Meme Ağrısı ve Meme Hastalıkları

Meme Ağrısı ve Meme Hastalıkları

Kadınların özellikle menopoza yakın yaşlarda, memede kitle, meme başı akıntısı ve meme ağrısı şikayetleri ile kesin olarak uzman hekime başvurmaktadır. Bu şikayetlerin yaklaşık olarak ortalama yüzde 10’u meme kanserinden ileri gelir. Meme kanserinde ağrı olasılığı yaklaşık olarak ortalama yüzde 10’dan azdır. Memede bir kitle tesbit edildiği zaman gerçek tanıyı koyabilmek için biopsi alınması gerekir. Meme hastalıkları, mastalji (meme ağrısı), memede kitle, meme enfeksiyonları ve meme başı akıntısı başlıkları altında incelenebilir.

1. Mastalji: Meme ağrısı, özellikle fibrokistik değişiklikler olan kadınlarda yumurtlamadan sonraki dönemde (luteal dönem) meme ağrısı ve hassasiyeti çok daha fazladır. Bu durum luteal dönemde memede bağ dokusunda ödem, süt kanallarında genişleme ve bir miktar inflamasyon olması nedeni ile kesin olarak ortaya çıkar.

Eğer memedeki ağrı adet döngüsüyle ilgili değilse, bu ağrıların sebebi ve nedeni genellikle hormonal dalgalanmalar, memedeki mevcut adenomlar, büyük çapta kistler, meme kasları ve bağlarında olan travma ve gerilmeler ve meme iltihabı kesin olarak (mastit) kaynaklı olabilir.

Mastalji yaş ilerledikçe azalır, meme ağrısı olan hastalar kahve ve çay gibi metilksantin içeren içecekleri azaltmalıdır. Memede kistler ağrı yapıyorsa, bu kistin içeriği aspire edilmeli ve destekleyici sütyen yanında mutlaka semptomatik rahatlık sağlayan analjezik ilaçlar verilmelidir.

2. Memede kitle: Fizik muayene ile ya da hasta tarafından bir kitle saptandığı zaman radyolojik inceleme yapılarak bu kitlenin konumu belirlenir. Memede yaklaşık olarak ortalama 2 cm ‘den büyük, sınırları net ayırt edilemeyen, hareketsiz sert kitle kanseröz bir lezyonu düşündürür. Ayrıca bu tip hastalarda meme başı akıntısı, meme başında çökme, memede kızarıklık ve ülserasyon izlenebilir. 35 yaşın üstünde mammografi yapılan hastalarda rozet şeklinde mikrokalsifikasyon izlenen hastalarda kanserden şüphelenilir. Meme ultrasonu ile basit, komplex ve solid kistler kesin olarak ayırt edilebilir. Memede kistler tespit edildiğinde, fizik muayene yanısıra, mammografi, ince iğne aspirasyon biopsisi ya da eksizyonel biopsi olarak adlandırılan üçlü tanı yöntemi yardımıyla yanılgı payı kesinlikle yaklaşık olarak ortalama yüzde 1’den az olacak şekilde kanser tansı konulabilir.

İyi huylu (selim) meme kitleleri: Fibroadenom, meme kistleri ve yağ nekrozudur.

Fibroadenom: Genç kadınlarda en sık rastlanan lezyondur. Hastaya psikolojik rahatsızlık verir ve giderek kesinlikle büyürse eksizyonel biopsi yapılmalıdır. Fibroadenomun kansere dönüşmesi oldukça nadir bir durumdur. Fibroadenomun kanser formu (cystosarcama phyllodes) geniş eksizyon ile ortadan kaldırılır, nüksetmesi veya metastaz yapması kesin olarak çok daha nadir bir durumdur.

Memede kist: Memede oluşan kistler ultrasonik gözlem altında aspire edilir. Eğer kist altı hafta sonra tekrarlarsa veya ultrasonda komplike bir kist görünümü mevcutsa cerrahi yolla çıkartılmalıdır.

Yağ nekrozu: Meme biopsisi, enfeksiyon, meme kanserinden sonra yapılan radyoterapi gibi çeşitli durumlarda oluşan meme travmasına bağlı olarak yağ nekrozu gelişebilir. Yağ nekrozuna en sık areolanın altında rastlanır. Meme kanseri ile ayrıcı tanısının yapılması kesin olarak gerekir.

3. Meme Enfeksiyonu:

Puerperal mastit: Doğumdan sonra emziren kadınlarda görülen memenin akut selülitidir. Genellikle emzirmenin ilk günlerinde görülür. Selülit meme derisinin bir kısmını kapsar ve bu kısım kama şeklinde ele gelir. Hastalarda yüksek ateş, titreme, halsizlik olur. Meme derisinin etkilenen kısmı sıcak, hassas, kırmızıdır. Enfeksiyon meme süt kanallarının çevresini tuttuğu için meme başından pürülan akıntı gelmez. Staphylococus aureus olarak adlandırılan organizma en sık etkendir. Memeye sıcak kompres, elle basınç, pompa ile drenaj gibi çeşitli yöntemlerle memenin çok daha iyi boşaltılması ve etkin antibiyotik başlanması kesinlikle önerilir. Memede apse oluşmuş ise drenaj yapılır. Gelen pü’den örnek alınarak kültür için gönderilir.

Puerperal olmayan mastit: Birçok anaerob mikroplar etkindir. Çeşitli antibiyotiklerle kesin olarak tedavi edilir. Meme enfeksiyonu basite alınmamalı, her meme enfeksiyonunun altında inflamatuar meme kanseri varlığı ekarte edilmelidir. Eğer meme kanseri mevcutsa antibiyotiğe kesin olarak cevap vermez.

4. Meme başı akıntısı: Meme başı akıntısı fizyolojik olabileceği gibi, hormonal bozukluklara, memede bulunan çok daha iyi huylu veya malign bir kitleye ait de olabilir. Buna rağmen bu tür akıntıların yaklaşık olarak ortalama yüzde 95’i iyi huyludur.

Fizyolojik akıntı: Üreme çağındaki kadınlarda meme başı muayenesinde her iki memeden birkaç damla seröz karakterde akıntı gelmesi son derece normaldir.

Galaktore: Emzirme döneminde olan süt salgısı normal bir olaydır. ancak gebelikle ilişkisiz çeşitli endokrin anomaliler de galaktoreye sebep ve neden olabilir. Bu tür süt salgılaması olduğu durumlarda adet düzensizliği veya adetlerin olmaması gibi durumlarla karşılaşılabilir. Memeye travma olması, kronik meme stimulasyonu, troid hastalıkları, hipofizde adenom olması, doğum kontrol ilaçlarının kullanımı, kronik böbrek hastalığı gibi durumlarda memelerden süt salgılanması mutlaka ortaya çıkabilir. Meme başı akıntısı şikayeti ile başvuran hastalardan ayrıntılı bir anamnez alarak sebep ve neden ortaya çıkarılmalı ve prolaktin seviyesi, troid fonksiyon testleri istenmeli ve eğer prolaktin seviyesi çok yüksek çıkarsa hipofiz adenomlarını araştırmak için bilgisayarlı tomografi, görme alanı tayini gibi ileri tetkikler yapılmalıdır.

Patolojik akıntı: Bu akıntı tek taraflı, yeşil, kanlı, gri olabilir. Bu tür akıntıların yaklaşık olarak ortalama yüzde 5’i kansere bağlıdır. Meme kanserine bağlı olmayan patolojik akıntılar ise, süt kanallarındaki genişleme, poliplerden veya fibrokistik değişikliklerden ileri gelebilir. Hasta 35 yaşından küçükse önce meme ultrasonu yapılmalı gerekirse ayrıntılı inceleme için mammografi kesin olarak önerilmelidir. Meme muayenesi yapılarak memede ele gelen kitle olup olmadığı, lokalizasyonu belirlenmelidir. Eğer kanlı bir akıntı varsa ”guaiac testi” ile gizli kan tesbit edilmeli, gerekirse kanlı akıntı sitolojik inceleme için gönderilmelidir. Hasta genel uzman cerrahiye sevk edilmelidir.

Anormal Mammografi: Fizik muayenede bir özellik olmasa bile mammografide aşağıdaki bulgular tesbit edilirse meme biopsisi alınması mutlaka gerekir.

Radyolojik olarak tespit edilen önemli mammografik bulgular:

  • -Memede bir alanda kümelenmiş mikrokalsifikasyonlar.
  • -Sınırları düzensiz yumuşak doku yoğunluğu.
  • -Yumuşak doku yoğunluğu içinde veya çevresinde kalsifikasyon.
  • -Meme parankiminde asimetrik yerleşim.
  • -Önceki mammografide görülmeyen yeni bir anormal bulgu.

Memede ele gelmeyen ancak radyolojik olarak tespit edilen bir kitleden mutlaka ince iğne biopsisi yapılmalıdır. Mammografi senede bir kesinlikle tekrarlanmalıdır.

Op. Dr. Kutlugül YÜKSEL

Kadın Hastalıkları ve Doğum