçirmesini sağlamak hem de içerideki bebeğin etkilenmemesidir.

Anne adaylarının çeşitli yakınmaları olduğunda bu yakınmaları gidermek amacıyla (baş ağrısı, bulantı, mide yanması gibi) veya bir hastalığa yakalandıklarında hastalığı tedavi etmek amacıyla (üst solunum yolu enfeksiyonları gibi) ilaç tedavisi verilir.

Seçilen ilaçlar gebelik döneminde kullanıma uygun olan ilaçlardır.

Antibiyotikler

Penisilinler yıllardan beri kullanılan ve Antibiotikler arasında gebelikte kullanım açısından en güvenli olan ilaçlardır. Bunlara yeni Jenerasyon Penisilin türevleri de dahildir.

Eritromisin de özelllikle Penisilin Allerjisi olanlarda kullanılan alternatif bir antibiyotiktir.

Sefalosporin grubu Antibiyotikler konusunda yapılan kısıtlı sayıda çalışmada fetus üzerine olumsuz bir etki kaydedilmemiştir. Bu grubun yıllardan beri Anne adaylarında kullanıldığı göz önüne alınırsa Penisilinler kadar güvenli olduğu söylenebilir.

Penisilinler, Sefalosporin ve Eritromisin grubu Antibiyotikler FDA sınıflandırmasına göre güvenli olan Kategori B de dirler.

Tetrasiklin grubu antibiotiklerin kullanımı (çok ender durumlar hariç) gebelikte kaçınılır. Özellikle gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında bebeğin dişlerinde kalıcı renk değişikliğine ve iskelet sistemi deformasyonlarına neden olabilir.

Sulfonamidler gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında doğan bebekte hiperbilirubinemi (sarılık) yapabilirler.

Nitrofurantoin oldukça güvenli ve “Asemptomatik Bakteriüri”de sıklıkla tercih edilen bir ilaçtır. Ancak G6PD Enzim eksikliğine sahip gebelerin gebeliklerinin son döneminde alındığında bebekte doğum sonrası bir takım problemler oluştura bilmektedir.

Florokinolon grubu (DNA giraz inhibitörü) Antibiotikler de hayvan deneylerinde eklem hasarına yol açtıklarından çok daha dirençli idrar yolu enfeksiyonları hariç kullanılmazlar.

Parasetamol grubu (Ağrı kesiciler)

Prasetamol (Asetaminofen) gebelerin çok sık kullandıkları ilaçlardandır. Parasetamol (Asetaminofen) gebelikte kullanılabilecek en güvenli ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçtır. Ancak çok yüksek dozlarda (intihar girişimi gibi) Anne adayında Karaciğer hasarına ve bebeğin ölmesine neden olabilmektedir.

Aspirin

Klasik 500.mg dozdaki aspirinle ilgili başta yapılan çalışmalar bebekte doğumsal Kalp Hastalığı riskini artırdığını, sonradan yapılan bir büyük çalışma ise, bu riski artırmadığını ortaya koymuştur. Başka bir çalışma gebeliğin ilk yarısında ve çok sayıda kullanılan aspirinin bebeğin IQ puanını düşürdüğünü, diğer bir çalışma da etkilemediğini iddia etmektedir.

Diğer muhtemel riskler arasında özellikle gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında anne adayında kanama, postterm gebelik (miad geçmesi), travayın uzaması, özellikle Prematüre bebekte kanama sayılabilir.

Aspirin de diğer ağrı kesiciler gibi (parasetamol hariç) bebeğin “ductus arteriosus” damarının erken kapanmasına ve bebekte dolaşım bozukluğu oluşmasına neden olabilmektedir.

Ancak önceki gebeliklerinde gelişme geriliği, preeklampsi geçirmiş Anne Adayları yanı sıra Lupus Hastası gebelerde düşük dozlarda (80.mg ila 100.mg) Aspirin halen kullanılmaktadır.

Sonuç olarak; gebelikte ağrı kesici olarak 500. mglık aspirinin kullanımı sakıncalı olabilmesine rağmen kanı sulandırmak amacı ile düşük doz (80. ila 100. mglik Bebek aspirinleri) kullanılabilir. Gebelikte Ağrı Kesici olarak parasetamol grubu tercih edilmelidir.

Non-Steroid Antiinflamatuarlar (Anti-romatizmal ilaçlar)

Nonsteroid antiinflamatuar (NSAİ) ismi verilen grupta bir takım Ağrı Kesiciler ve Romatizma Hapları bulunmaktadır. Gebelikte en sık naproksen ve ibuprofen kullanılmaktadır. Bu ilaçların bebekte Anomali oluşturmadıkları kabul edilir. Ancak bebeğin “ductus arteriosus”un erken kapanmasına ve bebekte “pulmoner hipertansiyon” gelişimine neden olabildiklerinden 34. Gebelik haftasından sonra kullanılmamaları önerilir.

Mantar enfeksiyonu ilaçları

Gebelikte vajinada mantar enfeksiyonlarına sık rastlanır ve güvenle kullanılan vajinal fitiller ve kremler mevcuttur. Kullanılan fitil ve kremlerin pek çoğu lokal etkili olup bebeği hiçbir şekilde etkilemezler. Ağızdan Mantar İlaçları ise kullanılmaz.

Virüs ilaçları (Antiviraller)

Günümüzde virüslere karşı kullanılan ilaçların çoğu henüz deneme aşamasındadır. Virüslere etkili olduğu bilinen ilaçlar sayıca çok azdır ve etkileri de kısıtlıdır. Gebelikte kullanımı ile ilgili bilgiler de oldukça azdır. Ancak bu ilaçlar etkilerini genellikle hücre içinde virüse ait DNA veya RNA ya yönelik olarak gösterdiklerinden gebelikte kullanımının sakıncalı olduğu düşünülmektedir.

Zidovudin, AIDS de dahil olmak üzere çeşitli HIV enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Günümüzde kanında Virüs taşıyanlarda belirtileri geciktirmede veya virüsle kazayla temas etmiş birini korumada kullanılır. Her ne kadar teorik olarak gebelerde kullanımı sakıncalı olduğu düşünülse de AIDS hastalığının ölümcüllüğü göz önünde bulundurularak kullanılması gerekebilir.

Asiklovir, uçukta lokal uygulandığında kana çok az geçtiğinden bebeğe etkilerinin de az olması beklenir, ancak yine de gebelikte kullanılması kesinlikle önerilmez.

Parazit ilaçları

Vajinal Trikomonas enfeksiyonlarında ya da Bakteriyel Vaginosis tedavilerinde kullanılan “metronidazol” ilk üç (3). ayda önerilmez, ancak Gebe olduğunu bilmeden ilacı kullananlarda riskin de oldukça düşük olduğu söylenebilir. Metronidazol gebeliğin 3’üncü ayından itibaren gerekli görülürse kullanılabilir.

Metronidazol ile aynı endikasyonlarla kullanılan “Klindamisin” grubu için de aynı şeyler söylenebilir.

Kalp ve Tansiyon İlaçları

Anne adaylarının yaklaşık %1’inde kalp hastalığı vardır. Özellikle Anne yaşı ilerledikçe kalp ve Tansiyon Problemleri de artmaktadır.

Gebelikte kullanıma uygun olan ilaçların çoğunun Gebelik ve Bebek üzerine olumsuz bir etkisi olmadığı düşünülmektedir.

Tansiyon Düşürücü ilaçlar arasından “ACE inhibitörleri” kesin olarak teratojendir ve gebelikte kullanılmazlar.

İdrar Söktürücü ve Tansiyon Düşürücü olarak kullanılan “furosemid” Erken Gebelik döneminde kullanıldığında bebekte anomalilere neden olabileceğinden kullanılmaz.

Derin ven trombozu ve Pulmoner Embolide pıhtılaşmayı engellemek için molekül büyüklüğü nedeniyle (kanın pıhtılaşmasını azaltan ve plasentayı geçemeyen) “heparin” kullanılabilir.

Günümüzde “trombofili” adını verdiğimiz kanda pıhtılaşmanın atışı neticesinde tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olan durumlarda gebelik boyunca “düşük molekül ağırlıklı antikoagulanlar (pıhtı önleyiciler)” sık olarak kullanılmaktadır.

Kumarin ise bebeğe geçerek bebekte yaygın kanamalara ve özellikle birinci trimesterde kullanıldığında “fetal warfarin sendromu”na neden olduğundan gebelikte kesinlikle kullanılmaz.

Astım ilaçları

Anne adaylarının yaklaşık %1-2’sinde Astım vardır. Astım tedavisi için kullanılan ilaçların çoğunun güvenli olduğu ve bebekte anomaliye neden olmadığı düşünülmektedir. Ancak Gebe kaldıktan sonra Gebelik için en uygun ilaçlar ile devam edilmelidir.

Epilepsi (Sara hastalığı)

Anne adaylarının ortalama 200’de birinde Sara Hastalığı vardır ve gebelikte de Sara ilaçlarının devam ettirilmesi gerekir. Bu ise, çok ciddi bir problem oluşturur, zira Sara ilaçlarının çoğu bebekte anomali meydana gelme riskini oldukça artırır.

İlaç kullanan Saralı Anne adaylarının bebeklerinde anomali ortaya çıkma riski 3-4 kat yüksektir. Ancak son çalışmalarda epilepsi hastalığının kendisinin de genetik yolla bebekte Anomali oluşma eğilimini artırdığı yönünde fikirler öne sürülmektedir.

Diyabet

Diyabet yani Şeker hastalığının tedavisinde “insulin” kullanılabilir. Gebe eğer gebelikten önce şeker hapları kullanıyorsa bu haplar kesilerek insuline geçilmeli ve insulinin dozu gebeliğin ilerleyen aylarına göre ayarlanmalıdır.

Lokal anestezik ilaçlar

Gebelikte artan diş problemlerinin tedavisi amacıyla sıklıkla bölgesel Uyuşturucu İlaçlar kullanmak gerekebilir. Bunlar arasından tetrakain, lidokain ve prokain içerenlerin güvenli olduğu, bupivacainin ise, şüpheli ancak muhtemelen güvenli olduğu düşünülmektedir.

Sonuç olarak; Gebelikte fark edilmeden ilaç kullanıldığında veya ilaç kullanımı gerektiğinde mutlaka uzman hekim ile temasa geçilmeli, ilacın içeriği saptandıktan sonra bu kategorilere göre sınıflanmış kitaplardan uygunluğu tespit edilmelidir. Yine gebeliğiniz süresince rahatsızlığınızdan ötürü bir takım ilaçlar kullanmanız gerekiyorsa yine uzman doktorunuzla görüşmelisiniz. Çünkü kullanacağınız ilacın dozajını ve kullanım sürenizi uzman doktorunuz belirleyecektir.

Op. Dr. Süleyman ESERDAĞ

Kadın Hastalıkları ve Doğum