GEBELİKTE DÜŞÜK – ABORTUS ve TEDAVİSİ

GEBELİKTE DÜŞÜK – ABORTUS ve TEDAVİSİ

Gebeliğin 20. haftası tamamlanmadan önce (veya bebek 500. gramlık ağırlığa erişmeden önce) herhangi bir nedenle gebeliğin bitmesi düşük olarak adlandırılır.

Erken gebelikte ortaya çıkan düşüklerin yaklaşık olarak ortalama yüzde 50’sinden çok daha fazlası bebekte tesadüfi olarak ortaya çıkan ve tekrarlayıcı özelliği bulunmayan kromozom anomalileri sebebi ile meydana gelir. Düşük esnasında gebelik haftası ne kadar ufaksa nedenin böyle olma olasılığı kesinlikle bir o kadar da yükselir. Bu sebeplede düşük, üreme çağında bulunan kadınların sıklıkla yaşadığı ve kesinlikle çoğunlukla tekrar etmeyen bir durum olarak bilinir ve kabul edilir.

Kimlerde düşük yapma riski daha yüksektir?

Anne (ve baba adayının) gebeliğin oluştuğu esnada yaşı ne kadar yüksekse ve kadının daha önceden yaşadığı gebelik sayısı ne kadar çok fazlaysa gebeliğin düşükle sonuçlanma riski de kesinlikle o derece artar. Bu durum oldukça doğaldır, zira yaş arttıkça gamet hücrelerinde (kadınlarda yumurta hücresi, erkeklerde sperm) genetik bozukluklar meydana gelme olasılığı ve bu meydana gelen bozukluğun döllenmiş hücreye geçme olasılığı son derece yüksektir. 20. yaşından çok daha genç olan anne adaylarında düşük riski yaklaşık olarak ortalama yüzde 10. iken (gebelik tanısı konulan gebeliklerin düşük oranı), 40. yaşından çok daha ileri yaşta olanlarda bu risk yaklaşık olarak ortalama yüzde 30 civarındadır. Baba adayının yaşının 40’ın üzerinde olduğu gebeliklerde de düşük riski 2. kat artar.

En önemli etken olan anne ve baba adayı yaşı dışında, anne adayında hormonal bazı hastalıklar (polikistik over, hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması), kronik hastalıklar (özellikle kalp, karaciğer ve böbrek hastalıkları, bazı otoimmun hastalıklar, tüberküloz, kanser, ileri derecede kansızlık), jinekolojik hastalıklar , uterus şekil bozuklukları, uterusta yapışıklıklar, myomlar, tedavi edilmemiş bazı vajinit türleri, sigara ve alkol kullanımı ve mesleki olarak bazı maddelere sürekli maruz kalma da düşük oluşma riskini son derece artırır.

Daha önceki gebeliklerinden biri düşükle sonuçlanmış olan anne adaylarında da yeni bir gebeliğin düşükle sonuçlanma riski çok hafif artar. Daha önce yapılan 2. ya da çok daha fazla düşükte ise önceden gerçekleşmiş düşük sayısı arttıkça yeni gebeliğin de düşükle sonuçlanma riski de artar. Her ne kadar düşük sayısı arttıkça yeni oluşan bir gebeliğin de düşükle sonuçlanma riski yüksekse de, istatistikler 3. ya da çok daha fazla sayıda düşük yapmış anne adaylarında bile sağlıklı bebek doğurma olasılığının yaklaşık olarak ortalama yüzde 55. ile yüzde 75 arasında olduğunu ortaya koymaktadır.

Yeni doğum yapmış bir anne adayında doğumdan sonraki ilk 3. ayda oluşan gebeliğin de düşükle sonuçlanma riski kesin olmamakla birlikte nispeten yüksektir.

Düşük sayısı arttıkça bir sonraki gebeliğin düşükle sonuçlanma olasılığı kesin olarak artmaktadır. Daha önce doğumla sonuçlanan gebelik olması ileride başarılı gebelik olasılığını artırmaktadır. Sigara ve alkol tüketimi düşük riskini artıran önemli faktörler olarak kabul edilmektedir. Fetal dönemde, yani gebeliğin 10. haftasından sonra düşük olması doğumla sonuçlanan gebelik olasılığını çok daha erken dönemdeki kayıplara göre çok daha fazla azaltmaktadır. Gebeliğin 16. ile 27. haftaları arasında bebeğin anne karnında ölmesi, bir sonraki gebelikte düşük olasılığını yaklaşık olarak ortalama 20. kat artırmaktadır. Gebeliğin 28. haftasından sonraki gebelik kaybı ise tekrarlama riskini yaklaşık olarak ortalama 5. kat artırmaktadır.

Gebeliklerin yaklaşık olarak ortlaama yüzde 50’si beklenen adet tarihinden önce ya da beklenen adet tarihinde düşükle sonuçlanmaktadır. Adet gecikmesinden sonra oluşan düşükler ise gebeliklerin yaklaşık olarak ortalama yüzde 13. ile 15’ini oluşturmaktadır. Düşüklerin yaklaşık olarak ortalama yüzde 90’ı 12. ile 14. haftadan önce gerçekleşir. İlginç olarak gebeliğin 8.5-14. haftaları arasında düşük oranı yaklaşık olarak ortama yüzde 2.5 olarak kaydedilmiştir. Yapılan çalışmalarda kadınların yaklaşık olarak ortalama yüzde 10. ile 20’sinin üreme döneminde 1. defa düşük yaptıkları görülmüştür.

TEDAVİ

Düşük tedavisi nedene yönelik olarak yapılmalıdır. Öncelikle neden tesbit edilmeli ve medikal ve cerrahi yöntemlerle sorun giderilmelidir. Eğer anatomik problemlerden dolayı (rahimde perde- sptum, çift boynuzlu rahim, rahim ağzı yetmezliği) düşük gerçekleşiyorsa kesinlikle buna ilaç tedavisi uygulamak yersizdri ve düşük kesin olarak tekrarlayacaktır. Düşüğün nedeninin saptanması amacıyla hormon tahlilleri, görüntüleme yöntemleri ve genetik analizler yapılmaktadır. Eğer neden hormon eksikliği ise ilaç tedavisi, anatomik nedenler saptanır ise, kesin olarak cerrahi tedavi başlanmalıdır..

Op. Dr. Burcu KARDAŞ ARSLAN

Kadın Hastalıkları ve Doğum